Posta Gemileri

13 Ağustos 2011 Cumartesi, 06:05
Abone Ol google-news

Bu sayfayı neredeyse eskittim başlıktaki konuyu yıllardır yaza yaza. Ama bu yakınlarda Karadeniz, Marmara, Ege ve Akdeniz kıyılarını bir çalışmam gereği karış karış dolaşırken aynı konu geldi zihnime oturdu.

Karadeniz ve özellikle o her posta gemisi gelişinde bir bayramı yaşayan Karadeniz limanları iyicene küsmüştü. Karadeniz kıyılarına dizili o birbirinden güzel inci gibi kasabalar, köyler, kentler bu derin ve anlamlı küskünlüğü artık yüreklerine bastırdıkları bir taş gibi beraberlerinde taşıyor, onunla küskün ve dargın yaşıyorlardı.

Yıllar yılı Londra’dan, Paris’ten, Madrid’den uçakla İstanbul’a gelip aynı gün Tophane rıhtımından kalkacak posta gemisine bir taksi ile gelip yerleşen turist, Hopa’ya kadar o zamanların güleç adeta türküler söyleyerek yaşayan Karadeniz kıyılarının tadını çıkararak unutulmaz bir tatil yaşıyor, sonra aynı gemi ile İstanbul’a oradan da uçakla evlerine dönüyorlardı. Karadeniz hiç mi hiç küskün değil aksine ve inadına şen, canlı ve coşkundu o günlerde. O günler bizi bu günlere getiren çocukluğumuzdu. Yani o günler öyle bir Karadeniz’le gerçekten unutulmazdı.

Ne mi oldu da Karadeniz küstü. On yıllar oluyor posta gemileri dediğimiz hizmet yok edildi. Bugün Karadeniz’de balıkçı sandalı bile göremezsiniz. Bomboş bir ufuk çizgisi. O günler arkasında ne var diye diye denizci olduk, kutuplar hariç dünyanın binbir ülkesini gördük, türlü insanını tanıdık. Bu günler Karadeniz’in başında cenaze bekler gibiyiz. Issız, sessiz, dertli ve küskün bir deniz. Ne acı.

O yerli yabancı yolcular artık tıkış tıkış otobüslerde salhaneye dönmüş şehirlerarası yollarda yolculuk ediyorlar. Posta gemilerini yok eden zihniyet, ne zihniyetse, oturup bayram etsin artık ne diyelim. Bir yolculuk kültürünü, yolculuk etmenin beraberlik duygusu ile birlikte bir şenlik olması bile çok görüldü Karadeniz’e. Nasıl küsmesin?!..