O, 28 yıldır kayıp

12 Eylül darbesinin ardından kaybedilen Öztürk'ün ağabeyi kardeşini arıyor.

06 Mayıs 2012 Pazar, 10:07
Abone Ol google-news

1980 darbesinin ardından Ankara Emniyeti’nde kurulan DAL’da işkenceyle kaybedilen Nurettin Öztürk’ün ağabeyi Fahrettin Öztürk, 28 yıldır kardeşini arıyor. Ağabey Öztürk, “Dava dosyalarından, Nurettin’in arkadaşlarının ifadelerine göre, kendisinin 5 Nisan 1984’te Ankara’da uğradığı bir arkadaşının evine kurulan karakolda gözaltına alındığı ve Ankara’da DAL Merkezi’ne götürüldüğü anlaşıldı. Annem ve babam ölünceye dek oğullarının ölüsüne bile kavuşamamanın büyük ıstırabını çektiler. Son nefeslerine kadar bu acıyı yaşadılar. Amacım annemin, babamın ve tüm aile fertlerinin isteği olan, Nurettin’in, aile mezarlığımızda annesinin ve babasının yanında bir yerinin olması. Amacım, annemin ‘Hiç olmazsa oğlumun kemiklerinin nerede olduğunu söylesinler de, ona bir mezar yapayım’ isteğinin gerçekleşmesini sağlamak” diye konuşuyor.

12 Eylül davasına, yaşamlarını yitiren annesi ve babası adına müdahillik talebinde bulunan Fahrettin Öztürk, kardeşi Nurettin Öztürk’le ilgili duygularını Cumhuriyet’le paylaştı. Kardeşinin 5 Nisan 1984’te Ankara’da yakalandığını ve DAL Merkezi’nde işkence görerek yok edildiğini, İstanbul’da görülmekte olan bir davanın avukatlarından olan Ercan Kanar’ın yine avukat Bozkurt Nuhoğlu’na aktarması sonucu öğrendiğini söyleyen Fahrettin Öztürk şöyle devam ediyor:

“Bunun üzerine Ankara İnsan Hakları Genel Merkezi’ne giderek durumu o zamanki başkan avukat Nevzat Helvacı’ya anlattım. Durumdan haberdar olduklarını söyledi. Erdal Birdal ile görüşmemi önerdi. Erdal Birdal, Avrupa Öğretmenler Birliği’nin Nurettin’le ilgili Türkiye’ye geldiğini, yetkililerle görüşmek istediğini ancak görüşemediklerini bize bildirdi. Daha sonra 2000’e Doğru dergisinde okuduğum yazıda, DAL Merkez’de işkence gören bir şahıs, Nurettin’in gördüğü işkencelere tanıklık etmiş olduğunu yazıyordu.”

Fahrettin Öztürk’ün bahsettiği yazıda, “Yanımdaki hücreye koydular. İlk iki gün sürekli inlemesini duydum. Üçüncü gün inlemeler kesildi. Askerler gelip baktılar. Sonra işkence edilmiş ölü bedenini bir battaniyeye koyup götürdüler” diye yazıyordu. Daha sonrasında yaşanan o acı süreci Fahrettin Öztürk şöyle anlatıyor:

“Bunun üzerine rahmetli annem bir örnek dilekçeyle ayrı ayrı Cumhurbaşkanlığı’na, Başbakanlık’a, Adalet Bakanlığı’na, İçişleri Bakanlığı’na, Dışişleri Bakanlığı’na dilekçeyle müracaat etti. Dilekçesinde oğlunun akıbetini öğrenmek istedi. Cevap alamadı. Benim yaptığım araştırmalardan da bir sonuç alamadık. Annem ve babam ölünceye dek -Annem 1989’da, babam 1999’da vefat etti- oğullarının ölüsüne bile kavuşamamanın büyük ıstırabını çektiler. Son nefeslerine kadar bu acıyı yaşadılar. 12 Eylül 1980 davası ile ilgili Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava gündeme gelince, müdahil olarak müracaatta bulundum. Amacım, annemin ‘Hiç olmazsa oğlumun kemiklerinin nerede olduğunu söylesinler de, ona bir mezar yapayım’ isteğinin gerçekleşmesini sağlamak. Ve ayrıca dileğim bundan sonra bu toplumda 12 Eylül benzeri darbelerin insanlara böyle acılar yaşatmamasına bir katkıda bulunmak. İnsanlık suçu işleyenler, bir gün işledikleri suçların hesabının sorulacağını bilmelidirler.”

Uğur Mumcu, köşesinde yazmıştı

Bombalı suikast sonucu kaybettiğimiz yazarımız Uğur Mumcu 18 Şubat 1989’da Cumhuriyet’teki köşesinde Nurettin Öztürk’ü kaleme almış. “Kayıp” başlıklı köşede Mumcu şöyle yazıyor: “Türkiye’de gözaltına alındıktan sonra kaybolanlardan birinin adı Nurettin, soyadı Öztürk... 1984 yılında Türkiye’ye gizlice dönen Öztürk, Ankara Emniyet Müdürlüğü’nce Partizan Yolu adlı örgüt üyesi olduğu gerekçesiyle yakalanmış. Bu gerekçeyle yakalandığı aynı davanın sanık anlatımlarıyla belli oluyor. Örneğin sanık Mustafa İnan arkadaşı Öztürk’ün siyasi polisçe yakalandığına tanık... Ama o günden bugüne Öztürk’ten ses yok. Ailesi 5 Nisan 1984 gününden bu yana Öztürk’ten haber alamıyor. Ne oldu Nurettin Öztürk’e? Öldü mü? Öldürüldü mü? Belli değil. Öztürk kayıp. İzi bulunmuyor.”