Kılıçdaroğlu'ndan yeni açıklamalar

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu partisinin grup toplantısında köstebek iddiasıyla ilgili yeni bilgiler verdi.

18 Ekim 2011 Salı, 11:38
Abone Ol google-news

Partisinin grup toplantısında konuşan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, geçen hafta Deniz Feneri köstebeğini açıkladığını hatırlattı.

CHP Genel Başkanı, "Ben bunları anlattım. Bekledim, nasıl cevap gelecek, önce Beşir Atalay yazılı bir açıklama yaptı. Dedi ki, 'bunların tamamı külliyen yalandır'. Anladım ki tamamı külliyen doğru. Neden, çünkü 'şurası yanlış, şurası yalan' demesi lazım, diyemiyor. Ne diyor; 'külliyen yalan.' Vallahi de billahi de anlattıklarımın tamamı külliyen doğru" dedi.
 

"O tarihte Kırıkkale milletvekili değil""

Bir televizyon programına çıkan Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay'ı dinlediğini ifade eden CHP Genel Başkanı, "Size yandaş medya klasiğinden örnek vereceğim. Biri ne soracağını bilmiyor, öbürü nasıl yanıt vereceğini bilmiyor. Ben o tarihte bölgenin milletvekiliyim diyor, benim ofisimden elbette telefon edebilir diyor. Doğruyu da söylemiyor. Çünkü kendisi o telefon görüşmelerinin yapıldığı tarihte Kırıkkale milletvekili değil" şeklinde konuştu.

2008'de soru önergesini verdiğini hatırlatan CHP Genel Başkanı, "Bana verdiği yanıt, bir sponsor başmış, diyemiyor Deniz Feneri. Zaten gözlerine bakınca doğruyu söylemediğini gözlerden anlıyorsunuz, gözler yalan söylemez. O Beşir Atalay'ın gözleri olsa da" değerlendirmesinde bulundu.

Bir köşe yazarının Kırıkkale Belediye Başkanı ile yaptığı yazıyı hatırlatan CHP Genel Başkanı soru ve yanıtları şöyle aktardı:

"Veli Korkmaz diyor ki, dönemin İçişleri Bakanı Beşir Atalay bizim ilimizin milletvekili, birinci yalan bu. O tarihte senin ilinin milletvekili değil. Diyor ki, Sayın Bakan'ın gerek özel kalem müdürü gerek korumaları beni sık sık arar ve bakanın taleplerini iletirler. İtiraf bu. Bakan'ın talebi iletiliyor. Bakan ne demiş, efendim diyor arama yapılacak hazırlıklı olun, kime iletecekler Kırıkkale Belediye Başkanı'na iletecekler."

Koruma müdürünün görevlerini hatırlatan CHP Genel Başkanı, "Koruma müdürleri bakanların taleplerini bildirmezler. Sanki bu ayrıntıları bilmiyormuşuz gibi.

"Kimin üstünde kayıtlı o da biz de var"

Konuştukça batıyorlar. Koruma müdürü, Kırıkkale Belediye Başkanı'nı resmi telefondan arıyor. Arıyor, ne yapması lazım. Arkadaşıysa aynı telefondan Mustafa Çelik'i araması lazım. Aynı telefondan aramıyor. Bir başkasının üzerine kayıtlı olan cep telefonundan Mustafa Çelik'i arayarak sabit telefon istiyor. Kimin üstüne kayıtlı o da bizde var. Ailecek görüşüyoruz diyor. Allah aşkına siz ailecek gece yarısında belediyeden mi görüşüyorsunuz. Sen aileni çoluk çocuk o saatte belediyeyi mi getirdin? Çünkü sabit telefon, belediyenin telefonu. Belediyenin telefonundan kalkıp sen gece Mustafa Çelik'i arıyorsun. Aileler konuşacakmış, git evinden konuş. Bir yalan daha, akşam eve gelmişim diyor, hangi eve gelmişsin, eve gitmemişsin kardeşim, belediyedesin, haber yetiştirmek peşindesin. Konuştukça batıyorlar. Biz bunun peşini bırakmayacağız."

 

"Orası yol geçen hanı mı?"

Beşir Atalay'ın, "Benim ofisimden herkes aranıyor" dediğini hatırlatan Kılıçdaroğlu, "Orası yol geçen hanı mı? İkincisi o tarihte ben bölgenin milletvekiliyim diyor Beşir Atalay, sen milleti kandırıyorsun. O tarihte sen Kırıkkale'nin değil Ankara'nın milletvekilisin. Niye doğruyu söylemiyorsun bu millete. Ve diyor ki korumaya sordum koruma ne söylediğini hatırlamıyor. Sonra gazetelerden öğrendik, bakan Kırıkkale'ye gidecekti onu haber verdim. Onu da araştırdım, bakan ertesi gün Kırıkkale'ye gitmiyor, Irak'a gidiyor" şeklinde konuştu.


"Ey ahlak neredesin"

"Ey ahlak neredesin üç kez kapıya vur, belki AKP duyar" diyen CHP Genel Başkanı, "14 Ekim 2009 gece saat 22.30, haber veriyorsun. 15 Ekim delilleri karartmak için bir gününüz var. 16 Ekim arama kararı, bu kadar tesadüf olur mu" diye sordu.
 

Fıkra anlattı

Grup toplantısında konuyu bir fıkra ile anlatan CHP Genel Başkanı, şöyle devam etti:

"Adam şüpheleniyor, karım beni aldatıyor mu diye. Dedektif tutuyor. Bak bakalım, bir kuşkuya kapıldım diyor. Parasını alıyor, başlıyor izlemeye. Adam sabah işine gittikten sonra kadın bir süre sonra süslenip püslenip dışarı çıkıyor. Bir pastanede genç yakışıklı birisiyle buluşuyorlar. Adam hepsini fotoğraflıyor, sonra adamın evine gidiyorlar. Kadın soyunuyor, adam ceketini çıkarıyor. Tam o ara bakıyor, perdeler açık. Hemen perdeyi kapatıyor. Dedektif diyor ki vallahi budan ötesini tespit edemedik, çünkü perdeleri kapattılar. Adam dizine vuruyor, bak diyor gene ispat edemedik"
 

Alman vakıfları ile ilgili

Kılıçdaroğlu, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Alman vakıfları ve CHP'li belediyelerle ilgili sözlerini hatırlattı. Başbakan'a 2 Ekim günü bu konuda bir çağrı yaptığını hatırlatan CHP Genel Başkanı, "Başbakan ima ettiği belediye başkanlarını isimleriyle birlikte kamuoyuna açıklasın, şerefli bir Başbakan'ın yapması gereken budur. Bir Başbakan karnından konuşmaz, dedim. Sesini çıkardı mı, çıkarmadı" dedi.

 

"Konuşmazsa gensoru vereceğiz"

Başbakan'a bir hafta süre verdiklerini vurgulayan Kılıçdaroğlu, "Konuştu konuştu, konuşmadıysa gensoru vereceğiz, gelip Meclis'te konuşsun" dedi. CHP Genel Başkanı şöyle dedi:

"Ben bir yalanın peşindeyim. CHP'li belediyelere iftira atıyorsun sen, iftira atmak bir Başbakan'a yakışır mı, yalan söylemek bir Başbakan'a yakışır mı? Çıkıp konuşsun. Bir hafta süren var, konuştu konuştu, konuşmadıysa gensoru vereceğiz, gelip Meclis'te konuşsun. O sanmasın biz bu olayların peşini bırakacağız. Yalan söylemek bir Başbakan'a yakışmaz. Olabilir yanlışımız olabilir, yanlışımızı gideririz. Bir şeyi yanlış yaptıysak onu da düzeltiriz ama sen Başbakansın sen bu halka doğruları söylemek zorundasın. Söyleyeceğin lafı 40 kez tartacaksın, ölçeceksin, biçeceksin, sonra konuşacaksın. Öyle kafandan estiği gibi konuşursan işte gelir ayağına dolanır senin."

Başbakan'ın Kızılcahamam kampında CHP'li belediyeleri ve geçmişteki Çankaya Belediyesini suçladığına dikkat çeken CHP Genel Başkanı, "Ben Sayın Başbakan'a Kayseri Büyükşehir Belediyesi'nin rüşvet toplayan adamın kendi el yazısıyla tuttuğu defterin fotokopisini gönderdim. Kendi el yazısını, defter nerede, mahkeme dosyasında. Ben defteri Başbakan'a gönderdim.Başbakan'ın verdiği yanıt, o defterin altında rüşvet toplayan adamın imzası yokmuş, pes yani, pes yani. O zaman dedim ki bu rüşvet defterini yakana as ve öyle gez" dedi.

Elindeki yazıyı gösteren Kılıçdaroğlu, "Şu Ankara Cumhuriyet Savcılığına yazdığımız yazı arkadaşlar, soruşturun diye yazdığım yazı. Bunu da Sayın Başbakan'a göndereceğim. Bunu da soldaki yakasına azsın. Soldaki yakasına yolsuzluklar konusunda" dedi.
 

"Bizi kendi partisiyle karıştırmasın"

Başbakan'a, "Bizi kendi partisiyle karıştırmasın. Biz temiz insanlarız, biz düzgün insanlarız" diye seslenen Kılıçdaroğlu, "Ben ona öyle örnekler veririm ki altından kalkamaz. Sadece Kayseri örneğini vermem" dedi.

AKP Elazığ'da Meclis üyesinin yolsuzluk konusunda konuştuğunu hatırlatan CHP Genel Başkanı, "Başbakan bir şey söyledi mi, hayır. Kendisi ne yapacak, biz yolsuzlukların üzerine gidiyoruz, o yolsuzluk yapanların sırtını sıvazlıyor. Sen Başbakansın hiç düşünmüyor musun, tüyü bitmemiş yetimin hakkını topladılar, arama kararından önce adamlara haber verdiler" dedi.

 

Zam tepkisi

Kılıçdaroğlu, AKP'nin 9 yıldır iktidarda olduğunu belirterek, "AKP halkın sofrasına el uzatmaya başladı, neyle zamla" dedi.

Zamları tsunamiye benzeten CHP Genel Başkanı, hükümetten gelen farklı sesleri de eleştirerek, "Bunların her biri ayrı telden çalıyor" dedi.
 

Başbakan'a "Porsche" yanıtı

Başbakan'ın, "Porsche kullanacağına Fiat'a bin" sözlerine gönderme yapan CHP Genel Başkanı, "Başbakan, milletin gözüne baka baka 'Porsche yerine Fiat'a binin' diyor. Sanki gemicikleri, gemileri olan bizmiş, halkmış gibi. Onlar gemiciklere bindiler şimdi Porsche binecekler. Senin çocukların, senin yedi göbeğin herkes bu pastadan payını aldı. Git bakanlarına bak. Siz dünyalığınızı yaptınız, siz köşeyi döndünüz, yırtık ayakkabıyla siyasete girip, şimdi nerelerde oturuyorsunuz" dedi.

Yapılan zamları eleştiren CHP Genel Başkanı, "Vatandaş bu faturayı nasıl ödeyecek. Halk doğalgaz yerine tezek mi yaksın? Sıra tezeğe gelecek. Başbakan, ekmek bulamayanlar da pasta yesin diyecek. Bunların ruh halini iyi anlamak gerekiyor. Bunların yaptıkları cehaletten, bilgisizlikten kaynaklanmıyor. Bu hükümet, artık halka yabancılaşmış bir hükümettir. Zamlara gerekçe olarak Porsche diyorsan, artık sen halktan kopmuşsun demektir. Halktın dertleriyle bunlar artık dertlenmiyorlar. Halkın sıkıntıları bunların içinde yok. Kendilerinin bir eli yağda, bir eli balda. Halk perişan mı hiç umurunda değil. Her birinin yakınları, sülaleleri bundan sonraki çocuklarını da geçindirebilecek kadar zenginleştiler. Bunlar halkı tamamen unuttular" dedi.

 

Köşe yazarları

Bazı köşe yazarlarını de eleştiren CHP Genel Başkanı, "Köşe yazarları, yalakalar, kusura bakmasından onlara yalakalar diyorum neymiş, AKP'liler vizyon sahibiymişler, CHP vizyon sahibi değilmiş. 9 yıldır gelinen nokta, ahlaksız rant ekonomisinin doğurduğu bir sonuçtur" dedi.
 

Kamer Genç protestosu

CHP Genel Başkanı, grup toplantısında fenerle oturan CHP Tunceli Milletvekili Kamer Genç'e de seslenerek, "O feneri elinizde tutun" dedi. Diyojen'in, "Gölge etmeyin başka ihsan istemez" dediğini ifade eden CHP Genel Başkanı, "Belki fenerin ışığını AKP içinden ahlaklı bir adam görür de 'Şu rezalete son verin' diye sesini yükseltir. Öyle birisini bekliyorum" dedi.