'İran'a ambargo hiçbir zaman reçete olamadı'

DEİK/TAİK Başkanı Haluk Dinçer, Türk-ABD İş Konseyi oluşumuna ilişkin olarak, hiçbir şekilde hükümetin arkasında olduğu, Türkiye ve ABD'nin bakanlarının liderlik ettiği bir örgütün DEİK'in bir konseyine rakip olacağına inanmadığını belirterek, ''Bu, bizim çalışmalarımızı tamamlayıcı, her iki ülkenin hükümetlerinin diyaloğunu artırıcı bir yapı olabilir'' dedi.

29 Eylül 2010 Çarşamba, 07:25
Abone Ol google-news

Bu yılın Nisan ayında yapılması planlanan, ancak Ermeni Soykırımı Yasa Tasarısı nedeniyle ertelenen Dış Ekonomik İlişkiler Konseyi/Türk-Amerikan İş Konseyi (DEİK/TAİK)-American Turkish Council-American Friends of Turkey (ATC-AFOT) Ortak Yıllık Konferansı, 17-20 Ekim 2010 tarihleri arasında Washington'da gerçekleştirilecek. DEİK/TAİK Başkanı Haluk Dinçer, konferansa ilişkin düzenlenen toplantıda yaptığı konuşmada, bu yıl 29. kez düzenlenecek konferansın ana temasının ''2010: Ortak Hedeflere Ulaşmak'' olduğunu, konferansta her iki ülkenin siyasi ve ekonomi ilişkilerinin yanı sıra, hangi sektörlerde ortak çalışmalar, yatırımlar yapılacağı konusunun ele alınacağını belirtti.

Türkiye'nin, ABD'nin bölgedeki en önemli stratejik ortaklarından biri olduğunu ifade eden Dinçer, Türkiye ve ABD'nin stratejik önceliklerinin büyük ölçüde örtüştüğünü, ancak 3. ülkelerle ilgili bazı konularda zaman zaman yöntem konusunda sıkıntı yaşanabildiğini, iki ülke arasındaki siyasi ilişkilerin algılandığından daha iyi olduğunu söyledi.
 

'İran konusunda daha katı kurallar empoze etmeye çalışıyorlar'

İran ile ilgili BM'nin yaptırımlar kararına Türkiye'nin uyduğunun altını çizen Dinçer, ABD ve Avrupa'nın bu konuda Türkiye ve bazı ülkeler üzerinde daha katı kurallar empoze etmeye çalıştığını kaydetti. Haluk Dinçer, Türkiye için önemli bir komşu ülke olan İran'ın, dünyanın en büyük petrol üreten ülkelerden biri olmasına rağmen işlenmiş petrol ürünleri konusunda ihtiyacının yüzde 40'ını ithal ettiğini, bunun kaynaklarından biri Türkiye iken son dönemde ABD'nin uyguladığı veya Türk şirketleri üzerine uygulamaya çalıştığı kısıtlamalar nedeniyle sıkıntılar yaşandığını ifade etti.

İsrail ile ilişkilere de değinen Dinçer, Mavi Marmara baskınından sonra oldukça sıkıntılı döneme girildiğini, BM'nin İnsan Hakları Komisyonu raporunun Türkiye'yi uluslararası arenada çok avantajlı pozisyona getirdiğini vurguladı. Haluk Dinçer, ''Biz iş dünyası olarak ilişkilerin normalleşmesini ve Ortadoğu'ya barış gelmesini arzu ediyoruz. Ama mevcut koşullarda bunun yakın dönemde olmasını pek mümkün görmüyoruz. Türkiye'nin burada arabulucu rolünü oynamadan bu sorunların üstesinden gelinebileceğini pek zannetmiyoruz'' dedi.
 

'Bölgesinde böylesine güçlü bir hikaye yok'

Türkiye'nin son yıllarda kaydettiği gelişmelere işaret eden Dinçer, ''Türkiye, 2001 sonrasında dünyayı şaşırtacak bir performans izledi. Öyle ki bölgesinde böylesine güçlü bir hikaye yok. Türkiye, ABD şirketleri için Ortadoğu, Doğu Avrupa, Güney Batı Asya ve Kuzey Afrika'da iş yapma konusunda doğal bir müttefik'' diye konuştu. İşbirliği yapılabilecek sektörlere de değinen Dinçer, savunma sanayinde ABD ile 3. ülkelerde hem ihracat hem ortak projeler konusunda ciddi iş fırsatları olabileceğini belirtti.

Enerji alanında TPAO'yu aktif bir oyuncu olarak gördüklerini anlatan Dinçer, TPAO'nun önümüzdeki dönemde yüzde 49'unun özelleştirilmesinin söz konusu olabileceğini, bunun da ABD'li şirketler için bir fırsat yaratabileceğini vurguladı. Nükleer enerji konusunda da ABD'li şirketlerin iddialı olduğunun altını çizen Dinçer, Türkiye'nin uzun vadede enerjisinin bir bölümünü nükleerden sağlama planı çerçevesinde yine ABD'li şirketlerin önemli rol oynayabileceğini söyledi.
 

