Kenyalılar, İngiltere'den tazminat ve özür bekliyor

İngiliz hükümetinin kötü muameleye maruz kaldıkları gerekçesiyle binlerce Kenyalıya sömürge imparatorluğu tarihinde ilk kez tazminat ödemeyi planlaması, benzer olaylarla ilgili tazminat taleplerine de neden olabilecek.

14 Mayıs 2013 Salı, 11:15
Abone Ol google-news

Ülkede sömürge döneminin tartışmalı Mau Mau isyanı, Hint Okyanusu'ndaki Chagos Adaları'nın boşaltılması ve Malezya ayaklanması gibi olaylarla ilgili şimdiye kadar gizli tutulan belgeler, geçen yıl mahkeme kararıyla Ulusal Arşiv Kurumu tarafından gün ışığına çıkarıldı. Belgeler, bazı dosyaların ortadan kaldırılması ya da gizlilik şerhinin konması çabalarını da açığa çıkardı.

Mau Mau isyanına ilişkin belgeler, 1950'li yıllarda üst düzey İngiliz sömürge yetkililerinin hapishanelerde ya da kamplarda tutulan Kenyalıların işkence ve ölümlerinden haberdar olduğunu, buna göz yumduğunu ve izin verdiğini gözler önüne serdi.

Belgelerin yayınlanması, bu isyanda işkenceye maruz kalan ve Londra'daki Yüksek Mahkeme'de İngiliz hükümeti aleyhine dava açan 4 Kenyalının elini de kuvvetlendirdi. Davacı olan Kenya vatandaşlarından Paulo Muoka Nzili gözaltındayken hadım edildiğini, Wambuga Wa Nyingi birçok kez dövüldüğünü, Jane Muthoni Mara ise cinsel tacize uğradığını söyledi. Dördüncü Kenyalı ise geçen yıl hayatını kaybetti.


Toplam tazminat 10 milyonlarca sterlini bulabilir

Mau Mau isyanı mağdurları ile İngiltere Dışişleri Bakanlığı arasındaki görüşmeler sürüyor ve İngiliz hükümeti Kenyalılara tazminat ödemeyi planlıyor. Toplam tazminat miktarının ise 10 milyonlarca sterlini bulabileceği ifade ediliyor.

İngiliz Dışişleri'nin tazminat ödenmesinin, benzer olaylarla ilgili tazminat taleplerini artırabileceğinin farkında olduğu ve tazminat miktarlarının vergi mükelleflerine ekstra külfet oluşturacağı bildiriliyor. Örneğin Kıbrıs'ta 1950'lerde adayı Yunanistan'a bağlama amacıyla kurulan EOKA terör örgütü tarafından kötü muameleye maruz kalan kişilerin de İngiliz hükümeti aleyhine dava açmaya ve tazminat talep etmeye hazırlandığı basına yansıyor.

Kenya hükümetinin 2002 yılında Mau Mau ayaklanmasıyla ilgili yasağı kaldırmasıyla Kenyalıların İngiliz hükümeti aleyhine dava açabilme yolu açılmış, ancak ilk dava yasağın kalkmasından yaklaşık 6 yıl sonra Londra'da görülmüştü.

İngiliz hükümetinin avukatları, suçlanması gereken tarafın İngiliz hükümeti değil, Kenya hükümeti olduğunu savunsa da Birleşmiş Milletler İngiliz hükümetine Mau Mau isyanının kurbanlarına tazminat ödemesi için baskı yapıyor.

İngiltere, Kenya'da hala "en büyük yatırımcı"

İşkenceye ve kötü muameleye maruz kalan Kenyalılar ayrıca İngiliz hükümetinin özür dilemesini istiyor. "Kanlı Pazar" gibi iç meseleleriyle ilgili daha önce özür dileyen hükümetin bu konuda benzer bir tutum sergilemesi beklenmiyor.
Kuzey İrlanda'da 1972 yılında İngiliz askerlerinin kalabalığın üzerine ateş açıp 14 sivili öldürmesiyle ilgili olarak hazırlanan raporda, uyarıda bulunmadan ateş açıldığının ortaya çıkmasının ardından, İngiltere Başbakanı David Cameron olayla ilgili 2010 yılında özür dilemişti.

