“Sadece iktidar yetkilileri ile değil sivil toplum kuruluşları ile de görüşün”

İnsan Hakları Derneği (İHD), Türkiye ziyareti öncesi Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Başkanı Robert Spano'ya çağrı yaparak sadece iktidar yetkilileri ile değil hukuk ve insan hakları alanında çalışan sivil toplum kuruluşları ile de görüşme çağrısı yaptı.

02 Eylül 2020 Çarşamba, 15:03
“Sadece iktidar yetkilileri ile değil sivil toplum kuruluşları ile de görüşün”
Abone Ol google-news

İHD, 3-4 Eylül’de Türkiye’yi ziyaret edecek olan AİHM Başkanı Robert Spano’ya hitaben açık mektup yazdı. Türkçe ve İngilizce kaleme alınan mektupta, "Türkiye sadece siyasi iktidardan müteşekkil değildir. Mahkemenizin önünde bir yanda hak ihlalcisi olduğu iddia edilen siyasi iktidar, bir yanda ise hak ihlallerinin mağduru olan insanlar vardır" ifadesi yer aldı. İHD Spano’ya Türkiye’deki insan hakları ve hukuk alanında çalışan sivil kuruluşlarıyla görüşmesi için çağrı yaptı.

Türkiye’deki insan hakları örgütlerinin ve bazı hukukçuların, AİHM’i gerekli adımları atmamakla suçlanmadığı bildirilen açıklamada, “Mahkemeniz de Selahattin Demirtaş gibi siyasetçiler, Mehmet Altan ve Şahin Alpay gibi gazeteciler, Osman Kavala gibi sivil toplum aktivistleri ve Alparslan Arslan ve Baş gibi hakimlerin yaptıkları başvurularda OHAL Türkiye’sinin resmini ortaya koymuştur. Osman Kavala ve Selahattin Demirtaş kararları Türkiye hakkında verilen ilk 18. madde kararlarıdır ve Türkiye’de yargının siyasi vesayet altına alınmasının açık örneklerini teşkil etmektedir” değerlendirmesi yapıldı.

Mektupta, 20 Temmuz 2016 ile 19 Temmuz 2018 tarihleri arasındaki  olağanüstü hal uygulaması sırasında rapor edilen insan hakları ihlalleri hatırlatılarak, “Türkiye’de son yıllarda insan hakları alanındaki kötüleşme başta Avrupa Konseyi organları olmak üzere bağımsız gözlemciler tarafından tespit edilmiştir. Venedik Komisyonu, 16 Nisan 2017 tarihinde gerçekleşen referandumla değişen Anayasanın yargı bağımsızlığını ne derece tehdit ettiğini ayrıntıları ile açıklamıştır. Yine Venedik Komisyonu, OHAL KHK’lerinin, sokağa çıkma yasaklarının, sulh ceza hakimliği sisteminin, seçilmiş belediye başkanlarının yerine kayyım atanmasının, internet sansürünün, ifade özgürlüğünü sınırlandıran ceza mevzuatının demokrasi ve insan haklarına ilişkin yarattığı tahribatı raporlarıyla ortaya koymuştur (…) (Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri) Nils Muznieks, Türkiye’de insan hakları alanındaki gerilemeyi rapor ve memorandumları ile tarif etmiş, Muznieks’in halefi Dunja Mujatovic de bu sene yayınladığı raporla Türkiye’de yargıya ilişkin sorunları ve insan hakları savunucularının karşı karşıya olduğu baskıyı tüm detayları ile ortaya koymuştur” hatırlatmaları yapıldı.

Mektupta, Spano’nun Türkiye’ye bu koşullar altında yapılacak bir ziyarette,  sadece devlet kurumlarının muhatap alması ile ilgili, “Ziyaret, tüm bu olanlara göz yumduğunuz, onay verdiğiniz anlamına gelebilecektir. Bu durum, ziyaretiniz kapsamında konuşma yapacağınız kurumlar düşünüldüğünde daha da vahim bir hal almaktadır” ifadeleri yer aldı.

“SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİNİ DİNLEMENİZ HAYATİ BİR ÖNEM TAŞIMAKTA”

Spano’dan insan hakları ve kadın örgütleri ile barolar gibi sivil toplum kuruluşlarını da ziyaret etmesini isteyen İHD, şu çağrıyı yaptı:

“Sayın Başkan, tüm bu olumsuzluklara karşın Türkiyeli yetkililerle iletişimi devam ettirme iradesini anlıyoruz. Ne var ki, Türkiye sadece siyasi iktidardan müteşekkil değildir. Mahkemenizin önünde bir yanda hak ihlalcisi olduğu iddia edilen siyasi iktidar, bir yanda ise hak ihlallerinin mağduru olan insanlar vardır. Türkiye’nin tüm olumsuzluklara rağmen insan hakları alanında çok gelişmiş ve dinamik bir sivil toplum örgütlenmesi mevcuttur. Türkiye’ye yapacağınız ziyaretin gerçekten faydalı olması için hükümet yetkililerinin yanında geniş hak ihlali mağdurlarının sesini duyuracak sivil toplum örgütlerini dinlemeniz hayati bir önem taşımaktadır. Avrupa Konseyi İstanbul Sözleşmesinden çekilmenin tartışıldığı bu günlerde buna karşı Sözleşmeyi savunan kadın örgütleri, gözaltında kaybedilen çocuklarını arayan ve gösteri hakları yasaklanan Cumartesi Anneleri, 7249 sayılı kanunla çoklu baroyu düzenleyen ve savunma hakkına aykırı düzenlemeler içeren yasaya karşı çıkan Baroları, adalet ve hak savunuculuğu yapan ve bu uğurda hapishanelere atılan ve açlık grevi yapan avukatların derneklerini örnek olarak verebiliriz. Bu amaçla, kamuya ve medyaya açık bir ortamda sivil toplum örgütlerinin sorularını cevaplayacağınız bir toplantıyı örgütlemek için geç olmadığını düşünüyoruz.

AİHM’in hükümete destek verdiği ve yaptıklarını onayladığı imgesini de yok edecek böyle bir toplantıya Türkiye’nin en geniş ve köklü insan hakları örgütü olma sıfatıyla İnsan Hakları Derneği olarak ev sahipliği yapmaktan onur duyacaktır. Davetimizin olumlu cevap bulması umuduyla size esenlikler dileriz.”