Janusz Glowacki'den "Good Night Jerzi"

Hayatının tamamı büyük bir hareketlilikle geçen, yazdıkları ve skandallarıyla ünlenen Jerzy Kosinski, her zaman merak ve takip edilen bir isimdi. Janusz Glowacki de buradan kalkıp Kosinski'nin Polonya'dan New York'a uzanan yaşamını "Good Night Jerzi"yle romanlaştırmış. Kitapta, yalanları ve gerçekleriyle Kosinski başrolde.

08 Ağustos 2014 Cuma, 13:47
Abone Ol google-news

Karşınızda Jerzy Kosinski

"Skandallarla dolu bir hayat" başlığının altına tam olarak yerleştirebileceğiniz pek az insan var. Onlardan biri Jerzi Kosinski. Polonya'da doğup ABD'de ünlenen, bu ününe yazarlığıyla beraber sansayonel yaşamıyla erişen Jerzi, İkinci Dünya Savaşı'nın kargaşasından sahte bir kimlikle (ya da kişilikle) kurtulur. Daha sonra Varşova Bilimler Akademisi'ndeki derecesi, onu ABD'ye gönderen en önemli kazanımı haline gelir. Böylece ilk büyük bombasını "fırsatlar ülkesinde", çelik imparatoriçesi Mary Weir'le evlenerek patlatır. 

1960'ların ortaları ve 1970'lerin başında yazar olarak tanınmaya başlayan Jerzi, Boyalı Kuş, Orada Olmak, Şeytan Ağacı, İhtiras Oyunu ve Çelik Bilye gibi romanlar kaleme alır, senaryolar yazar ve filmler çeker. Pek çok eleştirmen, kitaplarında ve filmlerinde Jerzi'nin kendi hayatını anlattığı parçalara yer verdiğini söyler, o ise bunu hiçbir zaman açık açık yalanlamaz.

Jerzi'nin hayatı hep renkli, çalkantılı; aşkla, yıkımla ve koşuşturmayla dolu olur. Geldiği günlerde, bir göçmenin böylesine parlak ve hareketli hayatına çok fazla tanık olmayan ABD, onu hayretle izler. Başladığı gibi hayatını yine büyük bir olayla, intihar ederek sonlandıran Jerzi, geride bıraktığı notta "Hiç olmadığı kadar huzurlu ve uzun uyuyacağım, bu bence sonsuzluk" diyerek 13 Mayıs 1991 günü her şeyi bitirir. Janusz Glowacki de bu ilginç hayattan etkilenip Good Night Jerzi'yi yazar.

"REAGAN TARAFINDAN BECERİLMİŞ AMERİKA"

Glowacki, Polonya'dan New York'a uzanan baş döndürücü hikâyeyi anlatırken Good Night Jerzi de Kosinski'nin yalanlarla örülü yaşamının bir yansıması olarak kurgulanmış. "Doğrudan ne kadar uzaklaşırsan Jerzi'ye o kadar yaklaşırsın" sözü de bu yansımayı destekliyor.

Jerzi'nin büyüleyici, sürekli denetlenmesi gereken, aşırılıklarla dolu, hep rol kestiği hayatının bir filme, kitaba ya da tiyatro oyununa dönüştürülme fikri, hem çekinilen hem de çekici iki ucu barındırıyor. Glowacki'nin peşinden gittiği heyecan da bu zaten.

Küçüklüğü ya da geçmişinden hızla uzaklaşmaya çalışan, bununla birlikte kendine, eziyet çektiği günlerin acısıyla bambaşka ve "eğlenceli" bir kabuk yaratan Jerzi'nin başına gelenler (ve elbette Glowacki'nin ekledikleri de) adeta bir Tarantino filmi gibi anlatılıyor: Süratle hareket eden, aniden duran, sadomazoşist partiler düzenleyen, uyuşturucu kullanan; kısacası gelişine yaşayan Jerzi. Şunu da söylemek lazım; Glowacki, geçmişle Jerzi'nin yeni hayatını harmanlarken yakın zaman ne kadar renkliysel eski de bir o kadar sepya, cümleler bu ayrımı seçmemizi sağlıyor.

