'İnternet andıcı gerçek bir belgedir'

''İrtica ile Mücadele Eylem Planı'' davasının tutuklu sanığı Albay Dursun Çiçek, ''İnternet andıcı gerçek bir belgedir'' dedi.

02 Ağustos 2011 Salı, 08:54
Abone Ol google-news

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesince Silivri Ceza ve İnfaz Kurumları Yerleşkesi'ndeki salonda görülen duruşmada söz alan Albay Dursun Çiçek, ''Kamuoyunu Yönlendirme Amaçlı İnternet Siteleri'' iddianamesine değindi.

Çiçek, şunları kaydetti: ''İnternet andıcı gerçek bir belgedir. Bu sahte plan da (irtica ile mücadele eylem planı) gerçek olsa söylerim. Sürekli 'Böyle plan olmaz' diyorum. Belge değil, evrak değil, sadece bir kağıt parçası ama tutuklanmamıza yetiyor.''

Çiçek, dün başlayan ramazan ayının Türk milletine ve insanlık alemine hayırlı olmasını diledi. Çiçek, oruçlu olduğunu belirterek, ''Oruç tutmanın nedenlerinden biri de fakir ve yoksulun durumunu empati yaparak hissetmek. Yardımlaşma, adalet, doğruluk ve dürüstlük değerlerini geliştirmek. Bu değerler yargı etikleri açısından da olması gereken niteliklerdir. Buradaki herkesin bunlara sahip olduğuna ve görevini buna göre yerine getirdiğine inanmak istiyoruz. Akıl ve vicdana göre görev yapamıyorsanız ya vicdan azabı çekerseniz ya da geçen hafta ak saçlı Genelkurmay Başkanı örneğindeki gibi istifa edip görevi devredersiniz'' diye konuştu.

 

'Her sabrın bir sonu vardır'

Işık Koşaner ve kuvvet komutanlarının emekliliklerini istemesine de değinen Çiçek, ''Sayın Genelkurmay Başkanı ve kuvvet komutanlarımız halen tutuklu bulunan 250 TSK mensubuna yönelik tutuklamaların evrensel hukuk kaidelerine, adalet ve vicdani değerlere uygun olmadığını vurgulamış, soruna çözüm bulunmaması üzerine istifa etmişlerdir. Komutanlarımız mağdur edilen TSK personelinin hak ve hukukunu koruyamadıkları için kendilerine istifa etmekten başka bir seçenek bırakılmadığını kamuoyunu açıklamıştır'' ifadesini kullandı.

Çiçek, ''sahte belge üretim çetesi tarafından üretilen belgeler, dijital veriler ve gizlice yerleştirilen suç malzemeleri gerekçe gösterilerek yapılan tutuklamalar sonucu temel insan hak ve hürriyetleri ile mesleki gelişim imkanları çalınan ve masumiyet karinesi ihlal edilen askerlerin hukuksuzca tutuklandığını ve aileleriyle birlikte işkence çektirildiğini'' savunarak, konuşmasını şöyle sürdürdü: ''Ülkemizde huzur ve güveni sağlamak için canı ve kanı pahasına özveriyle görev yapmış TSK mensupları, ettikleri yeminin, orduya ve millete sadakatin, demokrasi ve hukukun gereği kendilerine reva görülen bütün haksızlıklara, hak ve adalet beklentisine sabır göstermektedir. Her sabrın bir sonu vardır. Hukuk ve yasaların uygulanmadığı bu davalarda Türk halkının gözünün içine baka baka söylenen 'Hukuki süreçler işliyor' ifadesine artık kimse inanmıyor. Önce vatan ve görev anlayışıyla yıllardır ihmal ettikleri aileleri ile cezaevi şartlarında görüşmek zorunda kalan ve uzun süreli tutuklamalarla mağdur edilen TSK mensupları, komutanlarının sineyimillete dönerek gösterdikleri fedakarlıklardan güç almışlardır. Bir ferdi olmakla onur ve şeref duyduğum yüce Türk milletinin ve onun çelikleşmiş ifadesi olan TSK'nın komuta kademesinde yıllardır görev yapan komutanlarımız, ettikleri yemine sadık kaldıklarını bir kez daha göstermişlerdir. Demokratik hukuk devleti olan ülkemizde komutanlık yaptıklarının bilinci ile istifa ederek tarihe not düşen komutanlarımız, devlet adamı kimlikleri ile insan odaklı yönetim anlayışını benimseyen liderlik vasıflarını göstermişlerdir. Başta terörle mücadele olmak üzere yıllardır emir ve komuta zinciri içinde omuz omuza görev yaptığımız komutanlarımızın istifa gerekçelerinde açıkladıkları güven ve desteklerine teşekkür ediyor, yeni yaşamlarında ailece sağlık ve esenlikler diliyorum.''

'Ordudan şerefimle ayrılmak istiyorum'

Albay Çiçek, 35 yıldır askerlik mesleğinde bulunduğunu ifade ederek, ''16 aydır hapiste bulunmam Türk milleti için kayıptır. 30 Ağustostan sonra emekli olacağım. Görevimi bizzat devretmek ve ordudan şerefimle ayrılmak istiyorum. Hasta anneme verdiğim elini öpme sözünü de yerine getirmek istiyorum'' diye konuştu. Çiçek, 30 yıllık bankacı olan eşinin kendisine daha yakın olmak için tayin istediğini ancak tayinin Ardahan'a yapıldığını belirterek, ''Bu durum ülke yönetiminde kin ve nefretin hakim olduğunu gösteriyor'' dedi.