'Rekabet eder nitelikte değil, işi tamamlar nitelikte olur'

Konuşmasının ardından soruları da yanıtlayan Haluk Dinçer, ''Türk-ABD İş Konseyi'' oluşumuna ilişkin sorular üzerine şöyle konuştu: ''Model ortaklık, bizim iş konseyimizle rekabet eder halde değil, bizim yaptığımız işi tamamlar nitelikte olur. Kurulacak örgütün misyonu, vizyonu konusunda önümüzdeki günlerde açıklama yapılacağını bekliyoruz. Burada en temel farklılık, her iki ülkeden iki bakanın liderliğini yapacağı iş konseyi olması... Hiçbir şekilde hükümetin arkasında olduğu, iki ülkenin bakanlarının liderlik ettiği bir örgütün DEİK'in bir konseyine rakip olacağına inanmıyorum. Bu, bizim çalışmalarımızı tamamlayıcı, her iki ülkenin hükümetlerinin diyaloğunu artırıcı bir yapı olabilir.''

'Amerikan tutumunu biraz şov niteliğinde görüyorum'

İran ile ilgili sorulara da Dinçer, ''İran'a şimdiye kadar defalarca ambargo uygulandı. Ambargo hiçbir zaman reçete olamadı. İran hala var, İran hala ayakta. İran bizim doğal ticari partnerimiz. Türkiye'nin İran ile ticareti bence yetersiz. Birbirimize ihtiyacımız var. Amerikan tutumunu biraz şov niteliğinde görüyorum. Kasımda yapılacak seçimleri gözönünde bulundurursak...'' yanıtını verdi.

TAİK Başkan Yardımcısı Şerif Egeli de ''Amerika'ya rağmen iş yapılması mümkün mü?'' sorusu üzerine, ''Mümkün. Onlar herşeyi kendi ülkelerindeki evet ya da hayıra göre değerlendiriyorlar. Onların eveti Riyad'da, Şam'da, Tahran'da evet olmayabilir. Bu nedenle ABD'lileri ikna edip dünyanın bu tarafının bambaşka realiteye sahip olduğunu anlatmamız gerek. Onun için ben Amerika'nın, Türkiye-İran ticaretini durdurabileceğini hiçbir şekilde zannetmiyorum. Çünkü Türkiye, İran'ın en büyük komşusu. Buna mani olamazsınız. İmkanı yok'' şeklinde konuştu.

'Ambargoyu delici somut örnek yok'

DEİK Genel Sekreteri Ufuk Yılmaz da ''Şu ana kadar ambargoyu delici faaliyetler anlamında bize iletilen ne somut bir örnek var, ne de 'deliyorsunuz' diye bir yaklaşım var. Hatta ABD'nin İran'a ihracatı bizim İran'a ihracatımızdan daha fazla artıyor'' dedi. Türk-ABD İş Konseyi ile ilgili ise Yılmaz, ''Aslında oluşumun adı iş konseyi olmasaydı çok fazla bizden yana negatif, sorgulayıcı bir yaklaşım olmayacaktı. Bunun da diğer mekanizmalar gibi daha çok devletten devlete, iş dünyasının da içinde olacağı bir mekanizma olacağına, TAİK'in bunu tamamlayıcı nitelik taşıyacağına inanıyorum. İş konseyi yerine, iş forumu denseydi belki kafalar karışmayacaktı. İsimlendirmeden dolayı hassasiyet çıktığını düşünüyoruz'' değerlendirmesi yaptı.

TAİK Yürütme Kurulu Üyesi Cüneyd Zapsu da Türk-ABD İş Konseyi tartışmalarına ilişkin, ''Keşke başarılı olsa ve biz de evimize gidebilsek. Sayın Başkan da bizler de şan şöhret peşinde değiliz. Ama (başarılı) olabileceğine pek inanmıyorum'' dedi. İran konusuyla ilgili ise Zapsu, ''Bizim kendi doğrularımızı anlatmamız veya anlatmaya çalışmamız lazım. İran'ı da anlatmamız lazım. Olabilir, olmaz o ayrı bir konu'' yorumunu yaptı.

Ortak yıllık konferans

Verilen bilgiye göre, DEİK/TAİK-ATC-AFOT Ortak Yıllık Konferansa bu yıl 700 kişinin katılması ve katılımın yüzde 60'ının ABD'den, yüzde 40'ının Türkiye'den olması bekleniyor.
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül, Devlet Bakanı Zafer Çağlayan'ın katılım teyidinin verildiği, Savunma Sanayi Müsteşarı Murad Bayar ile TOBB/DEİK Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu ve DEİK/TAİK Başkanı Haluk Dinçer'in de katılacağı konferansa Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, ABD Savunma Bakanı Robert Gates ve ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton davet edilenler arasında yer alıyor.

''2010: Ortak Hedeflere Ulaşmak'' temalı konferansta ABD ve Türkiye'deki değişen iş ve yatırım ortamlarına dair görüş alışverişinde bulunmak üzere AB, bankacılık ve finans, dış ilişkiler, enerji, güvenlik/savunma, inşaat, ticaret ve yatırım alanlarında paneller düzenlenecek. Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Koç'un da konferansa katılarak bir konuşma yapması bekleniyor.