Kurdaki artışın sebepleri ortadan kalkarsa yükseliş durur. Ama önce faiz artmalı

Ekonomist Murat Sağman: YEP’te ne yapılacağı, neler hedeflendiği belirtiliyor fakat tam olarak nasıl olacağına dair çok fazla detay yok. Örneğin kur nasıl düşecek, nasıl kontrol altına alınacak ile ilgili detay görmedik.

12 Ekim 2020 Pazartesi, 06:00
Kurdaki artışın sebepleri ortadan kalkarsa yükseliş durur. Ama önce faiz artmalı
Abone Ol google-news

Ekonomist, Bilgi Üniversitesi öğretim görevlisi ve Sagam Strateji Danışmanlık Kurucusu Murat Sağman, Türkiye ekonomisinin son dönemdeki temel kırılganlıklarını TL’nin değer kaybetmesi, enflasyonun düşmemesi, işsizliğin ve bütçe açığının artması, dış borcun yüksek olması şeklinde sıraladı. Sağman, yakın zamanda açıklanan yeni ekonomiprogramındaki (YEP) hedeflerle ilgili “2020 yılı yüzde 10.5 enflasyon hedefine ulaşılması çok zor. 2020 için ortalama kurun 6.91 olması öngörülüyor. Kur şu anda 8 seviyelerine yakın. Programda kur nasıl düşecek nasıl kontrol altına alınacak ile ilgili detay yok” diye konuştu.

Bu krizden çıkış için en önemli reçetenin güven olduğunu, güven artırıcı hamleler başta hukuk, kurumların bağımsızlığı ve özgürlüklerin artması olduğuna dikkat çeken Murat Sağman ile son açıklanan YEP hedeflerini ve döviz kurunun nasıl düşürüleceğini konuştuk.

HEDEFLERE ULAŞMAK ZOR

- Yakın zamanda yeni ekonomi programı açıkladı. 2021 için yüksek büyüme ve düşük enflasyon hedefleri dikkat çekiyor. YEP’teki hedefler ne kadar gerçekçi, bu hedeflere ulaşmak mümkün mü?

Bir ekonomik programın sağlaması gereken iki önemli koşulu var: Birincisi hedeflerin ulaşabilirliği, ikincisi hedeflerin birbirleri ile içsel tutarlılığı. Açıklanan YEP’te 6 tespitim var:

- Birincisi 2020 yılı yüzde 10.5 enflasyon hedefi ulaşılması çok zor. Şu anda enflasyon yüzde 11.7 sadece 3 ay kaldı ve kalan 3 ayda son 10 yılın ortalaması kadar çıksa enflasyon en az yüzde 11.5 ile bitiyor.

- İkincisi, Türkiye, belli bir düzeyin üzerinde büyürken hep cari işlemler açığı veren bir ülke. Oysa açıklanan programa göre 2021 yılında yüzde 5.8 büyüyeceğiz ve cari işlemler hesabımız GSYH’nin yüzde 1.9’i kadar açık verecek (2020 yılı için yüzde 3.5 açık). Bir yıl içinde bu sorunlarımızı nasıl çözeceğiz de büyürken cari açığımız azalacak.

- Üçüncüsü, döviz kurlarıyla ilgili. Programın 2021 için ortalama kur tahmini 7.68. 2020 için ortalama kurun 6.91 olması öngörülüyor. Bunun gerçekleşmesi için yıl sonuna kadar kurun 7.45’e yakın bir düzeyde seyretmesi gerekiyor. Kur şu anda 8 seviyelerine yakın.

- Dördüncüsü, ilk yedi aylık cari işlemler açığımız 21.6 milyar dolar. Oysa program 2020 açığını 24.4 milyar dolar olarak tahmin ediyor. Yani, kalan 5 ayda toplamda en fazla 2.8 milyar dolar açık vereceğiz ki bu da zor gözüküyor.

- Beşincisi, programda ne yapılacağı neler hedeflendiği belirtiliyor fakat tam olarak nasıl olacağına dair çok fazla detay yok. Örneğin kur nasıl düşecek, nasıl kontrol altına alınacak ile ilgili detay yok.

- Altıncısı, programa bakınca bütçe açığımızın GSYH’ye oranı 2021’de yüzde 4.3, 2023’te ise yüzde 3.5. Daha önemlisi, faiz harcamaları dışarıda bırakıldığında bütçemizin hep açık vereceği öngörülüyor.

RİSK PRİMİMİZ YÜKSELDİ

- Yükselen döviz kuru, yüksek enflasyon, düşük faiz, düşük büyüme ve yüksek işsizlik... Türkiye ekonomisi bu noktaya nasıl geldi?

