‘Nâzım Hikmet bir savaşçı’

Julien Allouf’un anlatımıyla “Bir Garip Yolculuk” yarın saat 19.00’da Fransız Kültür Merkezi’nde yapılacak. Allouf ile Nâzım Hikmet’in şiirlerine yaptığı yolculuğu konuştuk.

25 Mart 2019 Pazartesi, 22:35
Abone Ol google-news

Fransız Kültür Merkezi’nde yarın müzikal bir yolculuk yaşanacak. Bu müzikalin adı “Bir Garip Yolculuk”... Nâzım Hikmet’in şiirini Fransız oyuncu Julien Allouf seslendirecek. Macar müzisyen Csaba Palotai ise giratıyla eşlik edecek bu yolculuğa... “Bir Garip Yolculuk” ile Nâzım Hikmet kendi hayatının içinden bizi geçmeye davet ediyor; arzuları, başarısızlıkları, zaferleri, çelişkileri ve onu asla terk etmeyen heves ve daha iyi bir yarın olduğuna inancıyla. Müzikal, yarın saat 19.00’da Fransız Kültür Merkezi’nde yapılacak.

‘Saman Sarısı’...
... “büyük korkundaydı ayrılık
birdenbire kapın açılır gibi sevdalanmak birilerine ansızın
oysa beni seviyorsun ama bunun farkında değilsin
ayrılık bunu farketmeyişindeydi senin...”
“Bir Garip Yolculuk” Nâzım Hikmet’in bildiğimiz “Saman Sarısı” şiiri... Bu uzun aşk şiiri, savaş sonrasında, bir yolculukta sevdiği kadına Vera’ya yazılmış...
İlk kez böyle bir etkinlik yapacak olan Allouf’un ise Türkiye’ye ilk gelişi... Bu benim için Türkiye’yi keşfetme fırsatı aynı zamanda diyen oyuncu, “Nâzım Hikmet’i okumak için burada bulunmaktan daha iyi ne olabilir ki! Bir süredir yazılarını derinlemesine inceliyoruz ve bugün İstanbul’a, topraklarına, “Bir Garip Yolculuk” eserini sahnelemek üzere gelebildiğimiz için çok mutluyuz” diyor.
Allouf ile Nâzım Hikmet’in şiirlerine yaptığı yolculuğu konuştuk.

Nâzım Hikmet’i nasıl keşfettiniz ve nasıl bir şair olarak tanımlıyorsunuz?
Blaise Cendrars’ın Sibirya Ekspresi düzyazı metinleri üzerinde çalışırken “Bir Garip Yolculuk” ve Nâzım Hikmet’i keşfettim. Bu iki şairin, hafıza egzersiziyle yazdığı ve tren seyahatini anlatan bu iki metin arasında bariz bir çağrışım vardı. Bir taraftan yüzyılın başında, Rusya’yı kateden genç Cendrars, diğer tarafta ise daha yaşlı bir adamın, İstanbul’da başlayan, savaş sonrası Avrupa, Moskova ve 1961’de Küba’ya kadar uzanan göçebeliğinin öyküsünü keşfettim. Bu şekilde onun yazısının muazzam duygusallığını, ve aynı zamanda adalet ve özgürlük için yaşamı boyunca sürdürdüğü mücadelenin inanılmaz gücünü keşfettim. Mücadele konulu şiirlerden çok bahsediyor, ben de ilk defa böyle serbest yazım, bu denli kararlılığından ve bunu hayatıyla ödeyen bir şairden bu kadar etkilendim. Sorunuzu, kısaca, yanıtlamak gerekirse, Nâzım Hikmet’i bir savaşçı olarak görüyorum.

Keşfetmek...

Nâzım Hikmet’in şiirlerinin hepsini bilir misiniz? Yani bu projeden önce de okur muydunuz?
Hayır. Muhtemelen bütün şiirlerini bilmiyorum ve “Bir Garip Yolculuk” onun okuduğum ilk eseri. Beni çalışmalarının geri kalanını keşfetmeye yönlendiren de o oldu.

Peki bu proje nasıl oluştu? Neden Nâzım Hikmet?
Bu metni, ilk defa bir müzisyen ile üzerinde çalıştığım, Blaise Cendrars’ın Sibirya Ekspresi düzyazı metinlerinin  yansıması olarak keşfettim. O dönemde beraber çalıştığım gitarist, bir gün provaya geldiğinde “Bunu oku, inanılmaz olduğunu göreceksin! Mutlaka bir şey yapmalıyız!” dedi. Bu konu uzun süre kafama takıldı ama geçen yıla kadar tamamen başka bir şeye yoğunlaştım.  Bu kez fotografik alanda, başka bir projeye aksettirmeye karar verdik. Dört yıl boyunca, gitgide daha fazla artan endişe iklimini ve parçalanmayı fotoğraflamak için Avrupa’nın 28 başkentine seyahat ettim. Bu proje, 1929 krizi ile 1945’e kadar Avrupa’yı sarsan tarihi olayları ile 2008’in ekonomik krizi ve bugün tüm Avrupa’da milliyetçiliğin yükselişi arasında bir paralellik görme endişesinden doğdu. Bütün bunları adlandırmak için mücadele ediyordum ve bu nedenle, bu 28 başkentin günlük hayatını ve sokaklarını kendim algıladığım biçimiyle fotoğraflamaya karar verdim. Bu EUROPIA sergi projesini geçen sezon La Comédie de Reims’de hayata geçirdik ve birden “Bir Garip Yolculuk” projesi yeniden gündeme geldi. Bu proje hakkında ne söyleyeceğimi, karşılaşacağım sorunlarla nasıl başa çıkacağımı bilmiyordum ama bu şiirin anısı hep belleğimdeydi. Taşıdığı serbest nefes. Bugün bizde eksik olan mücadele azmi. Ve proje çok hızlı bir şekilde kendiliğinden oluştu. Müzikle eşlik etmeye karar verdik. Ve kendimizi ona teslim etmeye. Bir çeşit rehber olarak gördüm. Her durumda tutkulu ve umut dolu bir önermeye ihtiyacım vardı.

‘MERAK DUYGUSUNA HAYRAN KALIYORSUN’

Nâzım Hikmet’in şiirini okurken neler hissediyorsunuz? Tutkulu, umutlu...
Ah! Sanırım bu soruyu biraz öngörmüştüm !!. Özetlemek gerekirse, ekibin diğer üyeleriyle, ne zaman yazılarına tekrar dalsak, yaşadıklarından çok etkilenmiş, hapiste geçirdiği senelere rağmen hayata karşı hep muhafaza ettiği merak duygusuna hayran kalıyoruz, her seferinde daha tazelenmiş ve mutlu hissediyoruz.
- ‘Bir Garip Yolculuk’ta ne anlatacaksınız seyirciye...
Bunu öğrenmek için gelip bizi seyretmelisiniz ...
- Müzikalde “Bir Garip Yolculuk” dışında başka şiirine yer verecek misiniz?
“... sözün kısası yoldaşlar
bugün Berlin’de kederden gebermekte olsam da
insanca yaşadım diyebilirim
ve daha ne kadar yaşarım
başımdan neler geçer daha
kim bilir.”
Doğu Berlin, Eylül 1961