'Partiye 'İmralı'ya gider levhası takın'

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Teröristle kucaklaşan siyasetçi olamaz. Parti tabelanızı indirin; 'Kandil'e gider', 'İmralı'ya gider' diye trafik tabelası takın" dedi.

23 Ekim 2012 Salı, 09:49
Abone Ol google-news

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Erciş depreminin ardından TOKİ tarafından inşa edilen afet konutlarının anahtar teslim ve sosyal tesislerin açılış törenine katıldı. Karataşlar'daki TOKİ konut alanında düzenlenen törende konuşan Başbakan Erdoğan, geçen yıl Van ve Erciş'te meydana gelen depremlerde hayatını kaybeden 644 vatandaşa Allah'tan rahmet, ailelerine de başsağlığı diledi. Enkaz altında kalan vatandaşlara ulaşılması için cansiparane bir çalışma yürütüldüğünü belirten Erdoğan, yüzlerce vatandaşın enkazın altından canlı çıkarıldığını hatırlattı.

Başbakan Erdoğan, ''Derdimiz neydi, burada bu sıkıntıya maruz kalmış kardeşlerimiz aynen bizdik ve hep birlikte bu acıyı tatmalıydık ve bu acıdan hep birlikte kurtulmalıydık. 'En kısa zamanda bu işi bitireceğiz ve sizleri daha farklı bir Erciş'te daha farklı bir Van'da iskan edeceğiz' dedik'' diye konuştu. Depremin yaralarını sarmak için yürütülen çalışmaların tamamlanmadığını vurgulayan Erdoğan, ''Daha işimiz bitti mi, bitmedi. Yapacak çok işimiz var. Eski rakamla şu ana kadar 3,5 katrilyon harcadık. Yapılacak olanlarla birlikte bu rakam 5,5 katrilyona ulaşacak, hedef bu'' dedi.

Konteyner kentlerde yaşayan memurlar için de çalışmalar yapılacağını dile getiren Erdoğan, şunları kaydetti: ''Şu anda devletin birçok memuru buralarda kalıyor. Bu inşaatlar inşallah bittiğinde, hepsini buralara taşıyacağız ve sonra oraları çok daha farklı bir şekilde planlayıp projelendireceğiz. Bütün bu adımlar dünyaya bir örnek olsun. Gelenler görenler, 'kısa zamanda bu işi nasıl bitirdiniz' hep bunu konuştular. Bu felaket, can kayıplarının yanında 40 bin evi, 3 bin iş yerini, 9 bin ahırı kullanılmaz hale getirdi. Tam da kış aylarının yaklaştığı bir dönemdi. Binlerce vatandaşımız evsiz kaldı.''

 

'Kalbimiz Van'la Erciş'le birlikte attı'

''Biz depremi haber aldığımız an o gece buradaydık''
diyen Erdoğan, depremden sonraki ilk 6 saatte bölgeye gelen personel sayısının binleri aştığını, sivil toplum kuruluşlarının yardım için seferber olduğunu söyledi. Depremin ardından Erciş'e geldiğinde, yardım araçları nedeniyle caddelerde yaya olarak yürümenin bile zorlaştığını gördüğünü belirten Erdoğan, arama-kurtarma ve yardım çalışmalarını planlı hale getirdiklerini vurguladı.

Bir yandan enkaz kaldırma diğer yandan da yeniden imar çalışmalarının yürütüldüğünü söyleyen Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu: ''Acil müdahalenin ardından seferberlik başlattık. Yaralarımızı sarmak sıkıntılarımızı gidermek için bütün kurumlarımızı seferber ettik. Geçen bir sene zarfında kalbimiz Van'la Erciş'le birlikte attı. Aklımız Bu bölgedeki kardeşlerimizle oldu. Deprem bölgesiyle irtibatımızı kesmedik. Depremden sonraki 18 gün içinde bölgede tam 75 bin çadır kurarak depremzedelerimizin hizmetine sunduk. Sağolsun başta başbakan yardımcım olmak üzere bakan arkadaşlarım sürekli olarak buraya gidip geldiler ve oluşturduğumuz 12 çadır kentte elektrik, su, kanalizasyon, eğitim ve sağlık kurumlarıyla ibadethaneleriyle depremzedelerimize her türlü hizmeti verdik. Buna paralel olarak konteyner kentlerin kurulumunu da süratle gerçekleştirdik.''

 

81 pankartla teşekkür

Erciş'te 4 bin 880 konutun hak sahiplerine teslim edildiği, 5 ilköğretim okulu, 3 lise, 5 cami ve 5 ticaret merkezinin hizmete açıldığı tören alanının hemen karşısındaki alanda ''teşekkür kareografisi'' dikkati çekti. 81 ayrı pankartta, ayrı ayrı tüm illerin isimleri ve plaka numaralarının yanında ''teşekkürler'' ifadesi yer aldı.

