Öğrencilerim beni kahraman gibi karşıladı

Nisa Kör, “Serbest bırakılınca haberim oldu o fotoğraf karesinden. Çok güzel bir kare çıkmış ortaya gerçekten. Çok iyi hatırlıyorum o anı...” diyor.

18 Aralık 2019 Çarşamba, 13:25
Abone Ol google-news

Türkiye Nisa Kör’ü Şili’de başlayan ve tüm dünyaya yayılan Las Tesis dansı yapacakken Kadıköy’de gözaltına alınırken çekilen fotoğraf karesiyle tanıdı. O, 28 yaşında bir sınıf öğretmeni. Her geçen gün artan kadın cinayetlerine tepki göstermek için gittiği eylemde, yüzlerce polis tarafından etrafı sarılan 6 kadından biri. Nisa Kör, kadına yönelik şiddetin özeti olan o fotoğraf karesi için “Haklıysanız eğer ne korku, ne de endişe duyuyorsunuz. Aklınıza sadece gülümsemek geliyor” diyor. Bir gece gözaltında tutulan Kör’le o anı ve şiddeti konuştuk.

“Kadınlar, hakları için her zaman birlikte bağırmalı. Şiddete maruz kalan, tacize uğrayan, susturulmaya çalışılan kadınlar, mobbinge, tehditlere boyun eğmek zorunda kalan kadınlar şuna inanın, siz aslında o kadar güçlüsünüz! Şiddet uygulayanlar da görecekler, duyacaklar ve kadınları tanıyacaklar!”

Sizi umut dolu bakışınızla tanıdık. Kim o bakışın sahibi kadın?

Birçok insan gibi üniversite okumak için gelip İstanbul’da kalanlardanım. Daha da eskiye gidersek; küçük bir şehirde, işçi bir ailenin kızı olarak büyüdüm. Kadını yok sayan, aşağılayan zihniyetle daha küçük yaşlarda savaşmaya başladık. Hayatımdaki en güçlü kadın annemle. O zamanlar kendi zaferimiz kazandık. Tabii ki bu hiç kolay olmadı. Toplumsal baskının boşanmış kadına bakışına göğüs gerdik ve dimdik ayakta durduk. Güçlü, konuşan ve özgür kadına tahammülü olmayan bir kesim var. Bu konuda kendi hayatlarımızda sürekli bir savaş içerisindeyiz. Şu an Kadıköy’de özel bir okulda sınıf öğretmeniyim.

ÖLMEK İSTEMİYORUZ!

 Las Tesis dansı tüm dünyada ses getirdi. Siz ilk izlediğinizde ne düşündünüz?

 Dünya çapında başlayan ve birçok kadını bir araya getiren, dansın ve müziğin olduğu etkinliği günlerce videolardan, sosyal medyadan Şilili kadınlar aracılığıyla izledik. Neden bu bizim ülkemizde de olmasın ki? Neden biz de dans edip, şarkı söyleyip diğer kadınlara katılmayalım? Kadınların sesini duyurmayalım? Bu düşüncelerle hiç tereddüt etmeden Kadıköy’deki etkinliğe katılmaya karar verdim. Çocuğu, genci, yaşlısı, kadını, erkeği hep birlikte oradaydık. Ayrıca son dönemlerde artan kadın cinayetlerini, kadına yönelik şiddet haberlerini maalesef ki görüyoruz, takip ediyoruz. Sadece 2019 yılında kayıtlara geçen öldürülen kadın sayısı 402. Ne kadar acı değil mi?

Son dönemlerde kadınların düzenledikleri eylemlere, yürüyüşlere izin verilmiyor. Kadınlar polis şiddetine maruz kalıyor. Sizce kadın mücadelesine yönelik bu baskının nedeni ne?

Yasaklamalar ve engellemelerle biz kadınlardan her zaman istedikleri şeyleri istiyorlar. Susmamızı, boyun eğmemizi, kabullenmemizi... Ancak başaramayacaklar. Halbuki kadınlar ne istiyor? İstediğini giymek, istediğini içmek, istediğini yapmak, baskılardan, tacizlerden uzak bir hayat. Eve giderken arkamızı kollamak ya da telefonla konuşuyormuş gibi yapmak istemiyoruz. Ölmek istemiyoruz. Hepsi bu kadar basit.

Gözaltı anını anlatır mısınız?

 Bizler polisler tarafından alınırken bize destek veren insanlar alkışlarla bizi polis arabasına uğurladılar. Bir binanın üst katlardan seslenen iki kadın ellerimizdeki kelepçeyi görünce haykırıp bağırdılar. Kelepçeli olduğumuza inanamadılar. Katillere bile bunu yapmazken dans etmeye çalışan kadınlara bunu yapmaları gerçekten üzücüydü. Haklılığın fotoğrafı işte o an çekildi.

Ne hissettiniz?

Haklılığın vermiş olduğu bir rahatlama vardı galiba. Arkadaşlarımla  dik duruşumuzu hiç bozmadık. Serbest kalacağımızı biliyorduk çünkü biz sadece dans etmek istemiştik.

Okulunuza gittiğinizde öğrencileriniz sizi nasıl karşıladı? 

Öğrencilerim beni kahraman gibi karşıladı. Gözaltındayken aklımda sadece onlar vardı. Bana hediyeler almışlar, şiirler yazmışlar, heykeller yapmışlar. Bu o kadar gurur verici bir duygu ki anlatamam. Tüm velilerime, çocuklarıma, arkadaşlarıma hepsine çok teşekkür ediyorum.

Öğrencilerinizden bahsetmişken derslerinizde bu konulara eğiliyor musunuz?

İnsan hakları, yurttaşlık ve demokrasi dersimiz var. Çocuklarla insan hakları, çocuk hakları, anayasa konularını işliyoruz. Beraber etkinlikler yapıyoruz. Ceren Özdemir’in öldürüldüğünü öğrendiğim gün çocuklarımın yüzüne bakamadım. Hepimiz sorumluyduk bu durumdan çünkü. Engellenemez bir durum değildi. 

EĞİTİMCİ GÖZÜYLE

“Sadece kadına şiddet değil şiddetin tümüne karşıyım. İnsana, hayvana, ağaca... Sorunun da yine eğitimle aşılacağını düşünüyorum. Temel eğitim ailede başladığı için öncelikle anne-baba ve toplumsal cinsiyet kavramıyla ilgili çalışmalar yapılmalı. Müfredatta bu konuya alan açılmalı. Tabii bunun için öncelikle kadının toplumdaki yeri ve haklarını koruyan İstanbul Sözleşmesi ve 6284 sayılı kanun korunmalı ve uygulanmalı.”