Tüm bu değişkenlerin sonucunda kredi risk primimiz yükseldi. Şu anda 530 baz puan olan riskimizi (Güney Afrika: 310, Brezilya: 250, Meksika: 150, Endonezya: 120, Hindistan: 110, Kore: 30 baz puan) bir an önce düşürmemiz gerekiyor. Yükselen kur yükselen enflasyon getirdi, yüksek enflasyon yüksek faiz getirince yatırımlar yavaşladı büyüme etkilendi. Büyüme konusunda Covid-19 etkisini de göz ardı etmemek gerekiyor. Pandemi Türkiye dahil tüm dünya ekonomilerini etkiledi

EN ÖNEMLİ REÇETE GÜVEN

- Türkiye ekonomisi için bu krizden çıkış reçetesi var mı, acilen atılması gereken adımlar hangileri?

En önemli reçete güven. Güven olduğunda yatırımlar gelecektir yatırımlar artacaktır Türk Lirası’na güven artacaktır, kur düşecektir büyüme olacaktır, işsizlik azalacaktır. Güven artırıcı hamleler, başta hukuk, kurumların bağımsızlığı ve güvenirliliği, özgürlüklerin artması ve ekonomi ile yapılacak yapısal değişikliklerdir. Bütün bunlar için istişare ve ortak akıl önemli olacaktır.

Covid-19 öncesi yılda bir yapılan ve Türkiye’den ilk defa katılımın olduğu ABD’de Yale Üniversitesi’nde finans konferansına katıldım ve Türkiye ile ilgili sunum yaptım. Yaklaşık 400 önemli yatırımcıların olduğu bu konferansa Türkiye’ye ilgi olduğunu gördüm ve eğer Türkiye doğruları yaptığı takdirde dışarıdan ciddi yatırımların gelmek istediğine kendi gözümle şahit oldum.

ÖNCE ENFLASYON DÜŞMELİ

- Son dönemlerde ciddi bir kredi genişlemesine gidildi, bu ne tür riskler getiriyor?

Riskler enflasyon artışı , kur artışı ve ithalat dolasıyla cari açığın yükselmesi riskidir. Ekonominin zorlamanın sonucu olası bir dengesizliktir.

- Türkiye’de büyüme de kredi ağırlıklı gidiyor, bu durum sürdürülebilir mi, sağlıklı ve istikrarlı büyüme için nelere odaklanılmalı?

Sağlıklı ve istikrarlı büyüme için önce enflasyon indirilmeli. Enflasyon düştüğünde ve istikrarlı hale geldiğinde faiz de düşer ve sürüdülebilir büyüme olabilir. Enflasyon düşmeden potansiyel büyümenin üstünde büyümeye çalıştığımızda sonunda dengesizlik çıkıyor.

İŞTE TEMEL KIRILGANLIKLARIMIZ

- Şu anda Türkiye ekonomisinin temel kırılganlıkları nelerdir?

Türkiye ekonomisinin son dönemde temel kırılganlıkları madde madde özetleyebiliriz:

- Bütçe açığımızın artması.

- TL’nin değer kaybetmesi.

- Enflasyonun düşmemesi.

- İşsizliğin artması.

- Dış borcumuzun yüksek olması.

- Özel sektörün borcunun yarısının döviz olması.

- Cari açığımızın yükselmeye başlaması.

- Merkez Bankası’nda rezervlerin azalması.

- Kredi risk primimizin (CDS) yüksek olması.

- Jeopolitik riskler.

- Biden’ın seçilme riski ve Türkiye’ye olası yaptırımlar.

- Tabii ki çok önemli, pandeminin de etkisini de ekleyebiliriz.

- Kurdaki artış ne kadar sürer, neler öngörüyorsunuz? Vatandaşın dövize yönelmesi sürecek mi?

Kurdaki yükselişin sebepleri ortadan kalkarsa yükseliş duracaktır. Ama ilk önce faiz artmalı ve faiz seviyesi de enflasyon karşısında ezilmeden vatandaşın dövizini bozduracağına değecek mutlaka bir TL faizi olmalı. Gelecek toplantıda politika faizinde en az 200 baz puan artırılması gerekiyor. Kurdaki yükselişi ve enflasyondaki yükselişi durdurmak, faiz artışı gerekli ama orta ve uzun vadede tek başına yeterli değil.

- Merkez Bankası’nın faiz artırması, BDDK aktif rasyosunu 5’er puan düşürmesi adımları atıldı. Piyasada gerçekten normalleşme başlıyor mu?

Normalleşme adımlarının gelmesi tabii ki olumlu. Önemli olan bunların devam etmesi; güven artırıcı yapısal değişiklikler gelmeli. Piyasalar belirsizliği sevmez. Aktif rasyosunun tamamen kaldırılması ekstra iyi bir haber olacaktır.