İşgal altında Yemen -3: Biden da farklı değil

Hangi ABD Başkanı gelirse gelsin ABD’nin Yemen “politikası” değişmiyor. Obama’nın sekiz yıllık yönetimi boyunca ülkeye 185 hava saldırısı yapıldı. Trump ise 4 yıllık döneminde tam 200 saldırı gerçekleştirdi.

12 Nisan 2021 Pazartesi, 02:00
İşgal altında Yemen -3: Biden da farklı değil
Abone Ol google-news

Suudi öncülüğündeki işgalcilere kendi ürettiği silahları satıyor ABD’de. Trump döneminde 225 milyon dolarlık silah anlaşması yapmışlardı Suudilerle. Kendi çıkarları için Yemen’e saldırrtıkları “müttfikine” aynı zamanda silah da satıyordu yani. Ancak, ABD yapımı silahların kullanıldığı hava saldırılarında sivil ölümlerin saklanamayacak kadar fazla oluşu, ayrıca gazeteci Cemal 2018'de İstanbul’da vahşice öldürülmesindeki Suudi rolünün ortaya çıkması, Amerika Birleşik Devletleri ile diğer Batılı güçlerin Suudi Arabistan’a hem silah satışlarını sınırlamasına, hem de işgal güçlerinin kullandığı savaş uçaklarının yakıt ikmalini sınırlamasına yol açtı.  Ama bu sınırlamada asıl faktör, işgal güçlerine verilen silahların El Kaide ile Husi savaşçılarının eline geçeceği endişesiydi, sivil kayba aldırdıkları yoktu elbette. Aldırmış olsalardı Donald Trump, Suudi Arabistan’a silah satışlarını durduracak yasaları tam üç kez veto etmezdi.

Başkanlığa seçildikten kısa bir süre sonra Joe Biden Suudi Arabistan’a Yemen’de vereceği desteği keseceğini söyleyerek ülkeye özel bir elçi atamasına, yani diplomatik kanalları kullanacağının sinyalini vermesine rağmen  “terörle mücadele” politikası(!) elbette değişmeyecek ABD’nin. Dolayısıyla bu “politikasında” en büyük müttefiki olan Suudi Arabistan’ı desteklemeye devam edecek elbette. Ediyor da zaten. Söyledi de Biden: ““IŞİD ve El Kaide’ye yönelik operasyonlar bu kararın kapsamına girmiyor.”

ABD’nin “terörle mücadelesi”nin gerekçesi Yemen’de de farklı değil. Bu ülkede uzun süre etkin olmuş El Kaide ile benzeri cihatçı gruplar her zaman açık ya da dolaylı bir müdahaleye gerekçe oldu ABD için. Hangi ABD yönetimi/Başkanı gelirse gelsin ABD’nin Yemen “politikası” değişmiyor. Barack Obama’nın sekiz yıllık yönetimi boyunca ülkeye 185 hava saldırısı yapıldı.  Trump ise bir dönem (4 yıllık) döneminde tam 200 saldırı gerçekleştirdi. Bu saldırılarda El Kaide’nin eski liderlerinden Nasır el Ayşi ile USS Cole adlı ABD savaş gemisine saldırıyı organize ettiğine inanılan üst düzey El Kaide yöneticisi Cemal el-Bedevi öldürülmüştü. Bu saldırılarda yüzlerce yüzlerce sivil de yaşamını yitirmişti.  

El Kaide (Arap Yarımadası El Kaidesi) 90’lardan beri ülkede faaliyette. 2015’de Mukalla kentini ele geçirmiş, çoğu örgüt mensubu 300 mahkumu serbest bırakmıştı. 2016’da Suudi liderliğindeki işgal güçleri çıkarıncaya kadar da Aden’e doğru yayılmıştı. Şu önemli; Biden’ın Suudilere desteği keseceğini söylemesinin bir nedeni daha var; ülkedeki işgal güçlerinin hava saldırıları ile mevcut genel istirarsızlık ABD’nin sözde “terörle mücadele”sini engelliyor Biden’a göre. Bu arada Yemen’de Amerikalılar tarafından yürütülen savaşa dair pek az “resmi onay” var çünkü birçok saldırı ordu tarafından değil, CIA tarafından koordine ediliyor.  

İŞGAL NELERE YOL AÇTI?

Suudi önderliğindeki işgal çoğu sivil, 100 binden fazla insanın ölümüne yol açtı.  Milyonlarca Yemenli en temel gereksinimlerinden yoksun durumda.  Yemen Arap dünyasının en yoksul ülkesiydi, hala öyle. Yoksulluk oranı yüzde 50’yi aşıyor. Bir BM raporu, Yemen'deki otuz milyon insanının yarısından fazlasının 2021 ortasına kadar kriz düzeyinde gıda güvensizliği yaşayacağını ortaya koydu. Sonu geldiği sanılan hastalılar belirdi ülkede. 2019'da yedi yüz bine yakın kolera vakası görüldü. Kasım 2020'de BM Mülteci Ajansı 2015'ten bu yana savaşın (bir milyonu ülke içinde) üç milyondan fazla insanı yerinden ettiğini bildirdi. İşgal güçleri tarafından uygulanan dört yıllık kara, deniz, hava ablukası durumu daha da kötüleştirdi. Yaşamsal önemdeki gıda, ilaç tedariki mümkün olamıyor. 

ÇÖZÜM ÇOK ZOR

BM destekli barış görüşmelerinde, 2018 Stockholm Anlaşması’yla Hudeyde kentinde savaşın önlenmesi gibi, zaman zaman ilerlemeler kaydediliyor ama Suudi Arabistan, BAE ülkelerin de dahil olduğu bölgesel aktörlerin aralarındaki başta rekabet olmak üzere yaşanan gerginlikler kalıcı bir çözümü engelliyor. Olması gereken öncelikle Suudi öncülüğündeki işgal güçlerinin ülkeyi terk etmeleri. Bu sorunu elbette tamamen çözmeyecek; çünkü birleşik bir Yemen emperyal aktörlerin istediği bir durum değil. Herkes “kendi Yemeni” ile çıkarlarını korumanın peşinde. 

Bu nedenle Yemen’de olana bitene sadece Suudi-İran rekabeti ya da mezhep çatışması diye bakmak yanıltıcıdır. Küresel güçler stratejik önemdeki yoksul bir ülkede egemenlik kavgası veriyor, olan bu.

Çözüm elbette çok zor.