Nadir Nadi'li Anlamlı Anılar...

09 Kasım 2011 Çarşamba, 10:30
Abone Ol google-news

Nadir Nadi (1908-1991), 1988’de Cumhuriyet’in başyazarıdır. 7. TÜYAP İstanbul Kitap Fuarı’nın onur yazarlığına seçilir. Dönemin önde gelen TRT programcısı Çetin Çeki, Nadir Nadi ile üç bölümlük bir söyleşi hazırlar. TRT’nin iki kanalında yayımlanır.

O yıllarda, Turgut Özal hükümeti baştadır. TRT’nin yansızlığına bakar mısınız? Amacım, Özal’ı övmek değildir. Bugün, bir benzerini TRT’de düşünemezsiniz! TÜYAP, 2010 onur ödülünü, yine bir Cumhuriyet yazarı Doğan Kuban aldı. TRT, Kuban’la ilgili böyle bir yayım yaptı mı? Neden yapmadı?

Cumhuriyet’in 12 Kasım 1988 tarihli sayısında kültür sayfasının yarısı Nadir Nadi’ye ayrılmış. Gazetenin yaptığı uzunca bir söyleşi. Yanında, İlhan Selçuk’un, Yaşar Kemal’in, Demirtaş Ceyhun’un TÜYAP’ta yaptıkları açık oturum yer almış.

Cumhuriyet, Türkiye Cumhuriyeti ile yaşıt bir gazetedir. İsim babası Mustafa Kemal’dir. Gazetenin kurucusu Yunus Nadi, Mustafa Kemal’in en yakın arkadaşıdır. Oğul Nadir Nadi’nin ilk yazısı Cumhuriyet’te 1932’de görülür. 1936’da başyazardır.

Nadir Nadi, daha sekiz yaşında kemanı eline alır. Sanat altyapısıyla usta yazarlığa ulaşır. Onun, “Batı uygarlığını müzik sayesinde anladım” sözü yeterli anlam taşır. “Yunus Nadi’nin oğlu olmasaydım, kemancı olurdum” diyor o söyleşide. Keman sevgisi, içinde gizli gizli büyür. En sonunda ‘Dostum Mozart’ yapıtını yazar, üstün müzik tutkusunu okurlarıyla paylaşır.

Bugün, kaç gazete patronunda, kaç gazetecide bu derece müzik sevgisi yeşermiştir, çok merak ediyorum. A. Camus, “Dünya yaşanası olsaydı, sanata gerek kalmazdı” sözünü boşuna söylememiş.

O açık oturumda İlhan Selçuk, Nadir Nadi’yi şöyle anlatmış: “Gazetesinde çalışan insanları sonuna kadar özgür bırakır. En küçük bir müdahalesini görmedim. Ülkemizde, olunamayacak kadar hoşgörülü bir insandır. Aynı zamanda yürekli.”

Şimdiki patronlar bunları duymasın!

İlhan Selçuk’un 1988 yılındaki bu konuşmaları, neden ilgimizi çekiyor?

Yaşar Kemal de, Nadir Nadi için, “Öncü kişiliklerden birisidir. Başında bulunduğu gazeteyi, dil bayrağı yapmıştır.” sözlerini kullanıyor.

12 Eylül paşaları, her şeyi Atatürkçülük adına yaptıklarını söylediler. Oysa, eylemleri Atatürkçülüğün tam tersi idi. Nadir Nadi onlarla, “Ben Atatürkçü Değilim” yapıtıyla alay eder. Nadir Nadi, ya bugün yaşasaydı?..