İSİG Meclisi: Salgının ilk ayında 52 işçi koronavirüs nedeniyle yaşamını yitirdi

İSİG Meclisi, salgının ilk ayında çalışma yaşamında karşılaşılan sorunlara ilişkin rapor hazırladı. Raporda, Türkiye'de ilk koronavirüs vakasının açıkladığı 11 Mart ile 10 Nisan arasındaki dönemde 52 işçinin koronavirüs nedeniyle hayatını kaybettiği açıklandı.

17 Nisan 2020 Cuma, 15:26
Abone Ol google-news

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG) ilk salgın vakasının açıklandığı 11 Mart 2020 ile 10 Nisan 2020 tarihi arasını kapsayan rapor hazırladı.

Rapora göre, ilk ay en az 52 işçi Kovid-19 nedeniyle yaşamını yitirirken, salgın fabrikalarda yayıldı. Virüs nedeniyle hasta ve ölüm oranlarının yüksek olduğu yerlerin işçi yoğun kentler olmasının salgının sınıf sorununa dönüştüğünü gösterdiği belirtilen raporda, "Başta üretimin her koşulda sürdürülmesi gibi tüm patron yanlısı politikaların önüne geçilmezse salgının en ağır bedelini işçiler ödeyecektir" uyarısı yapıldı.

EN AZ 52 KİŞİ YAŞAMINI YİTİRDİ

Yaşamını yitiren 52 kişinin 40’ının ücretli, 13’ünün ise kendi nam ve hesabına çalışanlardan oluştuğu ifade edilen raporda, "Ölenlerin 45'i erkek, 7'si kadındı. Kovid-19 sonucu yaşamını yitiren emekçilerin yaş ortalaması 51. Bu durum özellikle Türkiye’de genç yaşlarda kronik hastalıkların başladığı ve emeklilik yaşının 50’li yaşlara çekilmesinin bir kanıtıdır da" dendi.

Rapora göre ölen işçilerin işkollarına göre dağılımı ise şöyle: Ticaret/büro işkolunda 15, sağlık işkolunda 12, konaklama işkolunda 7, belediye/genel işler işkolunda 5, tekstil işkolunda 2, bankacılık işkolunda 2, metal işkolunda 2, güvenlik işkolunda 2, madencilik işkolunda 1, kimya/lastik işkolunda 1, ağaç/kağıt işkolunda 1, basın işkolunda 1 ve enerji işkolunda 1 işçi yaşamını yitirdi.

Yaşamını yitirenlerin en az 7’sinin sendika üyesi olduğu belirtildi. Bu sürecin bedelini işçilerin ödememesi için -zorunlu mal ve hizmetlerin üretildiği sektörler dışında- tüm sektörlerde üretimin durması istendi.

İŞÇİLERİN MÜCADELESİYLE ÜRETİME ARA VERİLDİ

Üretimin devam etmesi ve alınmayan önlemlerin salgının büyük bir hızla yayılmasına davetiye çıkardığı kaydedilen raporda, "11 Mart-10 Nisan tarihleri arasında en az 159 işyerinden 855 arkadaşımızın testlerinin pozitif çıktığını tespit ettik. Salgının başından bu yana, işyerlerinde temel eğilim kovid-19 vakası çıkmasına rağmen üretimin/hizmetin çoğu zaman hiçbir ek önlem alınmaksızın sürdürülmesi olmuştur. İşyerlerinde Kovid-19’a yakalanan işçi sayısı giderek artarken, bazı işyerlerinde ise pozitif vakalar gizlenmiş ya da bilinmesine rağmen hiçbir önlem almadan üretime devam edilmiştir. Salgının ilk bir ayında, üretime tedbir amaçlı ara veren işyeri oldukça azken, bu süreçte tespit edebildiğimiz 107 işyerinde üretime/hizmete ara verilmiş, üretime ara veren işyerleri ağırlıklı olarak işyerinde Kovid-19 vakalarının görülmesi ya da işçilerin mücadeleleri sonucu üretime ara vermek durumunda kalmıştır" dendi.

PATRONLAR FIRSATA ÇEVİRDİ

Patronların salgını fırsatçılığa çevirdiği belirtilen raporda, Salgının ilk bir ayında 81 işyerinde işten çıkarmalar yaşandığı belirtilerek, 303 işyerinde işçilere ücretsiz izin dayatması yapıldığı bilgisi verildi. İşten atılmasa da üretimin/hizmetin durmasından kaynaklı fiili olarak işsiz kalan işçilerin sayısının da dikkat çekici olduğu belirtilen raporda, tespit edilebilen 251 işyerinde işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerinin alınmadığı ve işçilerin salgına yakalanmaya açık halde çalışmaya zorlandığı ifade edildi.

Hükümetin koronavirüse karşı mücadele tedbirlerinin de eleştirildiği raporda, "Salgın sürecine ayrılan kaynakların nasıl kullanılacağına ilişkin ‘Ekonomik İstikrar Kalkanı Paketi’, yaş sınırlamalı sokağa çıkma yasağı, 20 yaş altına uygulanan sokağa çıkma yasağının işçilerde istisna olması, şehirler arası geçiş yasağında işçilerin istisna tutulması, işçi eylemlerini yasaklayan valilik kararları, işyerinde alınmayan önlemleri deşifre eden sendikacıların gözaltına alınması gibi uygulamalar üretimin her koşulda devam ettirileceği bir politikayı net bir biçimde ortaya koymuştur. Salgın dönemi, hem üretim ilişkilerinde hem siyasi karar alma süreçlerinde mevcut sınıfsal ayrımı keskinleştirmiş ve görünür kılmıştır" dendi.

Kaynak: Evrensel