"İstanbul'da yaşam kalitemiz artmadı, azaldı"

CHP İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan aday adayı Ercan Karakaş, İstanbul'da yaşamaktan bir İstanbullu olarak memnun olmadığını söyledi ve İstanbul'da yaşanan yoksulluğu eleştirdi.

09 Ocak 2009 Cuma, 08:27
Abone Ol google-news

Aday olma nedenlerini, sosyal demokrat belediyecilik anlayışını ve projelerini anlatan CHP İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan aday adayı Ercan Karakaş İstanbul'da yaşanan yoksulluğu ve yoksullara yardım yöntemini eleştirdi.

Karakaş, "Böylesine her yönden zengin bir kentte bu kadar büyük bir yoksulluk yaşanması kabul edilebilecek bir şey değil. Demek ki, yeni yerel yönetim anlayışında, kentteki bu işsizlerle ve yoksullarla daha ciddi olarak ilgilenilmesi gerekiyor. Ama bu sadaka kültürü ile olmaz. Bir sosyal devletin, modern bir sosyal devletin yapması gerekenleri yapmak öncelikli mesele olmalı" dedi.

Karakaş, İstanbul'da Türkiye nüfusunun yaklaşık yüzde 20'si yaşadığını belirterek, "Türkiye ekonomisinin ürettiği her şeyin yüzde 50'si İstanbul'un katkısıyla oluşuyor. İstanbul bilim ve üniversite kenti. Medya burada, bütün toplumsal hareketler burada şekilleniyor. Siyaset, ideoloji burada daha çok tartışılıyor. Aynı zamanda meslek örgütleri, sendikalar gibi örgütlü toplum kesimleri de İstanbul'da çok yoğun. Bunlar İstanbul'un zenginliği" diye konuştu. Karakaş şöyle devam etti:
"Maalesef İstanbul'un bir yoksul yanı da var. Çünkü İstanbul'a göç eden insanlar genelde bir meslek sahibi olmadığı için kolay iş bulamıyorlar. Dolayısıyla İstanbul'un yoksulu da, işsizi de çok fazla. Böyle bir kent İstanbul, her şeyi var!"

İstanbul'da yaşamaktan bir İstanbullu olarak memnun olmadığını kaydeden Karakaş, "İstanbulluların yaşam kalitesi artacak yerde azalıyor. Son beş yılda bu açıdan bir ilerleme olmadı. İstanbul daha yaşanır bir kent haline dönüşmedi. Bunu ulaşımda görüyoruz, yerleşimde görüyoruz, yeşil alanların giderek yok olmasında görüyoruz, meydanların yok olmasında görüyoruz" diye konuştu.

İstanbul'un aynı zamanda bir kültür kenti olduğunu ifade eden, Karakaş sözlerini şöyle sürdürdü:
"İstanbul aynı zamanda bir kültür kenti. Kültür ve sanata katılım herkesin hakkıdır, ama kültür sanat kurumları kentin merkezlerinde yoğunlaşmış durumda. Çevreye doğru gittiğiniz zaman yok. Bütün bunlara baktığınız zaman, İstanbul kültürel mirası ve tarihiyle yine çok önemli ama, içinde yaşayanlara keyif vermiyor."

 

"İstanbul'un en büyük zenginliği, farklı renkleri"

Karakaş, İstanbul'un çok karmaşık bir yapısı olduğunu ifade ederek, "Her sosyal sınıftan, her etnik kökenden, her kültürden insan var. Aynı zamanda farklı kültürlerin, farklı kimliklerin etkileşim içerisinde olduğu, kültür üreten bir kent. O yüzden, yerel yönetimler de kentin bu özelliklerini dikkate alarak siyaset üretmeliler. Farklı kültürlerin, farklı dinlerin, farklı kimliklerin, sınıfların, gelir gruplarının bir arada olması şehirde bir canlılık yaratır" dedi.

"İstanbul'un tarihinden gelen hoşgörü de burada çok önemli" diyen Karakaş bu durumun önemli bir zenginlik olduğunu belirtti. Karakaş, "Bu, müthiş bir zenginlik. Ama bir süredir bu göz ardı ediliyor ve bir tektipleştirme politikası güdülüyor. Bu tabii ki, ülkenin genel siyasetiyle de ilgili bir şey" dedi.

 

"İstanbul'u değiştirmek için adaylığa talibim"

CHP'den İstanbul Büyükşehir Belediyesi için aday adayı olmasının nedeni ile ilgili olarak şunları söyledi:
"Konuştuğumuz bütün bu sıkıntıları yaşayan bir İstanbullu olarak, yeteri kadar da siyasi deneyim ve birikime sahip olduğumu da düşünerek, bu göreve talibim. Bu nedenle CHP'ye başvurdum. En önemlisi şuna inanıyorum; İstanbul'u değiştirmek mümkün. Ama bunun için öncelikle bugün var olan yerel yönetim anlayışının radikal bir biçimde değiştirilmesi gerekiyor. Ben yerel yönetimlerle öteden beri ilgileniyorum; dünyadaki gelişmeleri de yakından takip etmeye çalışıyorum. Biz, bugünkü yerel yönetim anlayışı yerine gerçekten katılımcı, saydam, demokratik ve halkın, sivil toplumun karar sürecine katılacağı bir yönetim oluşturacağız. Bu ülkede eğer demokrasi derinleşecekse, kök salacaksa, bunun pratiğinin yaşanacağı yerler yerel yönetimlerdir. Demokrasi artık önüne bir sıfat koymadığında bir anlam ifade etmiyor. Yani demokrasi artık katılımcı demokrasi olmalıdır. Katılımcılık demek; en küçük yerleşim biriminden, mahalleden başlayarak, halkın kentiyle ilgili meselelerde doğrudan söz sahibi olmasıdır. Bunun mekanizmalarının kurulması gerekiyor. Ama, AKP anlayışında bu yok, bütün kararlar tamamen yukarıdan tepeden alınıyor."