Müzik, aşk, isyan sokakta

Beyoğlu Belediye Başkanı'nın 'Müziğe değil, gürültüye karşıyız' açıklamasının ardından 'Gürültülü Orkestra' adıyla bir topluluk kuruldu. Siya Siyabend'den Devrim Çetinkayalı, sokağı gerçek bir sahne olarak gördüklerini, müziğin kendilerini ifade etmenin yolu olduğunu söylüyor.

27 Ağustos 2011 Cumartesi, 06:50
Abone Ol google-news

Çift kişilik koltuk yasağı ile başlayıp masa ve sandalyelerin kaldırılması ile süren, sokak müzisyenlerine yapılan müdahaleyle -şimdilik- son bulan Beyoğlu yasakları”, aslında Beyoğlunda yaşanan dönüşümün somutlaşmış hali. Bu dönüşümü bugüne kadar çok farklı kesimlerden, siyasiler, mimarlar ya da gazetecilerden dinledik.

Ama bir de sokak müzisyenlerine, Beyoğlunun en eski sokak topluluklarından Siya Siyabende kulak verelim dedik.

Siya Siyabend”, 1994’te Devrim Çetinkayalı ve Murat Toktaş tarafından kurulan bir topluluk, 2008den bu yana Hakan Özboz, Erdem Göymen ile yoluna devam ediyor.

Sokağı, sahnelerin en gerçeği olarak görmemiz nedeniyle sokakta da müzik yapmaya başladık. O dönemlerde bu kadar yaygın değildi diyor Devrim:

Müzik bizim için kendimizi ifade edebilmenin yollarından biriydi hep. Belki de en iyisi. Olan bitene geribeslemeler yapmanın, savaşın, haksızlığın, yalan dolanın az olduğu bir dünya düşlemenin, kendimizi ve dünyayı değiştirmenin en iyi yolu oldu.

Şaşırtıcı ama, sokakta da çalan bu insanlar Adanadan, Konyadan, Samsundan dinleyici edinmiş, hatta konser bile vermişler. Ticari olmayan albümleriyle yurtdışına da ulaşmışlar:

Doğrusu şaşırtıcı evet, herhangi bir dağıtımcı ile çalışmamamıza karşın müziğimiz ve yaptıklarımız hakkında tüm dünyadan yorum alıyoruz, destekleniyoruz. Kaydedilmiş 100’ün üzerinde şarkımız var, kaydedilememiş bir o kadar da doğaçlama.

İnternetin bu kadar yaygın ve hızlı olmadığı zamanlarda kayıtlarımızı CDlere basıp elden ele, kulaktan kulağa ulaştırdık. Ana akım müzik piyasasının dışında yer aldık hep. Bu bir tercih ve gereklilikti bize göre.

Ve görüyoruz ki bize İstanbul dışından gösterilen ilgi azımsanamayacak düzeyde. Çünkü biz yalnızca bir müzik topluluğu değil, bir düşünce ve eylem kolektifiyiz. Dinleyicilerimizin bunun ayırdına vardığını umuyoruz.

Sonuçta azımsanamayacak bir kitleye ulaşmışlar ulaşmasına ama şimdi bambaşka durumlar var. Beyoğlu Belediyesinin sokak müzisyenlerine gürültü yaptıkları gerekçesiyle müdahale etmesi gibi. Devrim, müzik yapmak için izin kartı alma gerekliliğine karşı. Bu komik yasaklama girişimini protesto etmek için ellerinden geleni yaptıklarını söylüyor. Geçen hafta, halkın da katıldığı Gürültülü Orkestra adıyla bir gösteri gerçekleştirdiklerini hatırlatıyor:

Gürültülü Orkestranın amblemi baget tutan bir el. Müzik yapmak için bir çift baget yeter. Hatta olmasa da olur, ellerimiz var, sesimiz var. Siz de katılın.

Rant değil, dans

Peki bu noktaya nasıl gelindi? Onları “Gürültü Orkestra”yı kuracak, manifesto hazırlayacak eşiğe getiren neydi? Aslında bu bir süreçti ve Devrim, bir sokak müzisyeni gözüyle, Beyoğlu’nda yaşananların hikâyesini anlatıyor:

“Beyoğlu’nun, içinde yaşanan bir semtten ticari bir markaya, insanların yalnızca yürüyüp alışveriş yaptığı bir yere dönüşmesi Habitat’la başlayan bir süreç. Önce İstiklal Caddesi’ndeki, ardından ilk, sonraysa ikinci paraleldeki bankları kaldırdılar. Sürekli yılbaşı yaşanıyormuş gibi her yeri ışıklandırdılar, Beyoğlu’nun tarihten gelen enerjisini nasıl daha fazla ranta çeviririzin hesabını yaptılar. Biz ilk çalmaya başladığımız zaman sürekli gözaltına alınıyorduk ama bu zamanla değişmiş, sokak müzisyenleri daha turistik bir hal almaya başlamıştı. Şimdiyse yaşananlar ortada.”

Subcommandante Marcos’un sözüyle bitiriyor söyleşiyi: “Biz iktidarı değil, dans edebileceğimiz sokakları istiyoruz!”

Siya Siyabend'in Manifestosu


‘Biz üçüncü yoluz’

• Yok edici endüstriyel kafayı reddediyoruz.

• Elitist/yobaz hareketlere mahkûm değiliz. Biz 3. yoluz diyoruz.

• Sokakta ses çıkarmak, müzik yapmak özgürleşmek eylemidir. Özgürlükten yana tavrımızı sürdüreceğiz.

• Popçular uzak kalsın sokaklardan! Menajerlere, yapımcılara ihtiyacımız yok! Uzak durun! Gerçek heyecanımızı satılığa çıkarmayacağız!

• Sanat ne ki? Ya da müzik ne yapabilir? Dünyayı değiştirebilir mi? Belki hayır! Ancak, “iyi bir soundtrack olabilir” diye duyduk.

• “İllegal” çünkü, biz öyle istedik diye değil.

• Evet, müzik legalin, illegalin ötesindedir, başka bir şeydir, başka bir yol önerir, özgürleştirir. Ama özgürlüğümüzü kullanmamız için izin almamızı istiyorlar. Bizi illegal görenler onlar.

• Müzik sokakta, söz sokakta, aşk isyan sokakta.

• İzne tabi, söz dinleyen gösterilere; bize gelmez, bizi eylemez diyoruz.