Prof. Dr. Veysel Ulusoy Cumhuriyet için analiz etti: Türkiye iki kriz yaşıyor

Doların 7.27 TL seviyesine çıkması ile tüm zamanların rekoru kırıldı. Türkiye'nin İkiz Kriz yaşadığına dikkat çeken Prof. Dr. Veysel Ulusoy'a göre, IMF ya da Fed ile anlaşma yapılsa dahi kurda düşüşün geçici olacağını, doların ateşinin kalıcı olarak sönmesi için atılması gereken adımları sıraladı.

08 Mayıs 2020 Cuma, 12:09
Abone Ol google-news

Cumhuriyet Gazetesi yazarı Yeditepe Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Veysel Ulusoy, herkesin çok yakından takip ettiği dolardaki yükselişin nedenlerini, kurun ateşinin nasıl söneceğini adım adım değerlendirdi. İşte Prof. Ulusoy'un değerlendirmelerinin satır başları:

KRİZİN İLK SİNYALLERİ 2017'DE GELDİ

Döviz piyasası gelişmiş ülkeler için belki de en can alıcı ekonomi göstergelerine sahiptir. Ülke ekonomisinin gidişatını her yönüyle belirleyen döviz bir bakıma tüm tüketici ve firmaları da yakından ilgilendirir.

2008 global krizden sonra ABD merkez bankası Fed kanalıyla piyasalara sunulan döviz miktarındaki bolluğun faydası yaklaşık bir 8 yıl sürdükten sonra Türkiye ekonomisinde üretim ve aşırı verimsiz yatırımların yarattığı parasal oynaklık 2017 yılının sonu itibariyle yaşanmaya başladı. Ani kesilen döviz akımı ve yapılan tüm yanlış yatırımların dövize bağlı geri ödemelerinde yaşanan zorluklar krizin ilk sinyallerini bu dönemde vermeye başladı. Burada temel olarak tartışılması gereken birkaç noktayı işaret edelim

1. Plansız ve etkinlikten yoksun döviz kaynakları ile yapılan bir kerelik inşaat yatırımları “yalancı zenginlik” ile milli geliri artırdı gözükse de, dış borç miktarında yarattığı geri ödenemez döviz borcu hacminde inanılmaz artış yarattı.

2. İhracat gelirlerinin dış borç geri ödemelerine turizmle beraber yaptığı göreceli katkının da azalması bu borcun maliyetini yükselten ülke CDS (borcu geri ödeyememe) primini yukarılara taşıdı.

3. YEP (Yeni Ekonomi Programı) kapsamında belirtilen seviyenin bırakın 60 milyar lira tasarrufu, merkez bankasının ihtiyaç akçelerinin hazineye yani devlet harcamalarına aktarılması tüm bütçe planlarının bozulduğu gösterdi ve piyasalar bunu olumsuz bir seyir olarak gördü.

4. Geçen yılın aynı dönemine göre dar anlamlı para arzında yüzde yüzde 50’leri aşan bir oranda emisyon hacminin artması plansız, ani gereksinim amacıyla para basıldığının göstergesi olarak ortaya çıktı. Daha da önemlisi bunun nereye harcandığının bilinmemesi, işsizlik ve “gelirsizlik” sorunu yaşayan halkın ihtiyaçlarına gitmediğinin ortaya çıkması ile ekonomik güvende belki de son birkaç on yılın en düşük seviyesine ulaşıldı.

5. Dövizin ateşini düşüren, daha geniş anlamıyla döviz bazlı ödemelerde esnekliğin kaynağı olan merkez bankası döviz rezervlerindeki yılbaşından bu yana 30 milyar dolar civarındaki azalmaya ihracat gelirlerinde aylık yüzde 40’ları bulan kayıplar ve 150 milyar dolar kısa dönemli borç ve faiz geri ödemesi de eklenince dövizin ateşi yükseldi.

 GELİRSİZLİK FOTOĞRAFI

Yükselen döviz kurunun nedenleri arasında Covid-19 küresel sağlık krizi gözükse de, bu krize yüzde 14 civarında bir işsizlik oranı, ikiz açık (bütçe açığı ve cari açık), 2 haneli resmi enflasyon oranı ve en önemlisi de gelirsizlik fotoğrafı ile yakalandık.

Ve doğal olarak yaşadığımız “ikiz kriz” ile karşılaştık…. Yani 2018 yılından bu yana devam eden kendi krizimiz ile Covid-19 sağlık krizi..

Buraya kadar döviz kurlarının neden arttığını belirttik.. Bu alınması gereken önlemler konusunda adım atılmadığı sürece yukarılara gidecektir.

KURUN ATEŞİNİN DÜŞMESİ İÇİN ATILMASI GEREKEN 10 ADIM

 Döviz kurlarının yukarılara doğru gitmesini engelleyecek ekonomi politikalarını şöyle özetleyebiliriz:

 1. Hükümetin ekonomi özellikle de harcama verilerinin şeffaf bir şekilde ortaya konulması.

2. Tüm harcama ve ödeme kalemlerinin mecliste ayrıntılı tartışılması.

3. Yeni bir bütçe planının yapılarak, yerine göre büyük projelerin yatırımlarının hemen durdurulması.

 4. Hükümetin tüketim harcama kalemlerinin önemli derecede azaltılması.

5. Devlet tahvili (eurobond) kanalıyla yabancı merkez bankalarından uzun vadeli döviz girdisinin sağlanması.

6. Dış borçlarının ödenmesinin ertelenmesi için fon yöneticileri ile fikir birliği saplanması ve bu yolun zorla uygulanması.

7. Basit gözükse de tarımsal üretim planı yapılıp, uluslararası ticarette oluşan boşluğu dolduran bir ekonomik görünüm ortaya konulması.

8. Yeni ve verimli “bebek endüstrileri” desteği ile genç beyinlerin destekleneceği bir planın içeriğinde yapısal reformlara başlanacağı haberinin piyasalara benimsetilmesi.

9. Etkin bir faiz ya da gelir politikası ile yurt içi döviz mevduatının uzun vadeli bonolar ile hazineye transferi konusunda adım atılması .

10. Hane halkına karşılıksız gelir aktarımı yapılması.

SAVURGANLIK BİTMEZSE ATEŞ DÜŞMEZ

 Öte yandan, IMF ile bir stand-by anlaşması yapmak ve/veya Fed ile swap gerçekleştirmek belki de dövizin ateşini düşüren etkenler olabilir. Ama ekonomimizdeki savurganlığın, yapısal bozukluğun, ahlaki dağılmanın ve oy teorisine dayalı yalancı zenginliğin ortadan kaldırılmadığı sürece o ateşin katlanarak geri döneceğini de öğrenmemiz gerekir. Ekonomiye güven yapısal reformlardan geçer.