Sabiha Sertel'den Günümüze Sosyal Hizmet Eğitiminin 50. Yılı

09 Ekim 2011 Pazar, 06:12
Abone Ol google-news

Ülkemizin profesyonel anlamda ilk sosyal hizmet uzmanı olan Sabiha Sertel, Türkiye’de sosyal hizmet eğitiminin başlamasından yaklaşık 40 yıl önce, 1923 yılında diplomasını almıştır. Sosyal hizmet mesleğinin 50. yılını kutlarken bugüne kadar bu ilk profesyonel sosyal hizmet uzmanının adının anılmaması bir vefasızlık örneğidir.

İnsanlar arasındaki yardımlaşma fikri ve buna ilişkin kurumlar, Türkiye’de olduğu gibi tüm toplumlarda çok eskilere dayanır. Dini ve geleneksel uygulamalar, loncalar, vakıflar bu örneklerdendir. Ancak sosyal hizmet ve yardım uygulamalarının bir mesleğe dönüşmesi, gelişmesi, kurallara ve standartlara sahip olması pek çok tarihsel olayın çakışmasının sonucunda gerçekleşmiştir.

Bilindiği gibi sosyal hizmet insan odaklıdır. Sosyal hizmet mesleği insan hakları ve sosyal adalet prensiplerinden hareket ederek sosyal uyumu kolaylaştıran, bireyleri, grupları, toplulukları güçlendiren, özgürleştiren ve iyilik hallerini geliştiren bir meslektir. Uzmanlığın en temel özelliği empati kurmaktır. Sosyal hizmet sadece hayırsever bir yardımlaşma değildir. Geleneksel ve dinsel çalışmalardan ibaret değildir. Sadece maddi yardımlarla karşılanamaz. Devlet, yerel yönetimler ve sivil toplum kuruluşlarının geliştirdikleri kamusal bir görevdir. Sigorta hizmetlerinde olduğu gibi temel bir vatandaşlık hakkıdır.

İnsan onurunu koruyan meslek

Bir başka deyişle sosyal hizmet, korunmaya, bakıma, gözetilmeye ve yardıma muhtaç kişilerle, ailelerle, mesleksel yöntemleri kullanarak, disiplin, etik ve özel stratejilerle çalışarak insan onurunu koruyan bir çağdaş meslektir.

Sosyal hizmet uzmanı/görevlisi, gereksinimi olan her yaştaki çocuk, genç, yetişkin, yaşlıya ve topluma hizmet sağlar. Bu noktada anahtar kelime “muhtaçlık ve yoksunluk”tur. Sosyal hizmet uzmanı sadece başvuranlarla değil, hiçbir seçeneği ve isteği olmayanlarla da çalışır.

Sosyal hizmetlerin önemini anlayabilmek için hapishanelerin, hastanelerin, ıslahevlerinin, yetimhanelerin, huzurevlerinin, izbe köşelerin, bitirimhanelerin, köprü altlarının, bekâr odalarının yeterince sevgi görmemiş, dinlenmemiş, anlaşılmamış, dışlanmış, suçlanmış, engellenmiş, ilgi ve becerileri düzeyinde gelişme ortamı bulamamış, sosyal, eğitsel, ekonomik yardım ve destek alamamış, idealsiz bırakılmış kişilere hizmet ulaştırmak için profesyonel kadrolarca yürütülen yoğun çabaların dikkate alınması gerekir. Türkiye, diğer birçok konuda olduğu gibi, sosyal hizmet konusunda eğitimin önemini de çok geç fark etmiştir. Birleşmiş Milletler’in Sosyal ve Ekonomik Konsey Kararları, 1961 Anayasası ve “sosyal devlet” kavramının güçlenmesi, 1. Beş Yıllık Kalkınma Planı’nın politikaları, konunun gündeme gelmesini sağlamıştır. 1961 yılının kasım ayında, bundan tam 50 yıl önce, Sosyal Hizmetler Akademisi kurulmuş ve ilk öğrencileri (30 kişi) eğitime başlamıştır. Oysa, 1955 yılında 53 ülkede 422 üniversitede sosyal hizmetler eğitimi verilmekteydi. Bunlardan bir kısmı lisansüstü eğitim düzeyindeydi. Türkiye ilk mezunlarını 1965 yılında verdi. 1969 yılında Sosyal Hizmetler Akademisi dünyadaki sosyal hizmet eğitimini yönlendiren ve eğitim standartlarını koyan Uluslararası Sosyal Hizmet Okulları Birliği’nin de (International Association of Schools of Social Work) üyesi olmuştur.

