"Öcalan'la konuşmamak savaşa davetiye çıkarmaktır"

Demokratik Toplum Kongresi Genel Başkanı Ahmet Türk, KCK operasyonlarını 'vahim' olarak tanımlarken, DTK Genel Başkan Yardımcısı Aysel Tuğluk, "Kürtlerin de tahammülleri sonsuz değildir, tahammül sınırları bu kadar zorlanmamalıdır. Sayın Öcalan'la konuşmamak savaşa davetiye çıkarmaktır" dedi.

17 Ocak 2012 Salı, 15:19
Abone Ol google-news

Mardin Bağımsız Milletvekili ve DTK Genel Başkanı Ahmet Türk, Van Bağımsız Milletvekili ve DTK Genel Başkan Yardımcısı Aysel Tuğluk, BDP milletvekilleri Ayla Akat Ata ve Hüsamettin Zenderlioğlu ile birlikte Diyarbakır'da son gelişmelerle ilgili basın toplantısı düzenledi.

Ahmet Türk, DTK olarak Türkiye'de yaşanan süreci 'Vahim' olarak değerlendirdiklerini belirterek, "Açılım politikasının gündeme getirilmesiyle, Kürt halkının susturulmaya çalışıldığı bir süreçle karşı karşıyayız. Kürt halkını, emekçileri ve demokrasi güçlerini susturmaya yönelik sindirme politikalarının yürütülüyor. Eğer bir ülkede demokrasi güçlerini, bir siyasi partiyi susturmayı düşünüyorsanız bunun adı faşizmdir, ırkçılıktır başka bir tanımı yoktur" dedi.

Partideki arkadaşlarımızı seçerken başbakan'a mı soracaktık?

Türk, faşizan bir tutumla karşı karşıya olduklarını ve uzun süredir yapılanoperasyonlarla çok değerli hukukçu, gazeteci arkadaşlarının gözaltına alındığını ve tutuklandığını söyledi. Türk, şöyle dedi: "Neymiş Sayın Öcalan'la yaptıkları görüşmeleri aktardıkları için alınıyormuş. Peki bu görüşmeler 10 yıldan beri yapılıyor. Bu görüşmelerin tutanakları hükümet tarafından gözden geçiriliyor ve ihtiyaç duydukları zaman basına servis yapıyorlar. Şimdi bu görüşmeleri, ortak tartışmaları, düşünceleri illegal bir çalışma gibi göstererek, İstanbul'daki tutuklamaların gerekçesi göstermek gerçekten de demokrasi açısından büyük bir ayıptır. Başbakan Erdoğan, 'Ben yeraltı ile uğraşıyorum' diyor. Peki Erdoğan'a sesleniyorum. Peki BDP legal siyaset yapmıyor mu? Sivil toplum örgütleri yer üstü çalışmıyor mu? Kendi tabiri ile söylüyorum. Şimdi Sayın Başbakan bu tutuklamaları bu faşizan uygulamaları yandaş medyasıyla birlikte psikolojik bir savaşın içindedir. Sivil siyasetin içinde kimi bıraktınız? Herkesi tutuklattınız. Genel Başkan Yardımcımız Sayın Fatma Kurtulan 1990'lardan beri sivil siyasetin içindedir. 2007 seçimlerinde Parlamento'ya girmiştir. Partimizin birçok kademesinde yer almıştır. Şimdi yandaş medya açıklama yapıyor, 'Nihat Oğraş'ın yerine getirildi' diyor. Nihat Oğraş kimdir? BDP Eş Genel Başkan Yardımcısıdır. Bunu seçerken sayın Başbakan'a mı danışacaktık? Başbakandan mı icazet alacaktık? Bir partinin genel başkan yardımcılarının seçimini dahi illegal bir hareketmiş gibi göstermeye yönelik bir yaklaşımın içindeler. Biz buradan bütün oynanan bu oyunları biliyoruz. Bütün baskılara ve sindirmelere rağmen halkımızın özgürlük mücadelesinin yanında yer alacağız"
 

Kürtlerin tahamülleri sonsuz değildir

Aysel Tuğluk ise, yaşanan gidişatın Türkiye'de yaşayan halklar açısından iyi bir gidişat olmadığını söyledi. Tuğluk, "Siz hangi yasalarla Kürtleri yargılıyorsunuz? TCK, TMK adı altında yürütülen bu yasalarla yapılan yargılamalar ve hükümlerin hiçbir meşrutiyeti yoktur bizim açımızdan. Zaten bu sorunun kaynağı bu yasalardır. Bu tutuklamalar rehin alma operasyonlarıdır. Hiçbirimiz, bu mahkemelerden hiçbir adalet beklemiyoruz. Bu ülkede adalet Kürtlere hiçbir zaman uygulanmadı. Bu operasyonları yapan yargı değil, yürütmenin kendisidir" dedi.
 

Öcalan'la konuşmamak savaşa davetiye çıkarmaktır

Tuğluk, 'BDP'yi tutuklamalarla etkisiz hale getiririz, Kandil'i bombalarla yok ederiz, İmralı'yı tecritle etkisizleştiririz' politikasının uygulanmaya konulmak istendiğini söyleyerek, şöyle dedi: "Sorunu Abdullah Öcalan'sız çözümezsiniz. Kürtlerin direnişçi bir özelliği vardır. Bu gidişatın sonu topyekun bir direnişin gelişmesine yol açacaktır. Bu kadar mücadele, bu kadar bedel Başbakan'a biat etmek için verilmedi. Sayın Fatma Kurtulan, Meclis'te milletvekili yapmış bir arkadaşımızdır. Terörize edilip tutuklanıyor. Bu tutuklamayı lanetliyoruz. Tahammüllerimizi zorlayan bir durumdur. Kürtlerin de tahammülleri sonsuz değildir, tahammül sınırları bu kadar zorlanmamalıdır. Sayın Öcalan'la konuşmamak savaşa davetiye çıkarmaktır."