 

10 bakan katıldı

Törene Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım, İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Sağlık Bakanı Recep Akdağ, Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz ve AKP Genel Başkan yardımcıları Mehmet Ali Şahin, Hüseyin Çelik, Menderes Türel, Süleyman Soylu'nun yanı sıra çoksayıda yetkili de katıldı. Törende, Erciş depremi sonrası yapılan okul ve diğer sosyal donatı alanlarına maddi katkı sağlayan, aralarında televizyoncu Acun Ilıcalı'nın da yer aldığı hayırseverler de hazır bulundu.

 

Van'da 15 bin 341 konut teslim ediliyor

Van'da bugün toplam 15 bin 341 konutun yanı sıra 27 okul ve 24 Cami 10 ticaret merkezi ve 13 büfeden oluşan tesisler hizmete açılıyor. Yapımı tamamlanan tesisler Van genelindeki dağılımı ise şöyle:

Van Merkez Bostaniçi: bin 88 konut, 2 ilköğretim okulu, 1 lise, 2 cami, 2 ticaret merkezi

Van Merkez Kalecik: 2 bin 456 konut, 2 ilköğretim okulu, 1 lise, 3 cami, 6 büfe

Van Merkez Kevenli: 480 konut, 1 ilköğretim okulu, 1 cami

Van Merkez Sıhke Gölü: 530 konut, 1 ilköğretim okulu, 1 lise, 1 cami, 1 ticaret merkezi

Edremit: 5 bin 682 konut, 5 ilköğretim okulu, 3 lise, 9 cami, 7 büfe, 2 ticaret merkezi

Erciş: 4 bin 880 konut, 5 ilköğretim okulu, 3 lise, 5 cami, 5 ticaret merkezi

Van Köy evleri (Özkaynak, Topaktaş): 225 köy evi, 225 ahır, 2 ilköğretim okulu, 3 cami

Depremde hasar gören Van alt yapısını yenilemek için 44 bin 400 metre içme suyu hattı, 15 bin metre kanalizasyon, 7 bin metre yağmursuyu hattı 21 bin 500 metre yol ve asfalt, 100 bin kişilik arıtma tesisi, 31 bin metre küp toplam kapasiteli 11 adet su deposu yapıldı.

Konteyner kentler

Başbakan Erdoğan, Van ve Erciş'te 2 odası, mutfağı, banyosu ve tuvaleti olan 30 bin konteyner ev kurmak suretiyle 175 bin vatandaşın barınmasını sağladıklarını, 15 Ocak'ta Erciş'teki, 15 Şubat'ta da Van'daki çadır kentleri kapatarak bütün vatandaşların konteyner kentlere yerleştirilmesini sağladıklarını belirtti. Van ve Erciş'te kurulan konteyner kentlerde Türkiye'nin 50 şehrinden büyük nüfusa hizmet verdiklerini, konteyner kentlerde yaşayan vatandaşların elektrik ve su gibi ihtiyaçlarının ücretsiz sağlandığını anlatan Başbakan Erdoğan, 175 bin vatandaşın kışı her türlü imkana sahip, sıcak konteynerlerde geçirmesine sebep olduklarını, çadır kent ve konteyner kentlerde kalan vatandaşların kullandığı eski rakamla 170 trilyon liralık elektrik faturasının da Başbakanlık tarafından ödendiğini söyledi.

Başbakan Erdoğan, Erciş'te kurulan 8 aşevinde günde 81 bin öğün, Van'daki 3 aşevinde de günde 60 bin öğün sıcak yemek dağıtımı, yemek firmalarından temin edilen günlük 72 bin öğün yemeğin de 35 okulda vatandaşlara dağıtıldığını, kurulan giyim market vasıtasıyla 43 bin vatandaşın giyim ihtiyacının karşılandığı ifade ederek, bu hizmetlerin yapımında emeği geçen başta Kızılay olmak üzere tüm kurum, kuruluş ve kişilere teşekkür etti.

