Hukuk muhakemeleri kanunu değişiyor

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Üyesi Ömer Uğur Gençcan, mahkemelerindeki raflarda, 15 bin dosyanın incelenmeyi beklediğini belirterek, ''Günde 120 dosya inceliyoruz. Makul süre içinde karar vermemiz mümkün mü? Bir davanın dosyası, 15 ayda geliyor. 15 ayda çocuk ergen oluyor'' dedi.

22 Ocak 2009 Perşembe, 13:14
Abone Ol google-news

TBMM Adalet Komisyonu'nda, yargılamanın doğru, hızlı ve etkin yürütülmesini sağlamak için hazırlanan Hukuk Muhakemeleri Kanunu Tasarısının görüşmelerine bugün devam ediliyor.
Komisyon, tasarının görüşmelerine, dün kaldığı 29. maddeden itibaren başladı.

Tasarı üzerinde konuşan Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesinden Prof. Dr. Hakan Pekcanıtez, gizli olması rağmen herkesin dava dosyalarını incelediğini belirtti ve dosyaların, çelik dolaplarda saklanması gerektiğini söyledi.


"Köşkteki yemekte, usule uygunluk için vurgu yapıldı"

Tasarının, ''taraflar, dürüstlük kuralına uygun davranmak zorundadır'' maddesi üzerinde söz alan CHP Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün, yürütme, yargı ve yasama organlarının başkanlarına verdiği yemek ile ilgili görüşlerini açıkladı.

''Bu yemekte konuşulan konular arasındaki en önemli şey, usule uygunluk noktasında vurgu yapılmasıdır'' diyen Öztürk, usul olmadan esasa ilişkin konuların önemli olamayacağını vurguladı. Öztürk, hakimlerin karar verirken, kendi vicdanlarına göre değil, hukuk kurallarına göre davranması gerektiğini belirtti.

Prof.Dr. Pekcanıtez ise hakimlerin doğru karar verebilmeleri için, uzman olmaları gerektiğini, bunun için de eğitime ihtiyaç olduğunu ifade ederek, ''Hukuktaki dürüstlük konusunda daha önce 30 kez kanun çıkartıldı. Ancak, değişen bir şey olmadı. Demek ki kanun yapmakla bir şey değişmiyor. Eğitimle bu iş çözülmeli... Hakimlerin bu konuda iyi eğitilmesi gerekiyor'' diye konuştu.
 

"Dürüstlük kuralları, hukukun maymuncuk anahtarıdır"

TBMM Adalet Komisyonu Başkanı Ahmet İyimaya da ''Dürüstlük kuralları, hukukun maymuncuk anahtarıdır, açmadığı kapı yok'' dedi.

CHP Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk, ne tür yasa yapılırsa yapılsın, uygulamadaki aksaklıkların, gerçeklerin görmezden gelinemeyeceğini söyledi.

''Bugünkü süreçten kaygılı olduğunu'' ifade eden Köktürk, komisyonun, bu sürecin düzeltilmesine yönelik katkılar yapması gerektiğini bildirdi.

Günümüzde adaletin çok pahalı olduğunu dile getiren CHP'li Öztürk, ''Parası olmayan hakkını arayamıyor. 'Hukuk, parası olan için var' gibi bir düşünce var'' diye konuştu.

Hakim kendisi karar verebilecekken, gereksiz yere dosyayı bilirkişiye gönderdiğini söyleyen Öztürk, ''Kanun değişecek, ama belki bir çok kişi bunun farkında bile olmayacak. Öyle bir kanun yapmalıyız ki insanlar 'hukuk muhakemeleri kanunu değişti' diyebilmeli ve ona göre davranmalı'' dedi.
 

Makul süre tartışıldı

Komisyonda, tasarının, ''hakim, yargılamanın makul süre içinde yapılmasını sağlamakla yükümlüdür'' maddesi uzun süre tartışıldı.

CHP Ordu Milletvekili Rahmi Güner, sıkıyönetim mahkemeleri döneminde, 3-4 ayda iddianame hazırlanırken, günümüzde bu sürenin 1,5 yılda çıktığını söyledi.

