İlk çomak ABD’den

Erdoğan-Putin görüşmesi, hem Türkiye’yi hem bölgeyi şimdilik rahatlattı. Uzlaşıyla, İdlib’deki Türk askerlerinin güvenliği sağlandı. M-4 koridorundaki ve İdlib’deki terör gruplarının çıkarılması için zorlu bir süreç başlarken ateşkesle ilgili BM Güvenlik Konseyi’nin destek açıklamasını ABD engelledi.

07 Mart 2020 Cumartesi, 06:00
Abone Ol google-news

Rusya’nın BM Daimi Temsilcisi Vasiliy Nebenzya, BM Güvenlik Konseyi’ndeki (BMGK) kapalı oturumda Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Moskova’da vardıkları İdlib anlaşmasıyla ilgili ortak açıklama kabul edilmesini önerdiklerini ancak veto edildiğini belirtti. Bir diplomatik kaynak vetonun ABD’den geldiğini söyledi. Toplantının ardından açıklama yapan Rusya’nın BM Daimi Temsilcisi Vasiliy Nebenzya, meslektaşlarına Rus-Türk anlaşması hakkında bilgi verdiğini ifade etti.

Öte yandan Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas, gecikmiş olsa da ateşkes kararını memnuniyetle karşıladıklarını açıkladı. İnsani yardımların hayata geçirilmesi için taraflardan “güvenlik garantileri” verilmesini beklediklerini, bunun için de Rusya’dan Esad hükümetini ikna etmesini istediklerini kaydetti. Bu arada Hollanda Dışişleri Bakanı Stef Blok, İdlib’de uçuşa yasak bölge oluşturulmasını önerdi. “Avrupa ülkeleri, BM Güvenlik Konseyi üyelerini İdlib’de uçuşa yasak bölge ilan edilmesi için ikna etmekte istekli. Bu, sivillerin ölümünü engelleyebilir” dedi. 

‘MÜSLÜMANIN MÜSLÜMANLA SAVAŞI BİTER’ 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Rusya ile yapılan ateşkesle ilgili olarak “Temennimiz odur ki bu sürer” dedi. Cuma namazı için gittiği Büyük Çamlıca Camii’nde vatandaşlara seslenen ve Barış Pınarı Harekâtı’nda, İdlib’de, Libya’da şehitler verildiğini vurgulayan Erdoğan, “En sonunda masaya oturduk ve ateşkes ilanında anlaştık... Böylece Müslümanın Müslümanla böyle bir savaşı yapması da bitmiş olur. Hepsinden öte tabii bu süreç içerisinde duaların kabulüyle bu neticeye vardık” şeklinde konuştu.

‘KARA KEDİLER...’

Öte yandan Erdoğan, Rusya dönüşünde uçakta gazetecilerin sorularını yanıtladı. Rusya Devlet Başkanı Putin’le Suriye’nin yanı sıra Libya konusunu da ele aldıklarını söyledi. Türkiye-Rusya ilişkilerinin 5 yıldır iyi bir şekilde gittiği belirtilerek “Ne oldu da bu aralık ayından itibaren Putin birden tavır değiştirdi?” sorusu üzerine Erdoğan, “Aslında çok da bir farklılaşma olmadı. Zaman zaman uluslararası ilişkilerde buna benzer gelişmeler, iniş çıkışlar olabiliyor” yanıtını verdi. Erdoğan “Bizim şu anda Rusya ile olan ilişkilerimiz hiçbir şeye benzemez” diyerek savunma sanayisi, nükleer enerji, Türk Akımı, turizm konularındaki işbirliklerine işaret etti. “İkili ilişkilerimizin geldiği bu noktalarda bir de üçüncü ülkelerde beraber atabileceğimiz adımların planlamasını yaptığımız dönemi yaşıyoruz. Yani onun için de herhalde bir yerden şöyle kara kediler girmiş olabilir” dedi. “İsrail olabilir mi?” denmesi üzerine ise Erdoğan, “Yok. O kadar zayıf değil ” ifadesini kullandı. 