Esnaf ve sanatkarları desteklemek için 4 bin 500 işletmeye eski rakamla 250 trilyon lira faizsiz kredi kullandırıldığını, Van, Muradiye, Gürpınar ve Erciş'te toplam 6 bin 140 vatandaşa 9 ay süreyle geçici istihdam sağlandığını, diğer şehirlere gitmek isteyen depremzedelere her türlü imkanı sağladıklarını, diğer illerin valilikleri aracılığıyla 50 bin depremzedeye kamu tesislerinde barınma imkanı sunduklarını kaydeden Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti: ''Şimdi Van'a dönüşler başladı. Biz, Van'ı hiçbir zaman yalnız bırakmadık, Vanlı kardeşlerimizi hiçbir zaman sıkıntılarıyla bırakmadık, daima kardeşlerimizin yanında bulunduk, bulunmaya devam edeceğiz. Bu kardeşlik hukukumuzun gereğidir. Ev sahibi olan kardeşlerimiz konutlarına yerleşti, kuralarını çektiler, yerleşiyorlar. Bir de kiracı durumunda olan vatandaşlarımız var. Şu anda elimizde 3 bin civarında yapılmış fazla konutumuzu var, yapılmakta olan aynı zamanda. Bunların 2 bin kadarı kamu kuruluşlarımızdaki elemanlarımıza tahsisli, onu onlara vereceğiz. İlk etapta bin civarında konut elimizde kalıyor, kura çekimiyle bunları kiracı olan kardeşlerimize inşallah satacağız. Burada tabi ben, sizlerle rakamı da paylaşmam lazım. Aslında maliyet olarak bu konutların fiyatları 110 bin lira, ancak biz burada Başbakan'ın yetkisinde olan bir yüzde 30 indirim hakkı var, bunu kullanmak suretiyle depremzedeye biz bu fiyatı 75 bin liraya indirdik. Bununla da kalmadık, dedik ki 2 yıl ödemesiz olacak, 18 yıl ödeme yapılacak. Toplam 20 yıl. 20 yılda böylece ödemesini bitirecek, faiz yok, enflasyon yok, hiçbir uygulama yok. Yaklaşık olarak aylık taksidi 345 lira. Şu anda o konutlar bitmek üzere. 4 ayda biter diyorlar, 4 ay içinde onları bitireceğiz, kura çekimini yapıp kiracı kardeşlerimize onları vereceğiz. Burada yeni konutlar da inşallah yapacağız. Hak sahipleri de aynı fiyatla alıyor, kiracı da aynı fiyatla alacak. Vade farkı yok, faiz yok. Bunlar kar amaçlı yapılan değil, depreme dayanaklı konutlardır.''

'Vanlı kardeşlerimizi sıkıntılarıyla baş başa bırakmadık'

Başbakan Erdoğan, hükümetin her türlü imkanını bölge için seferber ettiğini, devletin şefkat elini Van'a, Erciş'e uzattığını vurgulayarak, ''Bunların yanında hükümet olarak her türlü imkanımızı bu bölgeye seferber edip devletin şefkat elini uzatırken aziz milletimiz de Vanlı kardeşlerinin sevgi elini, dostluk elini gördü. Biz, Vanlı kardeşlerimizi sıkıntılarıyla baş başa bırakmadık'' diye konuştu.

Japonya'da yaşanan en son depremi ve nükleer santral patlamasını hatırlatan Erdoğan, şöyle devam etti: ''Orada depremzedeleri adete kendi başlarına bıraktılar, ama biz, depremzedemizi kendi başına bırakamazdık. Çünkü bizde kendi medeniyet değerlerimizden gelen bir anlayış var. Dinimiz İslam'ın bize yüklediği görev var. O kardeşlik hukukunu, büyük millet olmanın, bin yıllık kardeşlik hukukuna sahip olmanın gereğini yerine getirdik, yerine getiriyoruz. İşte o da böyle günlerde anlaşılır. Depremden sonra dedik ki 'biz, Van'ı bir yıl içinde inşa edeceğiz. Hatta ağustostan itibaren teslime başlayacağız' dedik. Yeni bir dönem başlatacağız dedik. Ben, o geldiğim geceyi hatırlıyorum, nasıl bir Erciş vardı, ikinci gelişimi hatırlıyorum nasıl bir Erciş vardı, ama elhamdülillah şimdi bakıyorum, helikopterle de yukarıdan gördük nasıl bir Erciş var. Okullarımız hamdolsun bambaşka güzellikte. Biz de bütün yavrularımızla, bütün gençlerimizle onur duyuyoruz. Daha depremin 39. gününde kalıcı konutların temelini attık. Bugün burada, Erciş ve Van'da toplam 15 bin 341 kalıcı konutun açılış töreni için buradayız. 27 okulun, 24 caminin, 10 ticaret merkezinin aynı şekilde açılışını yapıyoruz. Konutların bu evlerde oturacak vatandaşlarımız ile birlikte Vanımız, Ercişimiz, ülkemiz için hayırlı olmasını temenni ediyorum. Rabbim bizi bu tür afetlerle imtihan etmesin diyorum.''

 

Marmara depremiyle karşılaştırdı

Erdoğan, Marmara depreminden bir yıl sonra kalıcı konutlar bir yana ortada konteynerlerin bile bulunmadığını, insanların aradan geçen zamana rağmen çadırlarda yaşam mücadelesi verdiğini hatırlattı. Kendilerinin ise Van'daki depremin birinci yılında, o gün söz verdikleri bütün konutları bitirip teslim ettiklerini ifade ederek, bu konutların belediyeler tarafından yapılması gereken 20 kilometrelik yollarını da TOKİ'nin yaptığını bildirdi.
Daha sonraki dönemde ihtiyaç duyulan 2 bin 148 konutun inşasının sürdüğünü de kaydeden Erdoğan, 4 ay içerisinde bunların da tamamlanacağını ifade etti.