''Balyoz Planı'' davası kapsamında ikinci kez tutuklandığını hatırlatan Çiçek, şunları kaydetti: ''Hak, hukuk ve adalet arıyoruz. Görevimiz başında çalışırken iftiralarla karşı karşıya geldik. Sahte 'İrtica ile Mücadele Eylem Planı' gerekçe gösterilerek 16 aydır tutuklu bulunuyorum. Niye tutukluyum, suçum ne sayın başkan? Aleyhimde bir nokta, bir virgül yok. Taleplerimizi reddediyorsunuz, yumruğu suratımıza vuruyorsunuz.''

Bunun üzerine, Mahkeme Heyeti Başkanı Hasan Hüseyin Özese, ''Kimseye yumruk vurmuyoruz. Yasalara uygun karar veriyoruz'' dedi. Çiçek, dün ifade veren gizli tanık ''Munzur''un doğru beyanlarda bulunmadığını savunarak, önce tahliyesine, daha sonra beraatine karar verilmesini talep etti.

 

Çiçek'in avukatı İrem Çiçek'ten açıklama

Duruşmada söz alan Dursun Çiçek'in avukatı İrem Çiçek, mahkemeye iki gizli tanığın beyanlarından fazlasını delilleriyle ispatladığını, ancak mahkemenin müvekkilinin lehine olan tüm delilleri hiçe sayarak verilen tutuklama cezalarına devam ettiğini savundu.
Çiçek, ''Kamuoyunu Yönlendirme Amaçlı İnternet Siteleri'' davasının ''İrtica ile Mücadele Eylem Planı'' davasıyla birleştirilmesi talebinine değinerek, şunları söyledi: ''Birleştirmedeki amaç, 'İrtica ile Mücadele Eylem Planı' iddialarını destekler herhangi bir delil, verilmiş bir emir, uygulamaya konulmuş plan ve gerçek bir yazı olmamasının delilleriyle ispatı sonucu kamuoyunun beklentilerini karşılamayan bu yargılamaya yeni bir sayfa açma girişimidir. Soruşturmayı yürüten savcı, adeta mahkeme yerine geçip, dosyanın birleştirileceğinden emin bir şekilde Dursun Çiçek'i şüpheli yapmayarak mahkemenize dosyayı göndermiştir. Ancak olması gereken, birleştirmeye mahkemenin karar vermesidir. 'İnternet Andıcı' soruşturması ile 'İrtica ile Mücadele' yazısı birbirinden tamamen farklıdır. İki yıl önce 'İnternet Andıcı' ile ilgili bilgiler zaten mevcutken iki yıldır açılmayan davanın ve bitirilmeyen soruşturmanın bugün açılması ve bitme aşamasına gelen bir dava ile birleştirilmesi, mahkemenizin adil bir yargılama yapmadığının göstergesi olacaktır.''

Müvekkili Albay Dursun Çiçek'in, ''İnternet Andıcı'' belgesinin gerçek olduğunu söylediğini hatırlatan Çiçek, ''Bunu sadece Dursun Çiçek söylemiyor, sanıklar da söylüyor. Dursun Çiçek, 'Islak imza da gerçek olsa, onu da söylerim' diyor. Müvekkilim aleyhinde mahkemenize ulaşmış bir belge yoktur'' diye konuştu. Öte yandan, Emniyet Genel Müdürlüğünden mahkemeye ulaşan yazıda, ''Dursun Çiçek'in 1 Ocak-1 Haziran 2009 tarihleri arasında Erzincan'a gidip gitmediğiyle ilgili kayıtlarımıza intikal etmiş bir bilgi ve belgeye rastlanılmamıştır'' denildi. Öte yandan, ''Kamuoyunu Yönlendirme Amaçlı İnternet Siteleri'' iddianamesinin ''İrtica ile Mücadele Eylem Planı'' iddialarına ilişkin dava ile birleştirilmesi ve Ege Ordu Komutanı Orgeneral Nusret Taşdeler'in de aralarında bulunduğu 22 sanık hakkında yakalama emri çıkarılması yönündeki talebe ilişkin kararın yarın ya da önümüzdeki hafta açıklanabileceği bildirildi.

12 Eylül'e ertelendi

''İrtica ile Mücadele Eylem Planı'' davasının bir sonraki duruşması 12 Eylül'de yapılacak.
İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, sanık ve avukatların taleplerini duruşmaya verilen arada değerlendirdi.

Mahkemeye heyeti, sanık Albay Dursun Çiçek'in, iddia makamının, kendisi ile dosyada ismi geçen Astsubay Şenol Bozkurt hakkındaki irtibatı açıklaması ve dosyadan evrak çıkartılması taleplerini, usuli ve yasal dayanağı olmadığı gerekçesiyle reddetti.

Sanık Çiçek'in, gizli tanıkların telefon kayıtları ve banka hesaplarının incelenmesi talebinin de reddini kararlaştıran mahkeme heyeti, bu kişilerin tespit edilen HTS dökümleri ve banka hesaplarının sadece mahkemenin incelemesine esas olmak üzere getirtilmesine hükmetti.

Mahkeme heyeti, gizli tanık ''Ethem''in bir sonraki duruşmada hazır edilmesi için Erzincan Tanık Koruma Büro Amirliğine yazı yazılmasını kararlaştırdı.

Atılı suçların işlendiği konusunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığının devam ettiğini ve delilleri karartma ihtimalinin bulunduğunu belirten mahkeme heyeti, Dursun Çiçek, Serdar Öztürk ve Mehmet Deniz Yıldırım'ın tutukluluk halinin devamına karar verdi.

Tutuklu 3 sanıkla birlikte toplam 7 kişinin yargılandığı davanın bir sonraki duruşması 12 Eylül'de yapılacak.