'Hükümet elini çabuk tutmalı'

TİSK, 10 ayda işsiz sayısının 1 milyon kişi arttığına dikkat çekerek, 2010'da da devamı öngörülen "kısa çalışma ödeneği" uygulamasına yönelik yasal ve idari süreçlerin tamamlanması açısından Hükümetin elini çabuk tutmasını istedi.

16 Ocak 2010 Cumartesi, 11:19
Abone Ol google-news

TİSK, Ocak 2010 İşgücü Piyasası Bülteni'ni yayınladı. Ocak Bülteni'nde Ekim 2009 Türkiye İstatistik Kurumu Hahehalkı İşgücü Araştırması Eylül-Ekim-Kasım verilerini değerlendiren TİSK, 2010'da, 2009'daki şekliyle devamına karar verilen "kısa çalışma" uygulamasına yönelik yasal ve idari süreçlerin tamamlanması açısından Hükümetin elini çabuk tutmasını istedi. Bültende, sanayideki mevcut üretim ve istihdamı destekleyecek, maliyetleri düşürecek tedbirlerin devreye girmesini isteyen TİSK, bu konuda sosyal sigorta prim yükünün ve enerji üzerindeki vergilerin hafifletilmesi özellikle önem taşıdığını vurguladı.

İşsiz sayısı 10 ayda 1 milyon kişi arttı

İşgücü piyasasında son bir yıllık dönemi özetleyen bültene göre Ocak 2009'da 3.9 puan olan ve Nisan'da 5 puana kadar çıkan yıllık artış, mevsimlik çalışmalar, kısa çalışma uygulaması ve KDV-ÖTV indirimlerinin etkisiyle yaz aylarından itibaren zayıflarken, Ekim'de 1.8 puan olarak ölçüldü. İşsiz sayısındaki artış da benzer bir eğilim gösterdi. Nisan'da yüzde 55.1'e çıkan işsiz sayısındaki artış Ekim 2009'da yüzde 20.8'e gerilese de artış eğilimini sürdürdü. İşsiz sayısı Kriz öncesi döneme göre (Ekim 2007 esas alındığında) yüzde 39.5 oranında arttı. Bir önceki döneme göre değişimde ortaya çıkan azalma eğilimi kısa vadeli mevsimsel etkiye işaret ederken, bir önceki yılın aynı dönemine göre artış olması ekonomideki küçülmenin yansımasıdır ve temel yapısal sorunların devam ettiğinin göstergesi oldu. 2009'un ilk on ayında bir önceki yılın aynı dönemine göre aylık ortalama işsizlik artışı 1 milyon kişi oldu.
 

İşsizlikte en büyük pay hizmetler sektörünün

İşsizlikteki artışın sektörel kaynakları incelendiğinde, Ekim ayı itibariyle hizmetler, sanayi ve inşaat sektörlerinin temel kaynaklar olduğu anlaşıldı. İş aramaya başlayan ilave 569 bin kişiden, 351 bini daha önce hizmetler sektöründe, 122 bini ise sanayi sektöründe çalıştı. 119 bin kişi ise inşaat sektöründe çalışırken işsiz kaldı. Kriz sürecinde inşaat sektöründen başlayan işsizlik artışı, sanayi ve hizmetler sektörlerine de yayılmış ve son aylarda etkisini en fazla sanayi ve hizmetlerde gösterdi. İşsizliğin sektörel kaynakları itibariyle en büyük pay hizmetlerindir ve payı yüzde 40.2'den yüzde 43.9'a çıktı.
 

Türkiye işgücü yapısına işsizlik hakim

İşsizlik oranının yıllık seyri incelendiğinde, işsizlikteki artış trendinin geçmişe göre zayıflamakla birlikte devam ettiği görüldü. İşsizlikteki artış eğilimi, ekonomik ve sosyal yapının en büyük tehdidi olarak varlığını sürdürdü. Son bir yılda işsiz sayısı 596 bin kişi artarken, istihdam artışı sadece 452 bin kişi oldu. Son bir yıllık dönemde Türkiye'de 1 milyon 22 bin kişi çalışanlara ve iş arayanlara katılırken, ayrıca 162 bin kişi de çeşitli nedenlerle işgücü piyasasının dışında kalanlar arasından ayrılarak işgücü piyasasına dahil oldu. Böylece işgücündeki artış, nüfus artışının üzerine çıkarken, çalışma çağındaki nüfus 860 bin kişi artarken, işgücü artışı 1 milyon 22 bin kişiyi buldu.
 