Bir öncü kadın

Ne ilginçtir ki, bütün bu gelişmelerden çok önce, yıllarca Türkiye’den uzakta yaşamaya mahkûm edilen bir öncü kadın, Sabiha Sertel (1895-1968), profesyonel sosyal hizmet uzmanı olmak üzere Colombia Üniversitesine bağlı Sosyal Çalışma Okulu’nda (New York School of Social Work) 1919-1923 yılları arasında eğitim görmüştü. O yıllarda teorik çalışmalarda yer alan “cins şuuru ve ayrımcılığı” Sabiha Sertel’in ilgisini çekmekteydi. Sınıflar arasındaki çıkar ve gelir çelişkileri konularında araştırmalar yapmak, pratik sosyal hizmetleri uygulamak, sosyal yardımın nasıl örgütleneceği üzerine çalışmak, göçmenlerin, yoksulların, işçilerin ve özellikle kadın işçilerin sorunlarını çözme yolları aramak, yöneldiği alanlardandı.

Lexington Toplum Merkezi’nde kişisel çalışmalar yapıyor, Türkiye’den göç etmiş sendikasız işçilere destek veriyor, kayıt tutuyor, yardımları ulaştırıyordu. Amerika’daki Türk Teavün Cemiyeti’nin kurulmasıyla, Türk göçmenlerin ihtiyaçlarını karşılamaya el atmıştı. İlk aşamada Müslüman-Türk mezarlığının kurulmasını sağlamıştı. Hilal-i Ahmer (Kızılay) ile temas kurarak Anadolu’da başlayan kurtuluş hareketi için Amerika’nın farklı şehirlerindeki Türk işçilerden önce 50 bin, sonra da 100 bin dolar toplamıştı. Bu meblağı ve daha sonra toplanan bir milyon lirayı, savaşlarda babalarını yitirmiş yetim çocukların kaldığı Darüleytam’a (Çocuk Esirgeme Kurumu) verilmek üzere Hilal-i Ahmer Başkanı Fuat Bey’e New York Astoria Oteli’nde yapılan toplantıda teslim etmişti.

Ülkemizin profesyonel anlamda ilk sosyal hizmet uzmanı olan Sabiha Sertel, Türkiye’de sosyal hizmet eğitiminin başlamasından yaklaşık 40 yıl önce, 1923 yılında diplomasını almıştır. Sosyal hizmet mesleğinin 50. yılını kutlarken bugüne kadar bu ilk profesyonel sosyal hizmet uzmanının adının anılmaması bir vefasızlık örneğidir. Türkiye’de sosyal hizmetler alanında 1961 yılında başlayan ilk üniversite eğitiminden bu yana yaklaşık 4 bin sosyal hizmet uzmanı mezun olmuştur. Halen, YÖK sistemi içerisinde 23 üniversitede, lisans düzeyinde 4 yıllık, stajlarla donanımlı eğitim verilmektedir. Ayrıca, iki üniversitede de açık öğrenim sistemi içinde sosyal hizmetler eğitimine geçilecektir.

Ancak, sosyal hizmet eğitiminin açık öğrenim yoluyla verilmesinin uygun bir yöntem olmadığı kanısındayım. Açık öğrenim, ister istemez kurumları öğrenme, ihtiyaç gruplarını ve kişileri tanıma, staj yapma ve en önemlisi bu mesleğin dokusunu, kokusunu sindirme olanaklarından yoksun kalacak, kâğıt üzerinde verilecektir. Oysa sosyal hizmet eğitimi, insanla, toplumla iç içe olmayı, doğrudan ilişki kurmayı ve kurumları tanımayı gerektiren bir meslektir.

Dünyada neoliberal politikalar hâkim oldukça ve küreselleşme bu politikaların bütün dünyayı şekillendirmesine hizmet ettikçe, dezavantajlı insanların hepsi derin bir çaresizliğe sürüklenecektir. Acımasız politikalar sosyal hizmetlerin rolünü hayati bir düzeye çıkarmaktadır.

Emel Danışoğlu / DPT uzmanı ve emekli SGK Genel Müdürü