Erdoğan, şöyle konuştu: ''Toplamda 17 bin 489 kalıcı konut inşa etmiş oluyoruz. Bunlarla kalmadık köylerimizdeki yapıların yüzde 80'ini yeniden yapıyoruz. 9 bin 500 köy evinin ve 3 bin 750 hayvan barınağının yeniden yapılması için çalışmalarımız sürüyor. Köylerde evini, ahırını kendisi yapmak isteyen 5 bin 850 vatandaşımızdan 3 bini inşaata başladı. Köylerdeki ev ve ahır inşaatları için bugüne kadar 29 trilyon ödeme yaptık. Ayrıca az hasarlı olduğu tespiti yapılan 32 bin binanın onarımı için de 40 trilyon ödemede bulunduk. Depremde yıkılan 66 okulumuzdaki bin 15 dersliğin yerine Van'a 2 bin 613 yeni derslik kazandırdık. Depremin yaşandığı günden bugüne kadar Van ve ilçelerimizde yaptığımız hizmetler için harcadığımız rakam 3 katrilyon 600 trilyon.''

Başbakan Erdoğan, Van depremi duyulduğu anda bütün vatandaşların ellerinin uzandığını, buradaki vatandaşlar için duaya kalktığını dile getirerek, ''Gözlerden burada ölen, yaralanan, enkaz altında kalan, mağdur duruma düşen vatandaşlarımız için yaşlar süzüldü. Bin yıllık kardeşliği, bin yıllık beraberliği yıkmak için çalışanlara inat, bütün Türkiye bir olup birlik olup Van''a sahip çıktı'' ifadelerini kullandı.

 

'Parayı bölücü terör örgütüne aktarıyorlardı'

Başbakan Erdoğan, sadece Türkiye'den değil, dünyanın 35 ülkesinden Van'a el uzatıldığını, yardım yapıldığını ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü: ''Benim Vanlı kardeşim deprem enkazı altında kendisine uzanacak eli beklerken, biz bu eli tutup Van'ı ayağa kaldırmanın mücadelesi içindeyken bölücü terör örgütü ve onun uzantıları ne yapıyordu biliyor musunuz? Terör örgütü Van'da, Erciş'te daha deprem enkazının altındaki iniltiler dinmeden hemen öbür tarafta Başkale'de güvenlik güçlerimize saldırmakla meşguldü. Biz çadır kentler, konteyner kentler kurarak vatandaşımızın başını sokacağı hayat alanları oluştururken onlar görevi başındaki polisimizi haince, alçakça arkasından yaklaşıp şehit ediyorlardı. Bölücü terör örgütünün siyasi uzantıları ise belediye başkanları başta olmak üzere terörist cenazesi peşinde koşuyor, belediye garajında teröristler için yas tutuyorlardı. Biz depremzedelerin yaralarını sarmak için uğraşırken onlar bu yarayı kaşıyarak, kanatarak ayrımcılık, propaganda peşinde koşuyorlardı. Biz çocuklarımız eğitimlerinden mahrum kalmasın diye süratle okulları ayağa kaldırıp her türlü araçla, gereçle donatırken onlar buralara sadece okullarımızı yakmak için yaklaşıyorlardı. Bombalamak için onların yolu buralara uğruyordu. Biz öksüz, yetim kalmış, evini, yuvasını kaybetmiş Vanlı çocuklarımızı sıcak bir yuvaya kavuşturmanın gayreti içindeyken onlar, yardım için gelen yardımları maalesef bölücü terör örgütüne aktarıyorlardı. Avrupa'da, dünyanın değişik yerlerinde Van depremi için para topluyorlardı. Gelen parayı da ne yazık ki bölücü terör örgütüne aktarıyorlardı. Bunların hepsi belgeli.''

 

'Bunlar sabotaj peşinde'

Başbakan Erdoğan, Van depreminden etkilenen vatandaşların ihtiyaçlarını karşılamak için hastanesiyle doktoruyla gecelerini gündüzlerine katarak çalıştıklarını dile getirerek, şunları kaydetti: ''Onlar, benim hizmet veren doktor kardeşime saldırıyorlardı. Nerede? Hastanede. Biz ülkenin dört bir yanında toplanan yardımları tek bir kuruşuna dahi halel getirmeden burada kullanırken, onlar ise maalesef az önce ifade ettiğimi yapıyorlardı. Bizimle onların farkı bu kardeşim. Biz sizi niye seviyoruz? Vanlı olduğunuz için mi? Farklı etnik bir unsura sahip olduğunuz için mi? Kürt olduğunuz için mi? Sadece bizi yaradan Allah'tan ötürü seviyoruz. Yaratılanı yaratandan ötürü seviyoruz. Türkü ile Kürtü ile Lazı ile Çerkezi ile Zazası ile Gürcüsü ile Romanı ile ayırt etmeksizin Allah için seviyoruz. Farkımız bu.'' ''Onun için bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız'' diyen Erdoğan, araya ayrımcılık tohumu atanlara pirim verilmeyeceğine işaret etti.

Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti: ''Biz gönüller kazanmaya, dualar yapmaya, hizmet vermeye geliriz. Onlar ise öldürmeye, yakmaya, yıkmaya gelirler. Biz ihya için, inşa için, birlik beraberlik için uğraşıyoruz. Onlar yakmak, yıkmak, bozmak, ayrıştırmak için uğraşıyorlar. Biz yavrularımız için okullar yapıyoruz. Onlar içinde o yavrularımızın olduğu okulları ateşe veriyorlar. Bunları görüyorsunuz değil mi televizyonlarda? Biz bölge insanına hizmet etsin diye öğretmen, doktor, polis gönderiyoruz. Onlar, bu kamu görevlilerini kaçırmanın, sindirmenin, öldürmenin hain planlarını yapıyorlar. Buraya hizmet vermeye gelen öğretmeni, doktoru kaçırmakla sen ne kazanıyorsun? Kaymakamımı kaçırmakla sen ne kazanıyorsun? AK Parti'nin il başkanlarını kaçıracaksın veya gelip arkadan kurşunu sıkacak, öldüreceksin. Ondan sonra da 'biz özgürlük ve demokrasi istiyoruz' diyeceksin. Bunun neresi özgürlüktür, bunun neresi demokrasidir.''

Başbakan Erdoğan, bunların asla ve asla Kürt vatandaşların sorunlarıyla derdi olmadığını belirterek, ''Onların derdi, sıkıntısı bu değil. Onlar sadece istismar peşinde. Bunlar sadece benim Kürt kardeşimi kullanma peşinde. Bunlar sadece benim Kürt kardeşimi kandırarak dağa götürdüğü çocuklarının kanı üzerinden, acısı üzerinden kendilerine saltanat düzeni kurma peşindeler. Bizler yatırımla, hizmetle, icraatla halkı kucaklamanın derdindeyiz. Bunlar halk mağduriyet, sıkıntı yaşasın diye sabotaj peşinde'' diye konuştu.

 

'Vergi muafiyeti getirdik'

Başbakan Erdoğan, yatırımcıların 'Terör gelir de benim fabrikamı yakarsa, bombalarsa' endişesiyle güneydoğu'ya yatırım yapmadığını belirterek, ''Eğer buralarda işsizlik varsa bundan dolayı var. İşte bunun önünü açmak için önce bu bölücü terör örgütü ve uzantısıyla benim Kürt kardeşim arasına duvar örmeli ki buraya yatırımcı rahat gelsin'' değerlendirmesinde bulundu.

Bölgeye yatırımın gelmesi için yapılan çalışmaları anlatan Erdoğan, bölgenin tamamen teşvik uygulaması içine alındığını hatırlatarak, ''Fabrika yapmak isteyene ücretsiz arazi veriyoruz, vergi muafiyeti getirdik. Niye yeter ki gelsinler buralarda fabrika yapsınlar ama buna rağmen korkuyor, buna rağmen gelmiyor. Yatırıma düşman olan hizmete huzura düşman olan sadece ve sadece insana düşmandır. Benim Vanlı kardeşim Ercişli kardeşim biliyorum ki her şeyi çok iyi görüyorsunuz, anlıyorsunuz kim kendisi için çalışıyor, çabalıyor, gecesini gündüzüne katarak gayret gösteriyor kim de her şeyi bozmak için, yıkmak için uğraşıyor bunu gayet iyi müşahede ediyorsunuz'' ifadelerini kullandı.

Bölgedeki BDP'li belediyelerin hizmetleriyle ilgili eleştirilerde bulunan Erdoğan, belediyelerin yapması gereken birçok hizmeti, hükümetlerinin yaptığını dile getirdi. Erdoğan, vatandaşlardan hizmete prim vermelerini, ideolojik yaklaşmamalarını istedi.

 

'Bizim kalbimizi bir, ne hissediyorsak onu söylüyoruz'

''Biz sizlere efendi olmaya gelmedik, biz sizlere hizmetkar olmaya geldik'' diyen Erdoğan, şöyle devam etti: ''Değerli kardeşlerim Mevlana diyor ki 'Sen bensin işte, ben senim işte'. Biz böyle olacağız. Biz bütün vatandaşlarımızla az önce de söyledim Kürdü, Lazı, Türkü, Çerkezi, Boşnağı, Arabı, Gürcüsü, Zazası bütün kardeşlerimizle biriz, beraberiz. Bizim kalbimizi bir, ne hissediyorsak onu söylüyoruz biz herkesin karşısına gönlümüz elimizde çıkıyoruz. Bizim derdimiz hiçbir ayrım yapmaksızın 81 vilayetiyle 75 milyon insanıyla ülkemizi topyekün kalkındırmak. Bizim derdimiz hiçbir ayrım yapmaksızın, bütün vatandaşlarımızın daha güçlü, daha demokrasiyi yakalamış, daha geniş özgürlük, daha fazla hak hukuk sahibi olmalarını sağlamak. Biz 780 bin kilometrekarelik vatan toprağında huzurlu, güvenli, müreffeh bir hayat yaşamayı arzuluyoruz.''

