Nükleer silahsızlanma zirvesi

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin (BMGK) nükleer silahsızlanma ve yayılmanın önlenmesi zirvesi yapıldı. Burada bir konuşma yapan Başbakan Erdoğan, ''Biz, kitle imha silahlarına sahip olmanın bu çağda hiçbir ülkeye ilave güvenlik sağlamadığı görüşündeyiz'' dedi.

24 Eylül 2009 Perşembe, 14:40
Abone Ol google-news

ABD Başkanı Barack Obama'nın başkanlığında ilk kez toplanan 15 üyeli Konsey toplantısına Başbakan Recep Tayyip Erdoğan da ilk kez katılıyor.

Bu tarihi zirve Kuzey Kore ve İran'ın nükleer programının uluslararası gündemin en baş sıralarında yer alması nedeniyle ayrıca önem taşıyor.

Toplantının başında ABD tarafından nükleer silahsızlanmaya karşı hazırlanan bir karar tasarı Konsey üyelerinin oylamasına sunuldu ve Konsey'in 15 üyesinin tümünün oylarıyla kabul edildi.

Başbakan Erdoğan da Konsey'de yapılan oylamada ilk kez elini kaldırarak, ''evet" oyu kullandı.

Konsey'in geçici üyesi Libya'nın Devlet Başkanı Muammer Kaddafi zirveye katılmazken, toplantıda İngiltere Başbakanı Gordon Brown, Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy ve Rusya Devlet Başkanı Dimitriy Medyedev de bulunuyor.

Toplantının başında Obama başta Başbakan Erdoğan olmak üzere tüm Konsey üyelerinin temsilcileriyle el sıkıştı.

Başbakan Erdoğan ile birlikte toplantıya Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Devlet Bakanı Ali Babacan, Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de katılıyor.

 

Erdoğan'ın konuşması

Başbakan Erdoğan, New York'ta, BM Güvenlik Konseyi'nin liderler düzeyindeki zirvesinde yaptığı konuşmada, nükleer teknolojiye duyulan itimadın emniyet önlemlerinin kuvvet ve güvenirliliği ile bire bir irtibatta olduğunu söyleyerek, "Dünya liderleri bir araya gelip 20 yy tartışmasız en önemli anlaşmalarından biri olan Nükleer Silahların Yayılmasını Önlenmesi Anlaşmasını ortaya çıkarmışlardır. Bu anlaşma çok önemlidir. Zira insanlığın barış ve güvenliğe duyduğu evrensel ve temel arzuyu yansıtıyor. Bugün bu anlaşma nükleer ve genel silahsızlanma, nükleer silahların yayılmasının önlenmesi ve nükleer enerjinin barışçı kullanımı şeklindeki 3 ana dayanağı ile geçerliliğini ve vazgeçilmezliğini 40 yıl önceki kadar koruyan bir anlaşmadır. Geçen zaman zarfında bu çerçevede birçok önemli işler başarılmıştır. Ne var ki anlaşama rejiminin bütünlülüğünün ve geçerliliğinin güçlendirilmesi ihtiyacı mevcuttur. Toplantımızın uluslararası toplumu yeniden harekete geçireceğine ve anlaşmanın gelecek yıl yapılacak gözden geçirme konferansına giden süreçte bu hedefe yönelik yeni girişimler doğuracağına olan inancım tamdır" dedi.

Nükleer silah sahibi 5 devletin ellerindeki nükleer silahları topyekun biçimde imha etme yolunda ortaya koydukları kati taahhütün anlaşmanın en büyük başarılarından biri olduğunu sözlerine ekleyen Erdoğan, "Bu sorumluluk anlaşmanın 6.maddesi üzerinde anlaşılan nükleer silahsızlanma amaçlı 13 pratik adımın üzerine koymak suretiyle şimdi yerine getirilmelidir. Stratejik silahsızların azaltılması anlaşmasının yerini alacak hukuki bağlayıcılığı hayız yeni bir analaşma yapılması yolundaki çabaları bu anlayışla memnuniyetle karşılıyor ve destekliyoruz" şeklinde konuştu.


"Sivil nükleer teknolojilere kısıtlamasız bir şekilde erişilmeli"

Nükleer silahsızlanma alanında geriye çevrilemez ilerlemeler kaydedilmesi anlaşmanın diğer iki dayanağını da kuvvetlendireceğini belirten Erdoğan şöyle konuştu:
"Özellikle çekirdeği bölünebilir madde üretiminin yasaklanmasına ilişkin bir anlaşmanın müzakerelerine silahsızlandırma konferansında başlaması yine üzerinde durduğumuz bir konudur. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın nükleer teknolojinin güvenliği ve barışçı kullanımını ilerletme çerçevesindeki rolünün güçlendirilmesi de yine önem verdiğimiz bir başka konudur. Bütün bunların yanında Türkiye güvence denetimleri yükümlülüklerini harfiyen yerine getirmekte olan ülkelerin anlaşmada kayıtlı hakkını kullanmak suretiyle sivil nükleer teknolojilere kısıtlamasız bir şekilde erişilmesi düşüncesindedir.

Biz kitle imha silahlarına sahip olmanın bu çağda hiçbir ülkeye ilave güvenlik sağlamadığı görüşündeyiz. Bilakis bu silahlar bölgesel güvenlik ve istikrara zarar veriyor. Bu nedenle Türkiye özellikle Orta Doğu'da olmak üzere kitle imha silahlarından arındırılmış bölgeler tesisine yönelik bütün ciddi adımlara önem vermekte ve desteklemektedir. Nükleer teknolojiye duyulan itimadın emniyet önlemlerinin kuvvet ve güvenirliliği ile bire bir irtibatta olduğundan kuşku yoktur. Nükleer emniyet seviyesinin dünya genelinde arttırılması kuşkusuz önem taşıyor. Diğer yandan nükleer terörizm ve nükleer maddelerin yasa dışı ticareti de küresel olarak karşı konulması gereken ciddi bir güvenlik tehtitidir. Bu çerçevede mevcut BM ve Uluslararası Atam Enerjisi Sözleşmeleri'nden ve ilgili çok taraflı anlaşmalardan yararlanmak suretiyle kapsamlı bir yaklaşım benimsemeliyiz. 1540 sayılı BM Güvenlik Konseyi kararı etkin biçimde uygulanması da büyük önem taşımaktadır. Ben bu vesile ile biraz sonra oylayacağımız karar tasarısının bu anlayışla destekliyorum."