Meyve suyu sektörü gelecek vadediyor

Bilgi, teknoloji ve kalite bakımından Avrupa'dan hiçbir eksiği bulunmayan Türk meyve suyu sektörünün, geçen yılı küresel ekonomik krize rağmen yaklaşık yüzde 9 büyümeyle kapattığı bildirildi.

05 Haziran 2010 Cumartesi, 07:10
Abone Ol google-news

Meyve Suyu Endüstrisi Derneği (MEYED) Genel Sekreteri Ebru Akdağ, 2009 yılının tüm dünyada ekonomik krizin etkilerinin en çok hissedildiği dönem olarak hafızalara kazındığını söyledi. Akdağ, bu dönemde birçok sektörde küçülmeler yaşandığını belirterek, meyve suyu sektörünün ise 2000'li yılların başından bu yana yakaladığı ivmeyle büyümesini koruyan sayılı sektörlerden biri olduğuna işaret etti. Akdağ, sektör oyuncularının bu durgun dönemi, yatırımlarını artırmak için de kullandıklarını dile getirerek, şöyle konuştu: ''Sektör, 2000'li yılların başından bu yana yılda ortalama yüzde 15-20'lik büyüme oranlarına sahipti. Dünyanın küresel ekonomik krizin etkileriyle çalkalandığı son 1.5 yıl boyunca bundan yara almamış bir sektörle karşılaşmak zor gibi görünse de meyve suyu sektörünün istikrarlı büyümesinin devam ettiğini söyleyebiliriz. Büyümede bir yavaşlama olsa da Türk meyve suyu endüstrisi, 2009 yılını yüzde 9 civarında bir büyümeyle kapattı. Böylelikle 2009 yılı başında yaptığımız yüzde 5'lik büyüme öngörüsünün üzerine çıkmayı başardık. Bir diğer değişle her sektör gibi meyve suyu sektörü de krizden doğal olarak etkilendi, ancak sevindirici olan birçok sektörden farklı olarak meyve suyu sektöründeki etkilenme küçülme değil, büyüme hızındaki yavaşlama olarak ortaya çıktı. Bunların sonucunda 2010 yılında sektörün toparlanma dönemine girmesini ve yaklaşık yüzde 10'luk büyüme kaydedeceğini öngörüyoruz. Önümüzdeki yıllarda ise krizin etkilerinin silinmesinin ardından, kriz öncesindeki yüzde 15-20'lik büyüme rakamlarını yakalayacağını tahmin ediyoruz.''

Akdağ, Avrupa ülkelerinde tarımsal üretimin sınırlı oluşu ve tarıma verilen sübvansiyonların azalacağı ön görüsü hesaba katıldığında, dünyadaki en önemli meyve-sebze üreticisi konumundaki Türkiye'nin çok büyük bir potansiyele sahip olduğu ortaya çıktığını vurguladı.
Bu durumun farkında olan Avrupa'nın yüzünü Türkiye'ye çevirdiğini dile getiren Akdağ, şunları kaydetti: ''Türk meyve suyu sektörünün bilgi, teknoloji ve kalite bakımından Avrupa'dan hiçbir eksiği bulunmuyor. Ancak sanayiye yönelik meyve üretiminin gelişmemiş olması, uluslararası platformlardaki rekabet gücümüzü azaltıyor. Bu nedenle sektörün geleceğinin parlak olduğu bilinci ile, ülkemize sağlayacağı faydaları hesaba katarak sanayiye yönelik meyveciliğin geliştirilmesi, büyük ölçekli üretime geçişin sağlanması ve sektörün devlet tarafından da teşvik edilmesiyle Türk meyve suyu sektörü, dünya pazarının en önemli oyuncularından biri haline gelecektir.''

'Yeni yatırımlar kaçınılmaz'

Akdağ, Türk kamuoyunun sağlıklı beslenme konusunda bilinçlenmeye başladığını belirterek, bunu meyve suyu tüketimini artırmada büyük bir etken olarak gördüklerini söyledi. Üretici firmaların da ürünlerinde çeşit artırmaya ve inovatif ürünleri piyasaya sürmeye odaklandıklarını ifade eden Akdağ, ''Örneğin limonata, 2008 yılındaki doğuşu ve geçen süre zarfındaki hızlı yükselişi ile sadece meşrubat değil meyve suyu sektörünü de geliştirdi. Ayrıca, Türkiye'deki tüketicilerin damak tadına hitap edecek yüzde 100 meyve suyu karışımları da büyük ilgi görüyor'' dedi.

Akdağ, Türk meyve suyu pazarının ciddi bir potansiyel geliştirdiğini ve gelecek vadeden bir endüstri haline geldiğine değinerek, şunları kaydetti: ''Türkiye'deki genç nüfusa rağmen kişi başına meyve suyu ve benzeri ürünlerin (meyve suyu, meyve nektarı, meyveli içecek, aromalı içecek) tüketim miktarının hala yıllık 11 litrelerde seyretmesinin de etkisiyle Avrupalı üretici ve yatırımcıların yüzünü Türkiye'ye çevirdiğini söyleyebiliriz. Çünkü tüketimin düşük olması ve tüketim artışının hızlı olması Türk meyve suyu pazarının büyük bir potansiyeli olduğunun en bariz kanıtları arasında yer alıyor. Önümüzdeki 5 yıl sonunda iç pazar talebinin tam iki misli olacağını tahmin ediyoruz. Buna ihracatta beklenen artışı da eklersek hem mevcut firmaların 'genişleme yatırımları' hem de yerli-yabancı yeni oyuncuların 'yeni yatırımları' kaçınılmaz olacaktır.''