O kitap geri geliyor

Savunma ve güvenlik stratejilerinin yer aldığı ‘Beyaz Kitap’ Gül döneminde kaldırılmıştı.

24 Ağustos 2014 Pazar, 22:11
Abone Ol google-news

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, giderayak hazırlattığı “Savunma Reformu Raporu”nda, Türkiye’nin savunma ve güvenlik stratejisi ile politikalarının kamuoyu ile paylaşılacağı bir “Beyaz Kitap”ın hazırlanmasını istedi. Ancak, bu kitap AKP’nin iktidara geldiği 2000’li yılların başında zaten vardı ve Gül’ün Dışişleri Bakanlığı döneminde kaldırıldı. Gerekçe ise kitabın Dışişleri Bakanlığı’nın hareket alanını daraltmasıydı.

Dışişleri Bakanlığı ile koordineli olarak, MSB Genel Plan ve Prensipler Daire Başkanlığı tarafından İngilizce ve Türkçe olarak iki dilde hazırlanan Beyaz Kitap’ta, Türkiye’nin NATO, Avrupa Güvenlik ve Savunma Politikası’na, Birleşmiş Milletler’e ve Barışı Koruma Faaliyetleri’ne bakış açısı, Türkiye’nin bölgesel sorunlara yaklaşımı, Türkiye’nin milli savunma politikası, sivil - asker işbirliği konuları ve bu konularla ilgili politikalar hakkında bilgi veriliyordu. Beyaz Kitap, son olarak 1 Ağustos 2000 tarihinde dönemin Milli Savunma Bakanı Sabahattin Çakmakoğlu tarafından yayımlandı. Kitapla ilgili eski Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül döneminde güncelleme çalışmaları yapıldı. Ancak, bu çalışmalar 2006 yılında rafa kaldırıldı. Son Beyaz Kitap’ta, Kıbrıs ve Ege Denizi ile ilgili özel bölümler de bulunuyordu. Kitapta, Yunanistan ile Ege’den kaynaklanan sorunlar “Karasularının genişliği, kıta sahanlığının sınırlandırılması, FIR sorumluluğunun kötüye kullanılması başta olmak üzere hava sahasıyla ilgili sorunlar, Uluslararası antlaşmaların hükümleri hilafına Doğu Ege Adaları’nın silahlandırılması, Ege’de Egemenliği Antlaşmalarla Yunanistan’a devredilmemiş coğrafi formasyonlar (ada, adacık ve kayalıklar) ve Yunanistan ile Ege’de deniz sınırlarını belirleyen bir antlaşmanın mevcut olmaması” şeklinde sıralanmıştı. Kitapta Türkiye’nin, barışçı çözüm yolları taratarı olduğu da vurgulanmıştı. Kitapta Kıbrıs’ta Barış Harekatı’na kadar olan süreç özetlendikten sonra Türkiye’nin, kurucu anlaşmalardan doğan garantörlük hakkına vurgu yapılmış, Kıbrıs’ta halen çözüm arayışlarının sonuç vermediğine dikkat çekilmişti.