Ev kadınları ve mevsimlik işçiler işgücüne katılma oranını artırdı

Ev kadınları ve mevsimlik işçiler işgücüne katılma oranını artırdı. İşgücüne katılma oranı, Ekim 2009 döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre 1.2 puan artarak yüzde 48.8'e yükseldi. 2009'da, Ocak-Ekim dönemini meydana getiren ilk on ayda da anılan oranda yükselme yaşandı. İşgücüne katılma oranındaki söz konusu yükselişte kadınların ve gençlerin ağırlık taşıdığı görülürken, işgücüne katılım oranı, kadın nüfusta 2 puan, genç nüfusta 0.6 puan, erkek nüfusta 0.3 puan arttı. Öte yandan, bir yıl önce işgücü piyasasında bulunmayan 247 bin ev kadınının ve yine çoğu kadın 227 bin mevsimlik işçinin çalışma isteği ile işgücü piyasasına dahil olduğu anlaşıldı.
 

İstihdam kayıplarında sanayi ön plana çıktı

Toplam istihdam Haziran'dan Ekim'e 194 bin kişi azaldı. İstihdam kayıplarında ekonominin motoru olan sanayi ön plana çıktı. Tarım, finans ve devlet hizmetleri faaliyetlerinde istihdam yükseldi. TÜİK verilerine göre, toplam istihdamın bir önceki yılın aynı dönemine göre değişim seyri incelendiğinde, Temmuz ayından itibaren zayıf da olsa artış ortaya çıktığı dikkati çekti. Nisan ayında yıllık bazda yüzde 2.5 azalmış olan toplam istihdam Ekim'de yüzde 2.1 oranında arttı. Toplam istihdamda ortaya çıkan bu artış, ağırlıklı olarak tarım, finans ve devlet hizmetleri işkollarındaki yükselişlerden kaynaklandı. Tarım dışı istihdamdaki düşüş trendi Temmuz döneminden itibaren yumuşamaya başladı, Ekim döneminde, 2009'un başından bu yana ilk kez hizmetler sektörünün etkisiyle pozitife geçti.
 

Sanayide yıllık istihdam daralması 202 bin kişiyi buldu

Sanayide ise istihdamın azalış trendi devam etti. Öyle ki sanayideki yıllık istihdam daralması 202 bin kişiyi buldu. Mayıs döneminde yüzde 10'a ulaşan istihdamın yıllık azalış oranı Ekim döneminde yüzde 4'e gerilemiş olmakla birlikte pozitife geçemedi. Sanayi sektörünün toplam istihdamdaki payı kriz öncesine göre 1.9 puan azaldı.
 

İstihdam sadece 452 kişi arttı

İstihdam son bir yılda sadece 452 bin kişi artabildi. Bu artışta kırsal kesim ve kadınlar belirleyici oldu. Kadınların işgücüne katılım oranındaki 2 puanlık yükselme, daha ziyade kadın istihdamındaki 444 bin kişilik artıştan kaynaklandı. Kadın istihdamındaki söz konusu artışın yüzde 49'u hizmetler sektöründe, yüzde 44'ü tarım sektöründe ortaya çıktı. İstihdam edilen erkek sayısı ise sadece 9 bin kişi arttı. İstihdam kentsel yerlerde 38 bin kişi, kırsal yerlerde 414 bin kişi arttı. Genç istihdamı ise son bir yılda 33 bin kişilik kayba uğrarken, genç işsizlerin sayısı 116 bin kişi arttı.
 

