'Öncü Kadınlarımızın Aydınlığı'

11 Nisan 2011 Pazartesi, 06:38
Abone Ol google-news

Cumhuriyetimizin kuruluşundan bugüne kadarki süreçte öncü olan nice kadınımız vardır. Öncü kadınlarımızın aydınlığı insanımıza çağdaşlaşma seslenişidir. Onlar, bilimsel başarıları, sanatsal verileri ve üretkenlikleriyle kültürümüze vurgu yapanlardır. Kadınlarımızın sorunlarıyla yüzleşmek, onların yönsemelerine katılımda bulunmak, benimsemek çağdaşlık gereğidir.

Kadınlarımızın Kurtuluş Savaşı süresince gösterdikleri yararlar; Cumhuriyetin kuruluşuyla başlayan uygarca yaşamımızın gerçekleşmesine büyük emek ve katkıları unutulmayacaktır. Nezihe Muhittin’le başlayan “karanlık yollara” direniş; Nene Hatun’un “Yumruklarım yüreğim kadar, yüreğim de memleketim kadar cesur ve büyük, gün bugündür” haykırışı; Halide Edip’in Sultanahmet ve Kadıköy meydanlarında kadınlarımızı kurtuluşa yönlendiren; “Cesur olun, mert olun ve karşı koyun” söylevleri kulaklarımızı çınlatmaktadır.

Kadınlarımız uluslarına kattıkları güçte ve başarıya sonsuz inançta Cumhuriyetimizin aydınlık yüzü oldular. Bereketli Anadolu toprağı onların alın teriyle ürüne durdu. Kadınlar, asırlardır ezilmişler, ekin olmuşlar, un olmuşlar, güneşin aydınlığına emekleriyle yürümüşler. Halkın, özellikle köylü kesimin içinde en çok onlar etkilenmişler. Onca emek ve çabaya karşın ikinci sınıf bir varlık olarak görülmüşler. İnce, temiz, güzel ve hoşgörülü kadınlarımız bunu hak etmiyorlar. Onların özlemi kadın/erkek bütünlüğünün çağdaş düşüncede buluşan toplumsal düzendir.

İnsana insanca davranılmalı

İnsanlarımızın ayrımsız, birbirleriyle, doğayla ve toplumla barışık bir yaşamı paylaşmaktır istekleri. 21. yy’ın bilim çağı olduğu gerçeği, akıl ve bilimin rehberliğinde gelişmeyi öngörüyor. Bu gelişmenin duyguda ve düşüncede olması kadınlara yönelik birtakım önyargıları giderecektir. Kadınların yaşam çizgisi kader olarak algılanmamalıdır. Russel Gough, “Karakterimiz Kaderimizdir” adlı kitabında “Doğru ve iyi olanı bilmek ve yapmak” betimlemesini düşündüğümüzde, kadına yönelik doğru ve iyi olanları yapmamız, gerçekleri bilmemiz gerektiği öngörülüyor. İnsana, insanca davranmalı. Davranışlarda empati kültürü geliştirilmelidir. Yüreğimizde, beynimizde insan sevgisi çoğalmalı. İnsanlar cinsiyet ayrımı olmaksızın, sevgi, hoşgörü ve anlayış kavramlarının ışığında değişim ve gelişim göstermelidirler.

Kadınların zekâlarını anlamlı kılan akılları onları her alanda üretken ve başarılı olmaya yönlendirmektedir. Alanlarında önder olan nice “öncü kadınlarımız” gibi. Onlar akıl ve zekâlarının kurnazlık, tekdüzelik yerine; bilim, sanat, eğitim, kültür, spor vb. alanlarda başarılı olmuş ve üretkenlikleriyle toplumu aydınlatmışlardır.

Kurtuluş Savaşı’nda vatanın özgürlüğü için ölüme koşan Şerife Bacı’lar, Kara Fatma’lar. “İstikbal göklerdedir” özdeyişinin simgesi Sabiha Gökçen’ler. Türk kadınının Meclis’teki temsilcisi halk kadını Satı Bacı’lar; eğitimimizin emektarı Refet Angın’lar; siyaset emekçisi Behice Boran’lar; uğraşları bilim olan Afet İnan’lar, Suna Kili’ler, Aysel Çelikel’ler, Semahat Demir’ler, Nermin Abadan Unat’lar, Nüzhet Gündoğan’lar, Necla Arat’lar, Muazzez İlmiye Çığ’lar, Füsun Akatlı’lar ve daha nice emekçi öncü kadınlar…

Toplumun mayası

Kadınlarımız ulusal kalkınma ve gelişmemiz için “Bir doktrin simgesi değil, bir dirilişin, bir uyanışın sürecidir. Özü sevgidir, fendir, bilimdir” diyordu Mustafa Kemal. Bu sözde cinsiyet ayrımı yerine kadın/erkek bütünlüğü vardır. O, çağdaşlaşmayı eğitim devrimiyle gerçekleştiriyordu. Karma eğitim uygulaması bu amaçladır. Atatürk’e göre toplumun en güçlü mayası kadınlıktır.