Güner, ''Makul süre nedir, bu makul süre neye göre belirlenecek? Şimdi, insanların özgürlüğü ellerinden alınıyor, haksız yere gözaltına alınıyor ve tutuklanıyorlar. Ancak neden tutuklu olduklarını bilmiyorlar. Niye? İddianame hazırlanmadığı için. Ceza Kanununda olduğu gibi, bu makul süre beni ürkütüyor. Hukuk, bu kelimeden çok büyük bir yara aldı'' diye konuştu.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi üyesi Ömer Uğur Gençcan ise mahkemelerinin raflarında, 15 bin dosyanın incelenmeyi beklediğini belirterek, şöyle konuştu: ''Günde 120 dosya inceliyoruz, 17 tetkik hakimini dinliyoruz. Ben 20 yıldır bu dairedeyim. 20 yıl önce 7 tetkik hakimini dinliyorduk ama şimdi 17 tetkik hakimini dinlememize rağmen, dosyalara yetişemiyoruz. Kendinizi bizim yerimize koyun. Makul süre içinde karar vermemiz mümkün mü? Bir davanın dosyası, 15 ayda geliyor. 15 ayda çocuk ergen oluyor, dava reddedilirse de nafaka 15 ay boşuna ödenmiş oluyor.''
 

"Keyfilikten dolayı dosyalar birikiyor"

Gençcan'ın sözlerine katılmadığını belirten CHP'li Öztürk, hakimlerin ve mahkemelerin keyifliği nedeniyle davaların uzadığını söyledi.

''15 bin dosyanın birikmesi, hakimlerin usul hukukunu bilmemesinden mi ya da keyfiliklerinden mi kaynaklanıyor?'' diye soran Öztürk, ''Yargıtayın iş yükünü biliyoruz. Ama hukuktaki bütün sorunlar giderilmediği sürece dava dosyası 15 bin değil, 25 bin de olur. Doğru karar verilmediği sürece, dosyalar temyiz edilir ve Yargıtayın da iş yükü artar. Nasıl ormanı, orman işletmesi yok etmeye başlamışsa, hukuku da hukukçular yok etmeye başladı'' dedi.


"Türkiye, AİHM'de geciken adaletten dolayı mahkum olur"

Ahmet İyimaya, ''makul süre'' ile ilgili sosyolojik bir tespit yapılabileceğini, ancak bunun yerinin burası olmadığını söyledi.

Yargıtayda, incelenmesi için bir dosyaya 1,5-3 dakika süre düştüğünü ifade eden İyimaya, ''Peki, bu sorun Yargıtayın, hakimlerin sorunu mu? Hayır. Sistemin suçu, hepimizin müşterek sorunu. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde (AİHM), Türkiye'nin, geciken adaletten dolayı mahkum olmaması mümkün değil'' diye konuştu.

Tekrar söz alan Prof. Dr. Pekcanıtez, hukuktaki eğitimin önemine dikkati çekerek, Türkiye'nin, Avrupa'da sınav olmaksızın avukat olunabilen tek ülke olduğunu belirtti.

İspanya'dan mezun olan avukatların birçok Avrupa ülkesinde, uzman olmadıkları için işçi olarak çalıştırıldığını, bunu önlemek için de İspanya Kralının kanunname çıkarttığını ifade eden Pekcanıtez, Türkiye'nin de bu durumdan kurtulması gerektiğini bildirdi.
 

"Münasebetsiz dilekçe"

Komisyonda, ''münasebetsiz dilekçe'' konusu da tartışıldı. Prof. Dr. Pekcanıtez ve Yargıtay 2. Hukuk Dairesi üyesi Gençcan'ın da aralarında bulunduğu bazı kişiler ve komisyon üyeleri, ''münasebetsiz dilekçe'' tanımının tasarıda yer almasını isterken, Komisyon Başkanı İyimaya'nın da aralarında bulunduğu bazı komisyon üyeleri bu tanımın değiştirilmesini istedi.

Ömer Uğur Gençcan, her dilekçeyi ''münasebetsiz'' diye çevirmediklerini belirterek, bu gerekçeyle 20 yılda çevirdikleri dilekçe sayısının 3 olduğunu kaydetti. Gençcan, iade ettiklerinden birisinin, ''davalıyı bir kadınla cinsel ilişki kurarken gösteren fotomontaj bir fotoğraf olduğunu'' söyledi.