Tarım dışı istihdamda 156 bin kişilik artış oldu

Son bir yılda tarım-dışı istihdam 156 bin kişi arttı. Tarım-dışı sektörde Ekim 2009 döneminde nispi bir iyileşme gözlemlendi. Ancak, Kriz öncesine göre bir kıyaslama yapıldığında, Ekim 2007 dönemine göre, tarım-dışı istihdamın toplam istihdamdaki payının 2.3 puan, istihdam düzeyinin 394 bin kişi azaldığı görüldü. Tarım ve hizmetler sektörleri erkekler ve kadınlar açısından istihdam yaratan en önemli sektörler oldu. Sanayi sektöründeki istihdam daralması ise 202 bin kişi (erkekler açısından 239 bin kişi) seviyesine tırmandı. Toplam istihdam açısından değerlendirildiğinde ise sanayi sektörü hariç olmak üzere tüm sektörlerin artırıcı yönde etki ettiği görüldü.
 

İşsizlik ödeneğine başvurular artıyor

İşsizlik ödeneğine aylık başvuru sayısı 2008'in bahar-yaz aylarında 20 binlerde seyrederken Ekim'de 28 bine çıktı. Daha sonra ekonomik kriz nedeniyle hızla artarak Ocak 2009'da 79 bine ulaştı. Başvuru sayısı, kısa çalışma uygulamasının etkisiyle izleyen süreçte azalırken, Ağustos'ta 38 bine geriledikten sonra Aralık'ta 43 bin seviyesine yükseldi. Dolayısıyla, işsizlik ödeneğine aylık başvuru sayısındaki hızlı artış eğilimi Şubat ayından itibaren azalış trendine girdi. Ancak Kriz öncesi düzeylere yaklaşamamıştır. Aralık 2009'daki işsizlik ödeneği başvuru sayısı Eylül 2008'e göre yüzde 152 oranında yüksek gerçekleşti.
 

İstihdam beklentileri kötümsere döndü

İstihdam ile ilgili olarak reel kesim ve tüketici beklentilerinde Nisan-Eylül döneminde nispeten artan iyimserlik eğilimi, Ekim 2009'dan itibaren yeniden kötümserliğe döndü. Gerek reel kesim katılımcıları ve gerekse tüketiciler, Hanehalkı İşgücü Anketi'nin en son açıklama dönemi olan Ekim 2009 dönemi sonrasında işgücü piyasasında sorunların artmasını beklediğine işaret etti.

Tüketicinin iş bulma umudu geriledi

Tüketicinin iş bulma ile ilgili güveninde, Aralık 2007- Aralık 2008 döneminde düzenli bir gerileme eğilimi gözlendi. 2007 yılı boyunca 85-90 endeks değeri aralığında kalan tüketicinin iş bulma güveni, Aralık 2008'de 63.4'e kadar geriledi. Ocak-Haziran döneminde kaydettiği göreli toparlanma eğilimi, Temmuz ayından itibaren gerileyerek Hanehalkı İşgücü Anketinin en son açıklama dönemi olan Ekim 2009'da 72.6'ya, Kasım ayında ise yüzde 72.3'e düştü. Güven endeksindeki azalma, işsizliğin ilerleyen aylarda artacağı beklentisini yansıttı.

Türkiye'de işsizlik sendromu gelişmekte olan ülkelere göre daha sancılı

ILO ve TÜİK verileri, Türkiye'deki işsizlik sendromunun Gelişmekte Olan Ülkelere göre daha sancılı biçimde seyrettiğini ortaya koydu. Türkiye Ekonomisinin hızla toparlanarak işsizliği de azaltması, sanayinin küresel rekabet gücüne bağlı. Oysa IMF World Economic Outlook Ekim 2009 tahminlerine göre 2010 yılında Türkiye yüzde 3.7 oranında büyürken, Gelişmekte Olan Asya Ülkeleri ortalama yüzde 7.3 oranında, yani Türkiye'nin yaklaşık iki katı hızla büyüyecekler.

Aynı kaynağa göre 2011-2014 döneminde büyüme hızının Türkiye'de yüzde 3.6; Gelişmekte Olan Asya'da 8.4; "yükselen ekonomiler" genelinde yüzde 6.4; Latin Amerika'da yüzde 4; Orta ve Doğu Avrupa'da yüzde 4.1 ve Dünya genelinde yüzde 4.4 olacağı tahmin ediliyor.