Saf güzelliğin takvimi

Kökenleri Beatles'ın statüko yıkıcı tarzına dayanan ve sınırlı sayıda basılmasına karşın bir fenomen haline gelen Pirelli Takvimi'nin bu yılki kareleri moda dünyasının ikon isimlerinden Mario Sorrenti'ye emanet edildi. Mankenlerin çalışmayı en sevdiği isimlerden biri olan İtalyan fotoğrafçı bu yılın takvimi için uzun yıllardır birlikte çalıştığı Kate Moss ve Milla Jovovich gibi ünlü mankenleri Korsika Adası'nda fotoğraflamayı tercih etmiş.

18 Aralık 2011 Pazar, 12:24
Abone Ol google-news

Kate Moss, Milla Jovovich, Isabeli Fontana; sanki güzelliğin yakın tarihinin bir antolojisi gibi. Geleneksel Pirelli Takvimi’nin 2012 edisyonu top model mankenlerle yeni yüzlerin bir karışımı. Çekimleri Korsika’da yapılan takvimdeki bu karışımı sağlayan isimse ünlü İtalyan fotoğrafçı Mario Sorrenti. Kendisiyle takvimin serüveni hakkında söyleştik.

- Daha önce Pirelli Takvimi’ni görmüş müydünüz?

- Yıllar içinde takvim hakkında gerçekten sevdiğim kitaplar oldu; hatta bazılarından yararlandım ancak daha önce görmemiştim. Çok insanın gördüğünü de sanmıyorum. Çok sınırlı sayıda üretiliyor. Bir İtalyan şirketinin kült haline gelmiş takvimi için çekim yapan ilk İtalyan fotoğrafçı olduğumu okuduğumda çok şaşırdım.

- Neden İtalya’da çekmediniz de Korsika’ya gittiniz?

- Aslında İtalya sayılır. Bence Fransızlar Korsikalıları yarı İtalyan sayıyor. Kendilerine has kültürel bir kimlikleri var. Enerjileri de kendilerine has. Aradığım jeolojik yapıların bir arada olması, doğru ağaçları bulmak gibi etkenleri dikkate alarak bu sonuca vardım.

- Wikipedia’da, “Mario Sorrenti, nü çalışmalarıyla ün yapmıştır” deniyor.

- Evet, sanırım doğal olarak yaptım, çok kafa yormadım. Giysileri çıkarmanın ve modele daha yakın olmanın, daha dürüst ve saf bir şey almanın yolu olduğunu düşünüyorum. Nü, sanatsal bir fotoğraf çekmeye en yakın deneyim. Ben de hep böyle çalıştım.

- Çekimlerde insanları rahatlatmak kolay oldu mu?

- Hatırladığım kadarıyla kolay olmuştu, çünkü ben de daha önce mankenlik yapmıştım. Yani mankenlerin kamera önünde ne hissettiğini anladığımı düşünüyorum. Fotoğrafını çektiğim insanların çoğu ya arkadaşımdı, ya da mankenlik dönemimden tanıdığım kişilerdi. Dolayısıyla bazı engellerin ortadan kalktığını hissettim, çünkü birbirimizi yakından tanıyorduk ve anlıyorduk. Bir insanın karşınızda kendini tamamen açması ve ortaya çıkarması her zaman zordur. Fakat ben çalışmalarını başkalarıyla paylaşmayı seven türden bir fotoğrafçıyım. Ne yaptığımı onlara göstermeyi gerçekten seviyorum. Beğenmelerini ve memnun olmalarını istiyorum.

- Modeller sizin seçiminiz miydi?

- Hepsi benim tercihimdi. Ajansla mankenler hakkında görüş alışverişinde bulunduk. Kızların çoğunun önceki takvimlerde kullanıldığını söyledi ama ben dikkate almadım. Bunlar benim beğendiğim ve fotoğrafını çekmek istediğim kızlardı ve takvimde yer almaları gerekiyordu. Yine de tazelik getirmek için yeni kızlar da katıldı.

- Asıl sıra dışı olan farklı yaşlarda mankenlerin kullanılması. Milla Jovovich ve Kate Moss var; bir de daha genç kızlar.

- Aşinalık istedim. Ne kadar tanıdık olursa, o ölçüde kişisel ve özüme daha yakın bir çalışma oluyor.

- Nü çekimlerde sette kaç kişi oluyor?

- Sadece ben ve asistanım kaldık; geri kalan herkesi uzaklaştırdım. Günün ve fotoğrafların nasıl ilerleyeceğini gösteren çok belirgin bir yapı oluşturdum. Önce mankenle 2-3 saat zaman geçirip fotoğraflarını çekiyordum ve kızı tanımıyorsam daha yakından tanımaya çalışıyordum. Kızların dikkatinin dağılmasını istemiyordum. Çoğu çıplak olarak filme alınmak istemiyordu; halbuki ben fotoğraflarda tamamen çıplak olmalarını istiyordum. Bir süre sonra kamera arkası video kayıtlar için işe yarayacak bazı kıyafetler giyildi ve ardından sahne arkası ekip gelip, kendi işini yaptı. O zamana kadar elde etmek istediğim şeyi, yani yakınlaşmayı başarmış oluyordum. Bence pek çok insan iyi bir mankenin nasıl çalıştığını bilmiyor. Konsantre olmak, tepki verebilmek ve çok çalışmak gerekiyor. Fotoğrafçıyla manken arasında da duygusal bir alışveriş oluyor. En iyi mankenler, bu duyguları yakalayabilen ve her gün aksatmadan bunu hissettirebilenler. Bazen bir fotoğraf çekerken hiç sözcük kullanmadan iletişim kurabiliyorsun. Onları taklit etmeye başlıyorsun, onlar seni taklit etmeye başlıyor ve sonra gözünüze bakıyorlar ve birdenbire iletişim kuruyorsunuz; üstelik bunların nasıl geliştiğini anlamıyorsunuz bile. En iyi mankenler kendilerini buna açabiliyor. O zaman da en iyi işler çıkıyor.

- Korsika’ya giderken, siyah-beyazlara renklileri de karıştıracağınızı biliyor muydunuz?

- Çok komik oldu. Profesyonel olarak bir iş yaparken çalışma stilim genellikle her şeyin aynı görünmesine eğilimlidir. Tutarlılık sergileyen bir dile sahip olmasına rağmen, bu resimleri çekerken çerçevelerin ve kırpmaların aynı olmasını istemedim. Bazılarının yumuşak olmasını istedim; bazılarındaysa kontrast ya da renk olsun istedim. Belirli bir tarzı zorlamadım. Fotoğrafın kendi haliyle var olması yeterliydi. Bence takvimi ilginç kılan öğelerden biri tasarımı. İşin doğrusu bunu geçen yıl Karl Lagerfeld yaptı; ben de devam ettirmek ve geliştirmek istedim. Karl’ın resimlerinin çoğunu bilmiyorum. Bazılarını duvarlarında gördüm ve “Bu gerçekten çok güzel. Sen mi çektin” dedim. