Kilisede bir Kont Drakula

Değerli emektar müzisyen Gökçen Kaynatan, Galata’daki Anglikan Kırım Kilisesi’nde elektronik parçalarından oluşan bir konser verdi.

18 Kasım 2016 Cuma, 20:00
Abone Ol google-news

Nicedir atıl konumdaydı, yetmişli yıllardan beri cemaatsizdi Galata’daki Anglikan Kırım Kilisesi. İhtiyaç hâsıl olmuş; bir süredir İstanbul’da yaşayan siyahilerin ve mültecilerin kullandığı bir yer haline gelmişti, müştemilatıyla birlikte. Bu münasebetle sizi dışarıdaki dünyadan koparacak kadar etkileyici bir havaya sahip bulunan, ortaçağ şatolarını andıran bu neo-gotik tarzdaki yapıdan içeri girdiğimizde ilk dikkatimizi çeken şeylerden biri soldaki hitabet kürsüsünün arkasına asılmış, çarmıha gerilmiş siyah İsa. Burada bu gece bir ayin gerçekleşecek, ama dini değil, müzikal. O yüzden sahnenin önüne beşerden on sıra olmak üzere iki küme sandalye dizilmiş. Sandalyeler yetmemiş, bir o kadar insan da arkada ayakta. İçerisi çok soğuk, zira ev sahibi Kaan Düzarat’ın başlattığı sohbet sıcak ve samimi.

Konu ise, değerli emektar müzisyen Gökçen Kaynatan. Bu onun erken dönemini temsil eden elektronik parçalarından oluşan ilk performansı olacak. İki saate yayılan etkinlikte, Kaynatan’ın şubat ayında yayınlanacak iki albümünden parçalar takdim ediliyor. Repertuar bilinen dört parça dışında, yayımlanmamış şeylerden oluşuyor. Ana teması küresel ısınma olsa da, muhtelif ruhani konulara temas ediyor üç türde tezahür eden bu parçalar; frekans müziği, pop-elektronik ve elektronikler olmak üzere...

Ellili- altmışlı-yetmişli yıllarda yapmış bu besteleri Kaynatan; yokluk içinde, zorluklar tahtında... Ritim ve melodiler iç içe geçmiş. Sayısız sesi üst üste bindirilmiş kayıtlarda duyuyoruz. Lazer Ark’ın başında, frekans adını verdiği parçaları çalarken taktığı siyah gözlükle, kiliseye dalmış bir Kont Drakula ya da en korktuğumuz çocukluk filmlerine müzik yapan Keith Emerson gibi. Sahne adeta bir ardiyeyi andırıyor.

Sehpaları üzerine oturtuluş, boyna asma zaruriyeti taşımayan üç gitar, osilatörler, adı sanı belirsiz tuhaf aletler, arşa ile çalınan bir testere, birkaç org ve sayısız elektronik set ve bir dolu amplifikatör... 60 küsur yıllık Kaynatan tarihinin neredeyse tüm ekipmanı burada. Tek kişilik bir ordu gibi görünüyor sahnede. Neredeyse tamamı hazır bir kayıttan verilirken, kâh Kara Şimşek adını verdiği gitarıyla, kâh tuşluların başında eşlik ediyor bunlara, mümkün mertebe. Çok az şey canlı ve Kaynatan’ın parçaların orijinal kayıtlı hallerine sahne katkısı minimum. Bu nedenle buna bir konser performansından ziyade, workshop demek daha doğru olur. Neticede öğrendiklerimiz bir yana, bu akşam burada bir tarihe tanıklık etmek bile çok özeldi.

Murat Beşer ([email protected] com)