'Parmakla gösterilen örnek alınan bir Türkiye'ye ulaştık'

Erdoğan, 10 yıllık süreçte Türkiye'de önemli gelişmeler yaşandığını belirterek, şunları söyledi: ''AK Parti iktidarı bunu başardı. 1999 Marmara Depremi'nde bir yılda vatandaşına çadır veremeyen Türkiye'den, 2011 Van Depremi'nde bir yıl içinde kalıcı konutları bitirip teslim eden bir Türkiye'ye geldik. Yasakların esas, özgürlüklerin istisna olduğu bir Türkiye'den, özgürlüklerin esas yasakların istisna olduğu bir Türkiye'ye hep birlikte kavuştuk. Ekonominin ve siyasetin kırılganlığı yüzünden 'hasta adam' muamelesine tabi tutulan bir Türkiye'den, istikrarı, güveni, gücüyle parmakla gösterilen örnek alınan bir Türkiye'ye ulaştık. Bütün bunları sizinle başardık, bütün bunları terör örgütünün sabotaj çabalarına bu yolda önümüze çıkarılan nice engellere rağmen sizlerin desteğiyle başardık. Terör örgütünün de siyasi uzantılarının da onların önlerindeki arkalarındaki güçlerin de bunların gerçekleştirilmesinde hiçbir dahli yok, hiçbir katkısı yok.''

'Biz, sorunların çözümü için siyasi muhatap aradıkça onlar başka yerleri işaret ettiler'

Başbakan Erdoğan, terör örgütünün, siyasi uzantılarının ve onların önlerindeki, arkalarındaki güçlerin yatırımlara hiçbir katkıları olmadığına işaret ederek, şöyle devam etti: ''Bu BDP'liler bırakın Kürt kardeşlerimin haklarını korumayı, kendi partilerinin kapatılmasına engel olacak Anayasa değişikliğine dahi sahip çıkmayacak bir zihniyete sahiptirler. Biz, 'partiler kapatılmasın' diyoruz. BDP, 'partiler kapatılsın' diyerek Meclis'i terk ediyor. Bunları biliyorsunuz. Benim aziz milletimin artık bunlara karnı tok. Bunların sürekli gerilime yol açmaktan, sürekli çatışma görünümü oluşturmaktan, sürekli insanları tahrik edip güvenlik güçleriyle karşı karşıya getirmekten başka bir iş yaptıklarını gördünüz mü? Biz görmedik. Biz, sorunların çözümü için siyasi muhatap aradıkça onlar başka yerleri işaret ettiler. Kendilerine oy veren insanların iradesini değil başka odakların iradesini yansıtmaktan onların güdümünde hareket etmekten başka bir tavır ortaya koymadılar. Kendi iradesine ipotek koyduran, milletin iradesine sahip çıkamaz. Kendisine oy veren vatandaşla değil eli kanlı teröristle kucaklaşan, demokratik siyasete inanmış bir siyasetçi olamaz. Siyaset yapmakla, hizmet vermekle işiniz yok madem parti tabelalarını söküp yerlerine İmralı'ya veya Kandil'e mecburi istikamet gösteren trafik tabelalarını asın, onu asın daha isabetli olur. Hiç değilse bu şekilde milletimiz ne olduğunuzu, ne iş yaptığınızı bilir. Siyasi süreçler için boşuna size yönelmez.''

'Van'ı, Erciş'i daha güzel günler bekliyor'

Başbakan Erdoğan, hizmet üretmeye kararlılıkla devam edeceklerini vurgulayarak, ''Van'ı, Erciş'i daha güzel günler bekliyor. Bu süreci kararlı bir şekilde sürdüreceğiz, ama sizlerle beraber, el ele vereceğiz, omuz omuza vereceğiz. Sizler daha güzel bir Erciş istemiyor musunuz? Daha güzel bir Erciş'te yaşamak istemiyor musunuz? Şu anda gördüğünüz bu güzelliklerin Erciş'in tamamında olmasını istemiyor musunuz? Burada yatırımların daha da artmasını istemiyor musunuz? Aynı şekilde Van'da aynı güzelliklerin olmasını istemiyor musunuz?'' diye konuştu.