Daha önce Suriye için Putin’e telefonda söylediği “Aradan çekilin, bizi rejim ile baş başa bırakın” sözü hatırlatılarak “Görüşmede bu söylem gündeme geldi mi?” sorusuna Erdoğan, “Tabii bu konu tatlıya bağlanınca böyle bir şeyi söylemenin de artık anlamı kalmadı” yanıtını verdi.

‘SORUN PARA DEĞİL, LOJİSTİK’

İdlib için ateşkes kararı Avrupa Birliği (AB) cephesinde memnuniyetle karşılandı. AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikaları Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, Hırvatistan’ın başkenti Zagreb’de düzenlenen birliğin dışişleri bakanları toplantısı öncesinde gazetecilerin sorularını yanıtladı, uzlaşı için “iyi bir haber” yorumunu yaptı. “Ateşkes İdlib’deki insanlara yardımı artırmanın önkoşulu” diyen Borell, bu nedenle bu kararın nasıl uygulanacağını da yakından izleyeceklerini söyledi. Toplantının ardından Hırvat Dışişleri Bakanı Gordan Grlic Radman ile ortak basın toplantısında da Borrell, İdlib’deki insani felakete dikkat çekti. AB’nin sivillere yardıma hazır olduğunu, bunun Birleşmiş Milletler kurumları üzerinden ulaştırılması için de çalışmaların sürdüğünü açıkladı. İdlib’e mali yardımlar konusunda bir isteksizlik ya da kaynak eksikliği olmadığını savundu. Borell, “Sorun para değil, para var” diyerek yardımların ulaştırılması konusunda lojistik sıkıntılar yaşandığını söyledi. 

‘TÜRKİYE ERDOĞAN’DAN İBARET DEĞİL’

Suriye’nin geleceğini desteklemek için 29-30 Haziran tarihlerinde uluslararası katılımlı “Brüksel Konferansı” düzenlenmesi konusunda mutabakat sağlandığını da açıklayan Borrell, “Bu, Suriye ve bölgeye insani ve kalkınma yardımları taahhütleri için de fırsat oluşturacak” dedi. Hırvat bakan Radman ise Türkiye ile diyaloğun koparılmaması gerektiğini ancak Ankara’nın 2016 yılında imzalanan AB-Türkiye Mülteci Mutabakatı’nın öngördüğü yükümlülüklere uymasını beklediklerini söyledi. Türkiye ile sorunların diplomasi yoluyla çözümlenmesine odaklandıklarını belirten Radman’ın, “Türkiye’nin Erdoğan’dan ibaret olmadığını, Erdoğan’ın da tüm Türkiye’yi temsil etmediğini dikkate almamız gerekiyor. Türkiye çok büyük bir ülke” ifadeleri dikkat çekti.

‘ÇIKMAZ SOKAK’

İdlib uzlaşısı dış basında da geniş yer buldu. İngiliz Financial Times gazetesi, “Erdoğan’ın Putin’e yakınlaşması, Türkiye’yi zayıflattı” yorumunu yaptı. Financial Times’ın analizinde, “Türk lider, Putin’in anti-liberal kulübüne katılarak yeniden nüfuz ve prestij kazanabileceğini düşünüyordu. Ancak ülke içindeki karşıtlarının vurguladığı gibi Kremlin’in oyununa geldi. Geçen haftaki saldırının ardından sosyal medyayı kapatarak tartışmayı engellemesi de şaşırtıcı olmadı” ifadeleri kullanıldı. 

Times’ın haberinde, “Putin’in Türkiye’yle çatışma niyeti yoktu ve Erdoğan’a istediği her şey olmasa bile, bazı şeyler vermek zorundaydı. Erdoğan’ın bir tür güvenli bölge ve güney sınırındaki mülteci baskısının sona ermesini elde ettiği görülüyor. Daha da şaşırtıcı olanı anlaşmayla Türk ordusu, Esad ne kadar yasadışı bir işgal gücü olduklarını söylerse söylesin, M-4 Karayolu’ndaki ortak devriyeleriyle ‘egemen’ Suriye’de resmi bir rol oynayacak” denildi. Alman Reutlinger General-Anzeiger gazetesi yorumunda, “Erdoğan’ın kendisini İdlib’de çıkmaz bir sokağa soktuğu” görüşü aktarıldı.