"İsviçre, hoşgörüsüzlük müzesi olmasın"

İsviçre'deki minare yasağına Türkiye'den de tepkiler geliyor. Başmüzakereci Egemen Bağış, ''İsviçre, Avrupa'nın ortasında bir açık hava hoşgörüsüzlük müzesi olmamalıdır'' derken, Devlet Bakanı Çağlayan "İsviçre hoşgörü testinde sınıfta kaldı" açıklamasında bulundu.

30 Kasım 2009 Pazartesi, 21:32
Abone Ol google-news

Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, Türkiye-AB Karma İstişare Komitesi Toplantısı'na katılmak ve katılım müzakereleri çerçevesinde temaslarda bulunmak üzere İsveç'in başkenti Stockholm'e gitti.


KARAR MAHKEMEDEN DÖNEBİLİR

İSVİÇRE'DEKİ MİNARE YASAĞINA TEPKİLER

 

Bağış, hareketinden önce Atatürk Havalimanı'nda basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Bir gazetecinin, ''İsviçre'de yeni minare yapımına yasak getirilip getirilmemesi konusunda yapılan referandumda seçmenin yüzde 57.5'inin yasağa destek vermesini din ve vicdan özgürlüğü ve Avrupa Birliği değerleri açısından nasıl değerlendiriyorsunuz?'' sorusu üzerine Bağış, şunları kaydetti:
''İsviçre, AB üyesi bir ülke değil. AB üyesi bir ülke olsaydı herhalde böyle bir netice olmazdı. AB'de herşeyin standardı vardır. Bu tür konularda belediye meclisleri sadece imar planları yaparlar. Bugün Avrupa'da, birçok AB üyesi ülkenin dışişleri, içişleri ve AB'den sorumlu bakanı bu konuda İsviçre'yi eleştiren demeçler verdi. Bunu Fransızlar da, İsveçliler de kınadı, yanlış olduğunu vurguladı. Gerçekten de İsviçre'nin aldığı karar, hoşgörüyle yakından ve uzaktan alakalı bir karar değildir. İsviçre'nin, bu hatadan bir an önce dönmesini ümit ediyorum. İsviçre, Avrupa'nın ortasında bir açık hava hoşgörüsüzlük müzesi olmamalıdır. En azından öyle kalmamalıdır. Bu hatadan bir an önce dönülmelidir ve zannediyorum ki İsviçre makamları da bu hatayı farkedecektir. Böyle bir konunun referanduma götürülmesi zaten kendi başına bir hatadır. Ama böyle bir neticenin arkasında durmaları da çok ciddi eleştiriye sebep olacaktır.''

Bağış, İstanbul ve Türkiye'nin birçok kentinin yüzyıllardır cami, kilise ve havralarla insanlığa huzur verdiğini vurgulayarak, ''Avrupa'da ne kadar bu tür ayrımcı çabalar olsa bile, biz Türkiye'de hoşgörüye, barış inşasına, farklı kültürler ve medeniyetler arasında ittifaklar kurmaya, birbiriyle geçinemeyen ülkeleri biraraya getirmeye, Türkiye'nin AB standartlarında çağdaş bir demokrasi olma çabalarına devam edeceğiz. Bundan da hiç kimsenin şüphesi olmasın'' dedi.

 

"Geleceği varsa göreceği de olur"

Hollanda'da İslam ve yabancı karşıtı tutumuyla tanınan ve 'Fitne' filmiyle de tepki çeken "Özgürlük Partisi lideri Geert Wilders'in ocak ayında Türkiye'yi ziyaret edecek temsilciler meclisi heyetinde yer almasını nasıl değerlendiriyorsunuz?'' biçimindeki soru üzerine de Bağış, ''Bu şahsın bizim değerlerimize karşı çok ciddi hakaretler içeren söylemleri, filmleri ve demeçleri var. Kendisine ülkemize gelirse çok hoşnut olmayacağımızı her vesileyle hissettirdik. Geleceği varsa göreceği de olur. Ama göreceği kişiler de bizler olmayız, ondan da kimsenin endişesi olmasın'' yanıtı verdi.

Bağış, ''Hollandalı politikacının Türkiye'ye gelmek istemesi bir provokasyon olabilir mi?'' sorusuna karşılık ''Ona izin vermeyiz. Provokasyon yapıp da ülkemizin tadını tuzunu kaçırmasına da izin vermeyiz'' dedi.

Bağış ve beraberindeki heyet, daha sonra özel uçak ''ATA'' ile İsveç'e hareket etti.