Kitaptaki hikâye üç koldan yürüyor aslında: Jerzi, New York ve Maşa. Glowacki her ne kadar Jerzi'yi anlatsa da en az onun kadar Maşa ve New York da işin içinde. "Reagan tarafından becerilmiş ama yine de gerçeğe saygı duyulan" Amerika'yla onun simgesi New York ve orada iki kişi: Maşa ve Jerzi.
Maşa bir tarafa, New York günlerinde Jerzi'nin kadınlarla ilişikisi hayatından farksız; anlayacağınız şiddet dolu, gerilimli, umursamaz ve bağlılık kaldırmaz. Bunlarla yazarlığını besledi mi bilinmez ama gerçek olan, Jerzi'nin herhangi bir "durakta" fazla bekleyemediği: "Kadınlar, Jerzi'nin hiç acımadığı, çekinmeden değiş tokuş yaptığı bir şeydi."

DIŞ MEKÂN GECE, İÇ MEKÂN GÜNDÜZ

Jerzi'nin özellikle Amerika döneminde yaptığı, kendisine verilen bir öğüdü hatırlamaktan ibaret: Eğlenmek, kazandığı parayı yiyip savurmak. Geçtiği karanlık yolların ardından şöhretine uygun biçimde kendisine kollarını açıp koşan her kadını kullanıp bir kenara atmak. Zengin ve ünlüler arasında gezinip her birinin cemaatine katılmak. Her daim konuşturduğu entelektüelliği sayesinde pek çok kapıyı açmak.

Bu hızlı hayatın yanında ufak ufak kendini gösteren ve önemsemediği kuşkuların dozu artmaya başladığında, Jerzi'nin gerilimi yükseliyor. Örneğin yazarlığı hakkında şüphe dolu sorular soruluyor, bir romanının Polonya'daki başka bir kitaptan aşırma olduğu iddia ediliyor. Geri kalan her şeyle ilgili dedikodulara zaten alışkın.

Aslında bizi alttan alta yoklayan soru şu: ABD, Jerzi için hatırlamak istemediği geçmişinden bir kurtuluş mu yoksa dibe gidişini hızlandıran toz pembe bir zaman dilimi mi? Jerzi'nin dış mekân gece, iç mekân gündüz çekimli filmi andıran hayatındaki kimi boşlukları doldurmamızı sağlayabilir bu soru. Bir de şu: "Herkesin korktuğu bir şey vardı, onun en büyük korkusu o unutulmuş köye gitmekti. O asla ama asla Boyalı Kuş'taki küçük çocuk olmadığına dair büyük bir yalan atmıştı (...) Bir tür savunma içgüdüsünün onu, vatanı Polonya'dan hep uzak tutması gerekirdi." Dolayısıyla Jerzi iki koldan sıkıştırılır: Birincisi geçmişi, ikincisi onun başarısız ve sağdan soldan aşırdıklarını kitaplaştıran bir yazar olduğunu düşünenler tarafından. Nihayet çember tamamlanana; Boyalı Kuş'un kahramanı çocuk, tüm zamanın ortasından geriye doğru koşarak uzaklaşana dek sürer bu sıkıştırma.

Jerzi'nin zirveye çıkmasına yardım edenlerin, zamanı geldiğinde ayağını kaydırmaya çalıştığını düşünenlerin sayısı az değil. Glowacki de bunun üzerine gitmiş. Ama asıl yoğunlaştığı şey, hayatı boyunca şansa inanan Jerzi'nin, bu büyük kuşatmada işi şansa bırakmadan her şeyi kendisinin sonlandırdığı; gürültülü kalabalıktan, büyük bir sakinlikle sıyrılıp gittiği. Zaten kitabın adı biraz da bu yüzden Good Night Jerzi.

[email protected]

Good Night Jerzi/ Janusz Glowacki/ Çeviren: Neşe Taluy Yüce/ Yapı Kredi Yayınları/ 310 s.