İstanbul'da ne varsa Van'da da onun olmasını arzu ettiklerini, bunun için çalıştıklarını ifade eden Başbakan Erdoğan, ''Eğer bugün Van'ın ortasından o geniş yollar geçiyorsa bu yolları belediye yapmadı. Bunları biz yaptık, biz. Van'a bu yakışır dedik. Van Belediyesi, kendisine ait yapması gereken yolu yapmadı. Onu da TOKİ olarak biz yaptık. Niye? Çünkü onlara kalsa zaten milleti susuz bırakıyor. Şimdi biz, onlar susuz bırakıyor diye buna seyirci mi kalalım? Kalmadık. Dedik ki 'biz, buraya suyu da getireceğiz'. Şimdi Şamran suyunu da getireceğiz, başladık. Şu anda 8 kilometresi bitti devam ediyor, 47 kilometre inşallah onu da bitireceğiz'' dedi.

Erdoğan, vatandaşların Kurban Bayramı'nı da kutlayarak, ''Kurban Bayramı'nın milletimiz, İslam dünyası ve bütün insanlık için barışa, sevgiye, kurtuluşa vesile olmasını Allah'tan diliyorum. İnşallah Suriye'deki kardeşlerimin de kurtuluşuna vesile olmasını diliyorum, onların da zaferine vesile olmasını diliyorum. Biz, birliğimizi, beraberliğimizi kimseye kaptırmayalım'' diye konuştu.

Başbakan Erdoğan, konuşmasının ardından 10 aileye anahtarlarını teslim etti. Hizmete giren tesislerin toplu açılışını da gerçekleştiren Başbakan Erdoğan, kurdeleyi kesti. Erdoğan, depremzedelere yardımda bulunan aralarında Nazif Zorlu, Serdar Adalı ve Acun Ilıcalı gibi hayırseverlere de plaket verdi. Bu sırada Acun Ilıcalı'nın yoğun alkış alması dikkat çekti.

Erdoğan, daha sonra tören alanının yakınındaki, teslimi yapılan bir eve misafir oldu. Erdoğan, hizmete açılan Atatürk ilkokulu ile ortaokulunu gezerek, incelemelerde bulundu.

 

Başbakan Erdoğan Van'da

Van'da yapımı tamamlanan afet konutları Başbakan Erdoğan'ın katıldığı törenle hak sahiplerine dağıtıldı.

Burada yaptığı konuşmasında Başbakan Erdoğan, Nasrettin Hoca'nın damdan düşmesi sonrasında doktor arayanlara ''durun durun, bana doktor değil, damdan düşen birisini getirin'' dediğini anlatarak, şöyle devam etti:
''Biz damdan düştük. İstanbul gibi bir şehrin büyükşehir belediye başkanlığını yaptım. Büyükşehir nedir biz çok iyi biliriz. Halkına ne kazandırır, şehre ne kazandırır bunu çok iyi biliriz. Biz Vanımızın şu anda bulunduğu noktadan çok daha ileri noktalara taşınmasını istiyoruz. 750 bin nüfusun üzerinde olan her vilayetimizi büyükşehir yaptık. Van, 1 milyon 50 bin nüfusa sahip mülki sınırları itibarıyla, bütün bu güzelliklerin olabilmesi için önümüzdeki seçimlerde Van, büyükşehir belediye başkanlığında, ilçe belediye başkanlıklarında nasıl bir siyasi anlayışın yönetime geleceği de önem taşıyor. Zira Van merkezi, belediye hizmetleri itibarıyla maalesef iyi yönetilmiyor. Şu anda Van merkezine belediye su getirmesi lazım. Van halkına, Vanlı kardeşlerime su dahi getirmiyor. Merkezi hükümet olarak biz getirdik. Şimdi inşallah 47 kilometreden sizin o meşhur suyunuzu getiriyoruz. Bu suyla birlikte Van artık kaynağından çok daha farklı bir suyla kavuşmuş olacak. Gerek büyükşehirlerde gerekse ilçelerde gerçekten hizmet nedir, nasıl yapılır bunu Vanımızda çok daha iyi bir şekilde göreceğiz.
Şu gördüğümüz konutlarla birlikte Van, gönül arzu etmez, ama bir yıl önceki deprem felaketinden sonra bugüne değin bir söz verdik, dedik ki 'inşallah ağustos sonuna kadar biz çok daha güzel bir Van inşa edeceğiz.' Şimdi Van Gölü'ne doğru bakıyorum. Bölgedeki evlerimizi şöyle bir görüyorum, ama bir de aşağıdaki evleri görüyorum şimdi soruyorum, burası mı güzel, aşağısı mı güzel? Evlerinizin camlarından baktığınızda farkı göreceksiniz. Bizim derdimiz şu; Vanlı'ya yakışan neyse biz onu inşa ettik, ediyoruz. Az önce Erciş'teydik oradaki konutların teslimini yaptık, şimdi Van merkezdeyiz buradaki konutların teslimini yapıyoruz. Bütün bu adımlarla beraber sosyal konutların yapımı da hızla devam ediyor. Okullar, hastaneler bütün bunların yapımını da bu arada gerçekleştirdik. Şüphesiz ki depremde kaybettiğimiz vatandaşlarımıza hep yandık, yanıyoruz, ama Mevlana'nın sözünü burada da söyleyeceğiz. 'Dün dünde kaldı can cazım, bugün yeni şeyler söylemek lazım'. Bugün yeni şeyler söylüyoruz, yarını farklı şekilde inşa ediyoruz ve Van'ı bir cazibe merkezi yapacak adımları atıyoruz. Depremde kaybettiğimiz vatandaşlarımıza bir kez daha Cenabı Allah'tan rahmet, yakınlarına, sevenlerine başsağlığı diliyorum. Depremde yaralanan ve enkaz altından sağ kurtulan vatandaşlarıma geçmiş olsun diyorum, bu büyük felaket bizlerden ayırdığı kardeşlerimizin yanında 40 bin evin, 3 bin iş yerinin, 9 bin ahırında da kullanılamayacak şeklide yıkılmasına yol açtı.''