 

"Hoşgörü testinde sınıfta kaldılar"

Devlet Bakanı Zafer Çağlayan, Dünya Ticaret Örgütü 7. Bakanlar Konferansı toplantılarına katılmak üzere geldiği İsviçre'nin Cenevre kentinde, gazetecilerin, İsviçre'de minare yapımına ilişkin olarak düzenlenen referandumun sonuçlarıyla ilgili sorularını yanıtladı.

Minare yapımı konusunun referanduma taşınmasının yanlış olduğunu, bunun pek çok Avrupalı bakan ve Vatikan tarafından da dile getirildiğini belirten Çağlayan, İsviçre'nin nüfusunun 7.5 milyon, bu ülkede yaşayan Müslüman nüfusun da yaklaşık 400 bin olduğuna dikkati çekti.

İsviçre'de 150 cami ve 4 minare bulunduğunu dile getiren Çağlayan, şöyle devam etti:
''Bahse konu referandumun yeni yapılacak 2 minare üzerinde olduğu söyleniyor, bu 2 yeni minare üzerinde konuşuluyor. Bunun bir şehir planlamacısı tarafından yapılması, bu konuda referanduma gidilmemesi gereken bir konu olduğu söyleniyor. Bizlerin söyleyeceğini diğer ülke temsilcileri dile getirmiş; AB Dönem Başkanı İsveç'in referanduma tepkisi var. Bu konunun bir referandum konusu olamayacağını, İsveç'te böyle birşeye izin verilmeyeceğini belirttiler. Fransa ve İtalya'nın dışişleri bakanları bu konuyu (hoşgörüsüzlük) olarak nitelendiriyor. Hatta Fransa Dışişleri Bakanı, İsviçreliler'in bu karardan döneceklerini umut ettiklerini söylüyor. Vatikan Göçmen İşleri Kurulu Başkanı Kardinal de çok net bir tavır ortaya koyuyor. (Minare yapımının yasaklanması din özgürlüğüne ve göçmenlerin bütünleşme sürecine darbedir) diyor. Vatikan tarafından kaygıyla izlediğini belirtiyor. Buradaki hoşgörüsüzlüğün Avrupa'daki ülkelere sıçramasından endişe ediyor. İslam ülkelerindeki Hristiyan azınlıklara benzeri kısıtlamalar gelebileceğini söylüyor.
Ben, Müslüman toplumların İsviçre'deki toplum gibi davranmayacağını, çok daha medeni ve hoşgörülü olduklarını göstereceklerini düşünüyorum.''

 

"Dini yapılar bütündür"

Referandum sonucunu son derece yanlış ve talihsiz bulduğunu vurgulayan Çağlayan, ''İsviçre'yi medeni modern bir ülke bilirdim. 1926'da Medeni Kanun'u İsviçre'den almıştık iyi ki 2000 yılında değiştirmişiz. Bu kararı İsviçre'ye ve İsviçreliler'e yakıştıramıyorum'' diye konuştu.

Dini yapıların bütün olduklarına işaret eden Çağlayan, caminin minareyle, kilisenin de çan kulesiyle özdeşleştiğini, çan kulesiz kilise düşünülemeyeceği gibi caminin de minaresiz düşünülmesinin söz konusu olamayacağını söyledi.

Bir kilisenin çan kulesiyle ilgili böyle bir karar alınsaydı da aynı tepkiyi göstereceğini ifade eden Çağlayan, tüm ülkelerin bu tür ayrımcılıkları kaldıracak, dinsel özgürlüklere karşı saygılı olmayı sağlayacak adımlar atması gerektiğini kaydetti.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın İspanya Başbakanı Zapatero ile başlattığı Medeniyetler İttifakı Projesi'ne de atıfta bulunan Çağlayan, ''Bazı ülkelerin davranış biçimlerini değiştirmesi gerekiyor. Türkiye ve İspanya başbakanlarını biraraya getiren bu tür ayrımcılığı kaldıracak, dini özgürlüklere saygılı olmayı gerektirecek projesini Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı başlattı. Bu toplantının 2010 yılında Brezilya'da yapılacak olması da son derece önemlidir'' diye konuştu.

Konuyla ilgili rahatsızlığını İsviçre makamlarına da ileteceğini belirten Çağlayan, ''DTÖ Bakanlar Konferansı çerçevesinde bu akşam İsviçre Ekonomi Bakanı Doris Leuthard ile görüşeceğim. Bu görüşmelerimde referandum ve sonuçlarına ilişkin rahatsızlığımızı ileteceğim'' dedi.

Bu referandum sonuçlarının İsviçreliler'in ''hoşgörü testinde sınıfta kaldığının göstergesi'' olduğunu belirten Çağlayan, bu karara karşı özellikle Avrupalılar ve diğer dinlere mensup olanların tavrının ne olacağının iyi izlenmesi gerektiğini kaydetti.