‘Monologdan diyalog çabasına...’

İKV Genel Sekreteri Doç. Dr. Çiğdem Nas, gerilimin ardından liderlerin Varna’da daha açık bir pozisyon aldığını söyled.

28 Mart 2018 Çarşamba, 22:58
Abone Ol google-news

Türkiye-AB arasında sorunlar yumağı, Varna’daki liderler zirvesiyle bir kez daha gözler önüne serildi. AB dönem başkanı Bulgaristan’ın Başbakanı Boyko Borisov’un ev sahipliğinde, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, AB Konseyi Başkanı Donald Tusk ve AB Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker’ın katılımıyla Varna’da gerçekleşen zirveden çıkan en önemli vurgu ise halihazırda var olan ciddi sorunların çözümsüzlüğüne karşı diyalogdan vazgeçilmemesi uzlaşısı oldu. Varna zirvesine ilişkin Cumhuriyet’e değerlendirme yapan İktisadi Kalkınma Vakfı Genel Sekreteri Doç. Dr. Çiğdem Nas’a göre, uzun süredir gerilimin hâkim olduğu taraflar bu kez birbirlerine daha açık bir pozisyon almış görüntüsünde. Nas özellikle Juncker’in “Türkiye ile müzakerelerin devamının garantörüyüm” şeklindeki ifadesine vurgu yapıyor. Uzun süredir böyle bir söylemin AB cephesinde seslendirilmediğine atıfla, “Şimdi yeniden müzakerelerden bahsedilmesi önemli” diyor.

‘Reformlara dönmeli’

AB-Ankara’nın uzlaşamadığı konuların uzun süredir masada olduğunun herkes tarafından bilindiğini söyleyen Nas’a göre, Varna’nın farkı bu kez tarafların önceliklerini açıkça ortaya koyması. Nas, “Öncesinde monolog gibiydi, şimde ise diyaloğa dönüş sinyali” yorumunu yapıyor. Nas şu görüşlerini dile getiriyor: “Bu zirvede taraflar arasında ilişkilerde bir denge kurma, empati, diyalog için zemin oluşturma çabası görüldü. Birbirini dışlayan değil, anlamaya çalışan, yeni bir başlangıç çabası sanki. Ama bu henüz ilk adım, karşılıklı beklentiler ne ölçüde karşılanabilecek ona bakmak lazım... Söylemlerin içinin doldurulması lazım. AB’nin beklentileri belli, demokratik süreç, OHAL’in kaldırılması... Bundan bir taviz vermesini beklemek mümkün değil, bunu görmek gerek. Türkiye’nin yapacağı ise bir an önce reform çabalarına dönmek. Bunun AB tarafından görülmesi lazım. Ancak AB de samimi olmalı. Diğer yandan AB içinde de Britanya’nın birlikten çıkış süreci sonrasında kendi reform süreci var, bunun da gözden kaçmaması gerek.” AB’nin üyelik için demokratik kriterler vurgusunu yinelediğini belirten Nas, Ankara’nın da buna karşılık vize muafiyeti, gümrük birliği, genişleme süreci yönündeki taleplerini dile getirdiğini söylüyor. Nas’a, Varna öncesi Brüksel’de AB liderler zirvesinde birliğin Ankara’ya özgürlükler, demokrasi vurgusu yerine Doğu Akdeniz’deki enerji krizi, Yunanistan, Güney Kıbrıs’la ilişkileri öne çıkaran uyarılar yaptığını hatırlatıyoruz. Buna Nas’ın yanıtı ise “Türkiye’nin kendi içindeki durumunda, üyelik kriterlerinde AB net zaten, bir de bunun dışında birliğin kendi çıkarlarını koruma durumu var. Bunlar arasında Türkiye’de tutuklu bulunan AB vatandaşları konusu da bulunuyor. Kendi üye ülkelerinin haklarını korumaya yönelik tutumunu gözler önüne seren bir mesajdı bu çıkışları” oluyor.

Viyana’nın tavrı

AB ile ilişkilerde gözler ise Ankara ile diyaloğun sürmesinden yana olan Bulgaristan’ın dönem başkanlığının sonrasında temmuzda Avusturya’nın bu koltuğa gelmesiyle nasıl bir sürecin yaşanacağında. Viyana’nın Türkiye’nin AB üyeliğine açık karşıtlığının bu süreçte birliğin atmosferine nasıl yansıyacağı sorusuna Nas, “Avusturya kendi başına bir karar alamaz. Türkiye’den atılması gereken adımlar gelirse, Viyana’nın görüşünün birlik içinde hâkim olacağını düşünmemek gerek. O zaman ilişkilerde bir ilerleme sağlanabilir. Ama aksi halde, diğer ülkeler Avusturya’nın arkasına saklanarak bir tutuma girişebilirler” diye yanıt veriyor.