Kötülüğün modası

Kötülüğün modası mı olur, ya da kötülüğün bizzat kendisi günümüzün giderek acımasızlaşan toplumlarında tüm dünyaya yayılmakta olan bir moda mıdır?

25 Eylül 2014 Perşembe, 15:45
Abone Ol google-news

Tarihte insanoğlu hep acımasız olsa da, daha naif dönemlerden geçildi elbet; hakkını arayan gençlerin üzerine ölüm emri salık veren başbakandan, biber gazlı polis şiddetinden, çalıştığı inşaatta sorumsuzluk sebebiyle yitip giden canlardan önceki zamanlar... Henüz doğaya böylesine kıyılmamış, köpek barınaklarında aç kalan köpeklere ölü köpek bedeni yedirilmemişken, ‘bırak gün ışığı içeri girsin’ diye şarkılar söyledi çiçek çocuklar.

Belki dünya hiç bu kadar kötü bir yer olmamış, kötülük hiç bu kadar ‘moda ‘olmamıştı, lakin modada hep karanlık semboller vardı. Bu sembollerin kötülükle bağdaştırılma sebebi ise büyük ihtimalle insanlara ‘ölümlü faniler’ olduklarını hatırlatmalarıydı.

İskoçya ve ekose: Modanın ‘deli dahisi’ Alexander McQueen, ölüm ve yaşam arasındaki absurd bağ ile dalgasını geçerken, kurukafa motifini modaya alemet-i farikası olarak tanıttı. İskoç kökenli tasarımcı, anarşist ruhunu podyumlara ‘Highland Rape’ adını verdiği 1995 sonbahar-kış koleksiyonuna taşıyor; yırtık kumas parçalarından tasarlanan ekose elbiseler, ‘İngiltere’nin İskoçya’ya tecavüzünü’ simgeliyordu. McQueen iyi ki İskoc halkının yüzde 55’inin Birleşik Krallık'tan ayrılmama kararına şahit olmadı. Ne diyelim, ‘işte bunlar hep ekose!’

Siyah renk ve karga:Hümanizmin yayıldığı çağlarda İspanya kral ve aristokratlarınca ‘yüzü ruhun aynası olarak yansıttığı’ düşünülerek yayılan siyah renk, insanoğluna hep ölümü hatırlattı. Tıpkı ‘kara karga’nın diğer kuşlar arasında ötekileştirilmesi gibi, siyah renge sahip hayvanlara kötülük anlamı yüklendi. Moda dünyasında kargadan ilham alan ve ona sıklıkla selam çakan tasarımcı Hatice Gökçe ise kargayı ‘çok iyi bir hayvan’ olarak tanımlıyor ve ekliyor: ‘İnsanoğlu, korktuğu her şeye biçtiği kötü tanımlar gibi kargaya da uğursuzluk elbisesini biçmiş. Oysa insan zekasıyla bu kadar dalga geçebilen, insan zekasına bu kadar yakın bir kanatlının insanlar tarafından uğursuz olarak ilan edilmesine ancak siyah rengi, bir de beslenme alışkanlığı sebep olabilir.’

Baykuş ve uğursuzluk:

Yunan mitolojisinde savaşın zeka yönünü temsil eden tanrıça Athena’nın sembollerinden biri olan baykuş, 1960’lara kadar batılılarca kötülüğün sembolü olarak görülürken, batılı modacılar son yıllarda koleksiyonlarında desen olarak sıkça kullanarak adeta baykuş’a itibarını iade ediyor. Anadolu’da baykuşun ötüşünü ölüm haberi veya uğursuzluk sayanlar var. Yoksa insanlar sürüden ayrılan baykuştan tam da bu yüzden mi çekiniyorlar?

Sokak çeteleri ve IŞİD: Stanley Kubrick’in Anthoney Burgess’in kitabından uyarlayarak beyaz perdeye aktardığı Otomatik Portakal filminde, 1970’lerin modernleşen İngiltere’sindeki şiddet ve erkek egemen toplum; çete üyelerinin pantolonlarının ön kısmına taktıkları kese, melon şapka ve lider Alex’in sinir bozucu göz aksesuarı ile eleştiriliyordu. İnsanların kafasını kesip görüntülerini sosyal medyada yayınlayan terör örgütü IŞİD’i ‘sinirli bir grup genç’ olarak tanımlayan politikacıların olduğu dönemle kıyaslayınca ne kadar masum kaçıyorlar, değil mi?

Beyaz masum mudur? Otomatik Portakal filminde sokakta şiddet uygulayan çete üyelerinin, bu duruma zıtlık olarak saflık, duruluk, masumiyet sembolü olarak görülen beyaz renkli Nazi üniformasını anımsatan kostümleri, bize öğretilen iyiliğin sorgulanmasına sebep oluyor. Masum olan beyaz mıdır, yoksa beyazı yas rengi olarak kabul eden Japonların bir bildiği var mıdır?

Punk ve Marx: 1970’lerde İngiliz monarşisinin baskılarına tepki olarak doğan punk; ilhamını müzikten alan, politik bir akımdı ve işçi sınıfına mensup gençlerin kapitalist sistemi sarsma çabasıydı. O yüzdendir ki akımın temsilcilerinden Sex Pistols grubu üyeleri Karl Marx baskılı gömlek giyiyor, tasarımcısı Vivienne Westwood Kraliçe 2. Elizabeth’in dudağına kondurduğu çengelli iğneyle baskıları susturuyordu. Sex Pistols’un God Save the Queen parçası ise belki de cesurluğu nedeniyle toplumun kimi kesimleri tarafından tepki alıyordu: “Tanrı Kraliçe’yi korusun. Bu faşist rejimde bir geleceğiniz yok.”

Kötülüğün modası olmaz. Kötülük ne kuru kafadadır, ne çengelli iğnede, ne de kargada. Kötülüğün tam olarak nerede olduğunu sanırım hepimiz biliyoruz.