Kayıtlar 'özelmiş'

Deniz Feneri dosyasına giren telefon görüşmelerinin, imha edilmeden önce içinde 'özel hayatı ilgilendiren ve soruşturmanın delili olan kısımların bulunması' nedeniyle adli emanete alındığı ortaya çıktı.

11 Aralık 2012 Salı, 08:04
Abone Ol google-news

Deniz Feneri soruşturmasında telefon dinleme kayıtlarını imha eden Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın hazırladığı iddianamede dosyadaki ses kayıtlarının “adli emanete alınmasına” karar verdiği anlaşıldı. İddianamede, bunun gerekçesi olarak kayıtlarda “hem özel hayatı ilgilendiren hem de soruşturmanın delili olan kısımların bulunması” gösterildi. Özel hayata ilişkin görüşmelerin yayımlanması halindeyse bazı şüphelilerin zor durumda kalacağı konuşuluyor.

Deniz Feneri soruşturmasında “örgüt” suçlamasına verilen takipsizliğin kesinleşmesinin ardından dosyada bulunan ve delil niteliğinde olan onlarca telefon konuşması imha edilmişti. Savcılık kaynakları, imha kararına gerekçe olarak Ceza Muhakemesi Yasası’nın (CMY) 137. maddesini gösterirken “Yasaya göre, örgüt suçundan verilen takipsizlik kesinleştikten sonra kayıtları 10 gün içinde imha etmemiz gerekiyordu. Bu konuda sanık avukatlarının da başvurusu vardı. Hatta imha işleminde geç bile kaldık” dedi.

Ancak imha kararından önce Deniz Feneri soruşturmasını yürüten savcıların, Zahid Akman ve Zekeriya Karaman’ın da arasında bulunduğu şüphelilerin dinlenen telefon kayıtlarını “Özel hayata ilişkin bölümleri ayırt edemiyoruz” gerekçesiyle adli emanette koruma altına aldığı ortaya çıktı. Bu bilgi de 10 Nisan 2012 tarihli Deniz Feneri iddianamesinin 499’uncu sayfasında yer aldı. Soruşturma kapsamında şüphelilerin bir kısmı hakkında mahkeme kararları uyarınca iletişimin tespiti, dinlenilmesi ve kayda alınmasıyla kamuya açık yerlerdeki faaliyetleri ve işyerlerinin teknik araçlarla izlenmesi, ses ve görüntü kaydı alınması çalışmalarının yapılmasına gerek duyulduğu anlatılan iddianamede; bu işlemin 2009, 2010 ve 2011 tarihlerinde yapıldığı bilgisi verildi. Şüphelilerin sadece telefonlarının dinlenmediği, kamuya açık yerlerdeki faaliyetleri ve işyerlerinin teknik araçlarla izlenmesi, ses ve görüntü kaydı alınması çalışmalarının da yapıldığı ifade edilen iddianamede şöyle denildi:

“Dosyaya giren ses kayıtları ve iletişim tespit tutanakları arasında şüphelilerin özel hayatına ilişkin olan ve soruşturmayla ilgisi bulunmayan telefon görüşmelerinin de yer aldığı, soruşturmayla doğrudan ilgisi bulunmayan bu görüşmelerin soruşturma dosyasından çıkartılması gerektiği, ancak aynı görüşme içerisinde hem özel hayatı ilgilendiren hem de soruşturmanın delili olan kısımların bulunduğu, özel hayata ilişkin kısımların kayıtlardan çıkarılması halinde delil bütünlüğünün bozulacağı ve görüşme içeriğine müdahale edilmiş olacağı, bu durumun da tapeleri tartışmalı hale getireceği, bu nedenle özel hayata ilişkin görüşmelerin kaydın bütününden ayrılamadığı ve dosyadan çıkarılamadığı, hem özel hayata ilişkin bilgilerin ifşa olmaması hem de mahkemenin delilleri bütün olarak orijinal haliyle değerlendirebilmesi için ses kayıtları ve iletişim tespit tutanaklarının adli emanette muhafaza altına alınması gerekeceği sonucuna varılmış, bu doğrultuda tüm ses kayıtları ve iletişim tespit tutanakları adli emanet memurluğunun 2012/3893 sırasında emanete alınmıştır.”

Kayıtları emanete alan savcılar, “örgüt” suçlamasına verilen takipsizlik kararının kesinleşmesinin ardından kayıtları CMY’nin 137. maddesi kapsamında imha etti. Öte yandan edinilen bilgiye göre iddianamede belirtilen “özel hayata” ilişkin görüşmelerin yayımlanması halinde bazı “evli” şüphelilerin zor durumda kalacağı belirtildi.