 

''Bu düpedüz benim Kürt kardeşime 'evladının tapusunu bana ver' demektir''

Okullara ve öğrenci yurtlarına yönelik terör saldırılarına da değinen Erdoğan, şunları kaydetti:
''Alçakça okullara saldırıyorlar, alçakça yurtlara saldırıyorlar. Çocuklarımız içeride molotofkokteyllerle oraları bombalıyorlar. Yanıcı maddeler atıyorlar. Bunlar okul ya yurt. Cehaletten beslenenler eğitimden korkarlar, öğretimden korkarlar. Sefaletten beslenenler refahtan, kalkınmadan haz etmezler. Çünkü bu okullarda eğitim gören, aydınlanan, ülkenin ve dünyanın gerçeklerine vakıf olan çocuklarımızın bu tür gelişmelerini hazmedemezler. Çünkü böyle olursa onları evlerinden alıp, dağlara sevk edemezler. Bu aklı onlara mutlaka iplerini ellerinde tutan efendileri vermiştir. Çünkü bunların o kadarını düşünecek, o kadar ileriyi görecek ferasetleri de yoktur. Okullara yönelik saldırıları, bunların gerçek yüzlerini çok çarpıcı şekilde ortaya koydu. Diğer yalanlarına kılıflar bulabilirler ama okul düşmanlığının, eğitim düşmanlığının hiçbir izahı olamaz. Bu terör örgütünün ve siyasi uzantılarının düpedüz benim Kürt kardeşlerime, onların evlatlarına 'sen cahil kal' demesidir. Bu düpedüz benim Kürt kardeşime 'evladının tapusunu bana ver, onu isteğimi gibi kullanayım, istediğim yere pazarlayayım' demektir. Nerede yaşarsa yaşasın bu ülkenin vatandaşı olan her çocuğumuz 75 milyonun evladıdır, canı, ciğeridir. Bizim kimseye peşkeş çekilecek, kimsenin saplantısı için feda edilecek, tek bir evladımız dahi yoktur. Çocuklarımızın saçının tek bir teline dahi zarar gelmesine tahammülümüz olamaz.''

 

''Terör örgütünü ve onun uzantısı olan siyasi partiyi ticarethaneye çevirmişler''

Yüzüncüyıl Üniversitesi'ne 100 milyon kaynak aktardıklarını, depremde kullanılmaz hale gelen öğrenci yurtlarının yerine çok daha modernini inşa ettiklerini belirten Erdoğan, vatandaşların çocuklarınızın eğitimine destek olmasını, teşvik etmelerini, çocukların okullardan ürküp korkmamasını istedi. Erdoğan, şöyle devam etti:
''Okul yakanların, öğretmen kaçıranların, eğitim düşmanlığı yapanların tek amacı, burada cehalet düzeni kurmaktır. Buna fırsat vermeyelim. Suriye'deki zalim Esed rejimi için avukatlığa soyunanların, dağdaki terörist için canlı kalkanlığa teşebbüs edenlerin, çocuklarımızın okullarını yakanların önüne geçtiklerini hiç gördünüz mü? Onların öyle bir sorunu yok, tam aksine teşvik ediyorlar. Depremden sonra gönüllü olarak buraya gelen ve kendi ailesinin de kaldığı konteyner kentin güvenliğini sağlayan polis memurumuzu katledenlerin insanlıkla ilgisi olabilir mi? Bunların derdi asla benim Kürt kardeşim değil. Bunların meselesi asla Van'daki depremzede kardeşlerim değil, hiçbir zaman da olmadı. Bunlar terör örgütünü ve onun uzantısı olan siyasi partiyi bir ticarethaneye çevirmişler. Türkiye'ye düşmanlık besleyen ne kadar mihrak varsa onlardan ihale alıyorlar, karşılığında da zulüm satıyorlar, kan satıyorlar, yalan satıyorlar. Arda kendi saltanatlarını sürdürecek bir kar elde etmeyi de unutmuyorlar. Biz işte bu haksız, bu insafsız alışverişe 'dur' diyeceğiz. Böyle gelmiş, böyle gitmez. İşte bunu hep beraber yapacağız. Buna hazır mıyız?''