Polisin Avukatlara sert müdahalesi Meclise taşındı

CHP Genel Başkan Yardımcısı Umut Oran, Çağlayan Adliyesinde polisin tüm hukuk kurallarını çiğneyerek avukatları cüppeleriyle birlikte yerlerde sürüyerek kelepçeleyip gözaltına almasını TBMM gündemine taşıdı.

11 Haziran 2013 Salı, 16:43
Abone Ol google-news

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Umut Oran, araştırma önergesi hazırlayarak TBMM'ye sundu. Oran, kurulacak bir komisyon aracılığıyla yaşanan bu hukuksuzluğun araştırılmasını talep etti.

Oran'ın önergesi şöyle:

11 Haziran 2013 tarihinde İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı Emniyet personeli Çağlayan’da bulunan Adliye binasını basarak, burada bulunan Avukatları gözaltına almıştır. Bu operasyon sırasında kamuoyuna yansıyan görüntülerde Emniyet güçlerinin aşırı, orantısız ve kabul edilemez bir şiddet uyguladıkları, yine hukukun amir hükümlerine aykırı olarak kasklarının arkalarında yer alan numaralarını siyah bant ve pet su şişesi bandıyla kapattıkları görülmektedir.

29 Mayıs 2013 tarihinden beri yurdun çeşitli yerlerinde yapılan gösterilere yapılan müdahalelerde de kolluk kuvvetlerinin bu tipte bir hareket tarzı benimsediği, örneğin Ankara’da da polis kasklarının numara yazan bölümlerinin kapatıldığı, İzmir’de polis memurlarına sivil üniformalar giydirilip ellerine çivili sopalar verilerek halkın üstüne gönderildiği, aşırı, orantısız, hukuk kurallarının asla kabul edemeyeceği ölçekte eylemlere müdahale edildiği, vatandaşların üstüne talimatlara da aykırı olarak yakın mesafeden ve yüz bölgesine biber gazı ile ateş edildiği, bazı yerlerde emniyete ait araçlardan balkonlarında oturmakta olan insanlara gaz atıldığı, hatta vatandaşların evlerinin camları kırılarak evlerin içerisine bile bu şekilde saldırılarda bulunduğu görülmektedir.

Anayasa’nın 2. Maddesine göre Türkiye Cumhuriyeti demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir. Hukuk devleti ilkesi çerçevesinde bütün kamu kurumları ile devlete bağlı idari teşkilatın iş ve eylemlerinde hukuka uygun olarak hareket etmesi, buna aykırı hareket edenlerin de mutlaka hukukun öngördüğü yaptırımlarla karşılaşması anlamına gelmektedir.  AİHM kararlarına bile yansıyan hukuka aykırılıkların bu kadar yaygınlaşması ve genel bir görünüm kazanması, orantısız şiddetin artması, yargının asli unsurlarından olan avukatların dahi toplu gözaltına alınması gibi uygulamalar toplumda infial yaratan büyük sorunlar ortaya çıkarmakta, vatandaşların demokratik haklarının kullanmasını engellemekte, toplumla devlet arasında ihtilaflar çıkmasına neden olmaktadır.

Bu nedenlerle, içtüzüğün 104 ve 105’inci maddeleri uyarınca, vatandaşlara karşı orantısız güç uygulanmasına, avukatların dahi gözaltına alınmasına, hukuka aykırı yöntemlerin genelleşerek yaygınlaşmasına, bireylerin kolluk kuvvetleri tarafından aşırı şiddete maruz kalmasına neden olan sorunların tespiti ile bu sorunların çözüm yollarının belirlenmesi için bir meclis araştırması açılması için gereğini saygılarımla arz ederim.