Karantina Ekranı: Haftanın komedileri

Netflix’te yeni başlayan ve her biri farklı bir komedi anlayışının ürünü olan üç yapım izleyiciyi karantina günlerinde kahkahaya davet ediyor.

08 Mayıs 2020 Cuma, 07:02
Karantina Ekranı: Haftanın komedileri
Abone Ol google-news

Biri sinema filmi, biri dizi, bir de stand-up komedi türündeki üç komedi yapımı şu sıralar karantina yüzünden evden çıkamayan ve izleyecek yeni bir şeyler arayan izleyiciler için dikkate değer alternatifler sunuyor.


YILIN EN İDDİALI YERLİ KOMEDİLERİNDEN BİRİ: “CİNAYET SÜSÜ”

Yönetmenliğini Ali Atay’ın üstlendiği “Ölümlü Dünya” geçen yıl çok büyük bir gişe hasılatı toplamasa da bir hayli ses getirmiş ve yılın gözden kaçan filmlerinden biri olarak dijital platformda hak ettiği ilgiyi geç de olsa bulmuştu. Bu yıl yine Ali Atay’ın yönetmenliğini üstlendiği ve yazar kadrosunda yine Feyyaz Yiğit’in yer aldığı (Ali Atay ve Aziz Kedi ile birlikte) “Cinayet Süsü” şimdi Netflix’te izleyici karşısında. Gösterime çıktığından bu yana Türkiye’de “İlk 10”da yer alan film seri cinayetler işleyen ve her cinayeti bir sanat eseri gibi renkli bir şekilde süsleyen bir katilin izini süren bir grup emniyet mensubunu çıkarıyor karşımıza. Yer hyer seri kahkahalar attıran ve izleyenin gülme krizine girdiği “Cinayet Süsü”nün oyuncu kadrosunda Uğur Yücel, Cengiz Bozkurt, Binnur Kaya gibi usta isimler var.  Mehmet Özgür, Feyyaz Yiğit, Mert Denizmen’in de eşlik ettiği kadronun sürüklediği film geçen ekim ayında vizyona çıkmış ve 800 binden fazla izleyici toplamıştı.


JERRY SEINFELD’DEN YENİ STAND-UP GÖSTERİSİ: “23 HOURS TO KILL”

“Beni biliyorsunuz, şu anda dünyanın herhangi bir yerinde olabilirdim, nerede istersem… benim yerimde olsanız burada bir gösteriye çıkmak ister miydiniz?” diye öfkeyle soruyor Jerry Seinfeld. Doğrusu onun yerinde olsak bunu ister miydik bilmiyorum (muhtemelen istemezdim) ama onun yerinde değiliz ve onu sahnede görmeyi çok isteriz diye düşünüyorum. Gerçekten de mesele stand-up olduğunda Seinfeld hâlâ zirvedeki iki üç isimden biri. Netflix’te gösterime çıkan “Jerry Seinfeld Has 23 Hours To Kill” (Jerry Seinfeld’in Öldürecek 23 Saati Var) adlı gösteri, özellikle cep telefonlarının, e-postaların, mesajlaşmanın hayatımızdaki etkilerini anlattığı bölümler başta olmak üzere, çok sağlam bir komedi performansı. Seinfeld’in zamanlamadaki ustalığı, ritmi ve kendine has tarzı yine birinci sınıf bir işe imza atmasına yetmiş. Her şeyle öfkeli bir şekilde dalga geçen o gergin, hoşnutsuz New Yorklu personası kolay kolay bıkılacak bir şey değil zaten.  Bu arada açık büfe konseptini sağlı sollu döverek alaya alışı aklınıza Cem Yılmaz’ın aynı konuyu tiye alışını getirecek; bakalım hangisi daha çok hoşunuza gidecek?

YILIN KEŞFİ: “NEVER HAVE I EVER”

Hint asıllı Amerikalı Maitreyi Ramakrishnan’ın başrolünü üstlendiği “Never Have I Ever” yılın keşiflerinden biri gerçekten de. Sadece dizi değil, oyunculuk kariyeri yapmaya karar verdikten sadece bir yıl sonra kendini Netflix’te spot ışıklarının altında bulan 19 yaşındaki Ramakrishnan da öyle. Tabii tüm bunların ardında Mindy Kaling var. “The Office” dizisinde canlandırdığı Kelly Kapoor karakteriyle tanınan Mindy Kaling aynı dizide yazar, yapımcı ve yönetmen olarak da görev almış, hatta yazarlığıyla Emmy ödülüne aday gösterilmişti. Daha sonra kendi yarattığı “The Mindy Project” ile adından söz ettiren Kaling yine kendi lise anılarından hareketle yarattığı “Never Have I Ever” ile bir kez daha hem eleştirmenlerin hem de izleyicilerin beğenisi kazanmayı başardı. Tenis efsanesi John McEnroe’nun ‘dış ses’ olarak katkı yaptığı (tuhaf ama çok da güzel bir seçim doğrusu, hem kuşak farkını öne çıkarması hem de baş karakterin bir çok anlamda tam zıttı bir tip olması sebebiyle) “Never Have I Ever” temelde bir teenage hikâyesi elbette ama Hint asıllı bir ailenin ABD’de nasıl var olduğunu resmetmesi açısından da ayrıca farklı bir boyut da içeriyor. Zekice yazılmış, zamanı yakalayan, anlatımı ve oyunculuk performanslarıyla da farkını ortaya koyan bir iş. tavsiye edilir.