Sanat güneşleri kadınlarımız Yıldız Kenter, Füreya Korel, Suna Kan, Leyla Gencer, Fahrelnisa Zeid, Semiha Berksoy, Afife Jale, Adile Naşit, Türkan Şoray, Türkiye’nin harika çocuğu İdil Biret, Bediha Muvahhit başarılarıyla yurtiçi ve yurtdışı sanat aydınlığının yüz akı oldular.

Sivil toplum gönüllüsü bilim kadını, eğitim âşığı Türkan Saylan, halkla ilişkiler aydınlığının temsilcisi Betül Mardin, Lerzan Öke, Nazan Moroğlu.. Kültürsüzlüğün ışığında üşüyen yürekleri dindirmek için yazdıkları kitaplarla toplumu aydınlatarak yönlendiren Ayşe Kulin, Gülten Dayıoğlu, Zeynep Oral, Leyla Tavşanoğlu gibi aydın kadınlarımız ile “Kızlar da Yanmaz ve Hasat Vaktiydi” adlı eserleriyle Hasan Âli Yücel ve İsmail Hakkı Tonguç’un iş eğitimini üretici eğitimle birleştiren Köy Enstitülerinin aydınlık yüzü Pakize Türkoğlu ve daha niceleri başarıdan başarıya koşan, eserleriyle, çalışmalarıyla ülkemizin aydınlık ışığı oldular. Onlar “öncü kadınlarımız” olup karanlıkları ışıtanlar oldu. Kadınlara yönelik tüm özellikleri “Öncü kadınlarımız” adlı kitabımda örnekleyerek anlatmaya, betimlemeye çalıştım.

Canlarından can...

“Emekleriyle ülkemize taç giydiren kadın, sevgiyle, saygıyla anılır adın” özdeyişi gerçek bir anlatımdır. Kadına daha iyi, daha özgür, daha güvenli yaşam koşulları sunulmalıdır. Onlar, eğitimin aydınlığından yararlanmalıdırlar. “Ey utancın ölümü, / Ey amaçsızlığın, haksızlığın ölümü, / Duy sesimizi, / Kırılacak bu zincirler, / Kadınlar öğütüyorlar bu değirmenin bereketini…” Bu dizelerde; kadına yönelik şiddet, hiddet, dayak, baskı, töresellik, ayrımcılık, özgürlüğü kısıtlama ve ikinci sınıf görülme gibi temlere karşı duruşun gerektiği vurgulanmaktadır. Çünkü kadınlar; canlarından can katıyorlar nesillerine. Bağırlarında büyütüyorlar çocuklarını, ruh veriyorlar dudaklarında donmuş sözleriyle… William Shakespeare, “Tadı güzel olanın sindirimi zordur” diyor. Kadın, güzelliği, zarafeti, hoşgörüsü, üretkenliği; akıl, bilinç ve bilgisiyle birleştirdiğinde daha güçlü ve daha başarılı olacaktır.

“Bizden selam olsun insanlığa, / Dünyamızdaki erkek ve kadına, / Doğum ile ölüm arasındaki yolculuğa, / Hakça yaşamaya, hakça paylaşmaya” dizelerindeki haklı istekleri…

“Bir kadın eli uzanmalı, / Beyaz, ince, sıcak, / Sevgiyi kucaklayacak, / Dünyayı unutturacak. / Bir kadın eli gerekli / Sımsıcak sarılacak, / Sevgiyi sevince katacak. / Bir kadın eli olmalı, / Aşka, güvene, inanca uzanacak, / Dahası, her şeyini paylaşacak, / Bir kadın eli / Kadınca sevecek.” Kadına sevgimizin kalıcılığına örnek dizelerdir.

“Öncü kadınlar” Mustafa Kemal devrimini sürdüren, benimseten ve uygulayanlardı. Onlar, uygarlığın, sanatın, özgürlüğün, insan sevgisinin ve üretkenliğin emekçi öncüleridirler. Onlar bizim aydınlığımızın meşalesidirler.