Kestane kanseri korkutuyor

Marmara, Karadeniz ve Ege bölgelerinde orman hastalıklarının başında gelen ''kestane kanseri hastalığı'' ormanları tehdit ediyor.

16 Şubat 2013 Cumartesi, 09:56
Abone Ol google-news

Ağaçların tamamen kurumasına neden olan kestane kanseri, hızla yayılan hastalıklar arasında yer alıyor. Hastalığın yayılmasındaki en önemli faktör ise, bulaşık aşı kalemleri ve hastalığın sorun olduğu yerlerde hasadın dallara sırıkla vurularak yapılması gösteriliyor.

Hastalık paraziti, hasatta meydana gelen yaralardan girerek, yeni enfeksiyonlara yol açıyor. Sağlıklı ağaçlara taze yaralardan giren parazit, hastalıklı kabuk dokusunda önce çöküntülere, daha sonra çatlak ve yarıklara neden oluyor. Yaprakların kurumasıyla yayılan hastalık gövdeyi çevreledikçe ve aşağıya doğru ilerledikçe sürgünleri kurutuyor. Sonunda ağacın ölümüne yol açıyor.

Doç. Dr. Sabri Ünal

Kastamonu Üniversitesi(KÜ) Orman Fakültesi Orman Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sabri Ünal, yaptığı açıklamada, kestane kanseri hastalığının, Türkiye'deki kestane ağaçları açısından önemli bir hastalık olduğunu ifade etti.

Ünal, kestane kanseri hastalığına karşı tedbirlerin alınması gerektiğini belirterek, ''Hastalığın tespit edildiği alanlardaki kanserli dallar kesilerek hemen yakılmalıdır. Eğer kanser hastalığı gövdede bulunuyorsa, kanserli olan taraf çok iyi bir şekilde yontularak, temizlenmeli yaranın üzerine katran ve macunla kapatılmalıdır. Çıkarılan yongalar hemen yakılmalıdır. Hastalığın büyük ölçüde bulaştığı bu tür meşcereler temizlendikten sonra en kısa sürede hastalığa karşı dirençli ağaç türleriyle ağaçlandırılmalıdır'' şeklinde konuştu.

Hastalığı yenen ırkla tedavi

Hastalığın sorun olduğu bazı ülkelerde, hipovirülent C. parasitica ırkları kullanıldığını aktaran Ünal, ırkların hastalıkla başarılı bir şekilde mücadele ettiğini ifade etti.
Ünal, hipovirülent ırkın, hastalık yapma yeteneğinde olmayan hastalık etmeni olduğunu ifade ederek, ''Üstelik herhangi bir ağaca bu hastalık bulaştıktan sonra hastalık yeteneğinde olabilen hipovürilent ırkla antagonistik etki veya anastomozis denilen mekanizma yoluyla savaşabilmektedir. Bu hipovirülentlik ağaca taşındığında ağacın zaman içerisinde iyileşmesine yardımcı olur'' diye konuştu.

Ünal, hipovirülent ırkın ağaca herhangi bir zararı olmadan canlılığını sürdürmesini sağladığının altını çizerek, şunları kaydetti:

''Hipovürilent ırkla bulaşmış olan ağaçların korunması gerekir. Hipovirülent ırkların tanıtılması gerekmektedir. Vürilen ırkların bulaşmış olduğu ağaçlarda görülen gövde üzerinde fungusun (mantarın) sporları olan sarı, kırmızı, turuncu renklenme veya noktalar hipovürilent ırkların bulaşmış olduğu ağaçlarda bulunmaz. Hipovirülent ırkların bulaşmış olduğu ağaçlarda, kanser hastalığının en tipik belirtisi olan gövde ve dallardaki kabuklarda çöküntü ve boynuna ince yarıklar görülmez. Gövde veya dal üzerinde kabuğun doğal rengine göre biraz daha koyu renkte küçük çatlaklar bulunur. Hipovirülent ırkların bulaşmış olduğu kestane ağaçlarında gövde ve ağaçlarda özellikle şişme meydana gelir. Gövde ve dallar adeta yara aldıktan sonra kapanmış gibi bir görünüm arz eder.''

Yaşlı ve ölü ağaçlar ormandan çıkarılmalı

Yaşlı ve hastalıklı ağaçlarla ölü fertlerin özellikle ormandan çıkarılması gerektiğini ifade eden Ünal, bunun yanı sıra hastalıklı gibi görünen ancak hastalığı yenmiş ve hastalıkla mücadele edebilen hipovirülent ırkların bulaşmış olduğu ağaçların bir süre ormanda bırakılması gerektiğini vurguladı.

Ünal, ''Çünkü ağaçlarda doğal biyolojik mücadele başlamıştır. Damgalarda hipovirülent ırklar ormanlarda korunmalıdır. Damgaya çıkacak ekipte hipovirülent ırkların tanımlayabilecek bir 'teknik eleman' muhakkak bulundurulmalıdır'' diye konuştu.