İngiltere'nin halihazırda Kenya ile siyasi ilişkilerinde sorun bulunmuyor. İngiltere Başbakanı Cameron ile Dışişleri Bakanı William Hague, Kenya Cumhurbaşkanı Uhuru Kenyatta ile en son geçen hafta Londra'da yapılan Somali Konferansı çerçevesinde bir araya geldi. Kenyatta, ülkesinde insan hakları ihlalleri konusunda suçlanıyor. Ancak İngiltere, Somali için yaklaşık 5 bin asker sağlayan Kenya'yı, Doğu Afrika'daki en önemli stratejik müttefiki olarak görüyor. Bu çerçevede Kenyatta ile Londra'da yapılan görüşmede, İngiltere'nin Kenya'daki en büyük yatırımcı olmaya devam ettiği vurgusu yapıldı.

İsyanın arka planı

1952-1960 yıllarında Kenya'da yaşanan ve Kikuyu adlı etnik grubun başlattığı Mau Mau ayaklanması, Kenya'nın İngiliz sömürgesinden kurtularak, bağımsızlık yolunda attığı önemli bir olay olarak tarihteki yerini aldı.

Mau Mau isyanını hazırlayan olaylar, İngilizlerin 1896'da Doğu Afrika'daki hakimiyetini güçlendirmek için Uganda'yı Kenya'ya bağlayacak bir demiryolu inşa etmesiyle başladı. Mombassa'dan Victoria Gölü'ne kadar uzanan demiryolu projesi için Hindistan'dan 32 bin Hintli getirilirken, demiryolu inşaatı başladığında, güzergah üzerindeki yerleşimlerde yaşayan insanların çoğu ya sömürge yönetiminin baskısından ya da demiryolunda çalışanların getirdiği bulaşıcı hastalıklardan kaçarak, iç bölgelere göç etti. Bu insanların göç ettikleri yerlerde karşılaştıkları kuraklık, çekirge istilaları ve hayvan hastalıkları uzun süreli bir felaketin başlangıcı oldu.

Proje 1903'te tamamlandığında, geride kendisi kadar büyük bir borç bıraktı. Borçları ödeyebilmek için çözüm arayan İngiltere'den çay, kahve, sisal gibi sanayi bitkilerine yatırım yapacak göçmenlerin getirilmesine karar verildi ve reklam kampanyaları başlatıldı. "Britanya'nın en verimli topraklarına yerleşin" başlığıyla yayımlanan ilanlarda Kenya'ya yerleşmeyi düşünenlere ekonomik yardımın yanında verimli toprak, yeterli yağmur, bol güneş ışığı ve ucuz işgücünün müjdesi verildi.

Göç dalgaları sürdükçe pek çok kabile toprağını kaybetmek zorunda kaldı ama durumdan en fazla Kikuyular etkilendi. Çiftçilikle geçinen ve ülkenin en verimli topraklarına sahip olan Kikuyular bir anda topraksız kaldı. Tüm düzeni toprağa dayanan Kikuyular, büyük bir sosyal ve ekonomik bunalıma girdi. Sosyal ve ekonomik gelişmeler Kikuyuların direnişine neden oldu.

Bağımsızlık 1963'te geldi

İngilizlerin kullandığı "Mau Mau" ifadesinin, Kikuyu dilinde askerlerle mücadele etmek üzere halkı evlerinden çıkmaya davet eden "Dışarı çık" anlamındaki "Uma Uma"dan geldiği tahmin ediliyor.

1952'de başlayan ve 8 yıl süren isyanı İngiliz hükümeti bastırmak için sert tedbirler alırken, ayaklanmada hayatını kaybedenlerin sayısıyla ilgili farklı istatistikler bulunuyor. BBC'nin İngiliz arşivlerine dayanan haberine göre, isyancılar ve sömürge yönetimi arasındaki çatışmalarda bin 90'ı idam edilmek suretiyle yaklaşık 11 bin Kenyalı hayatını kaybetti. Oxford Üniversitesi Afrika Çalışmaları Merkezi Profesörü David Anderson'a göre ise bu sayı 25 bin.

Yine İngiliz arşivlerine dayandırılan rakamlarda, 8 yıllık isyan süresince çatışmalarda 32 beyaz göçmen, 90 İngiliz askeri ve sömürge yönetimiyle hareket eden 2 binden fazla Kenyalının öldüğü belirtiliyor.

Kenya İnsan Hakları Komisyonu ise isyanda 90 bin Kenyalının idam edildiğini ve işkenceye maruz kaldığını, 160 bin kişinin ise kötü koşullarda gözaltında tutulduğunu iddia ediyor. İsyanın bastırılmasından sonra da devam eden yoğun bağımsızlık talepleri üzerine Kenya 1963 yılında bağımsızlığını kazandı.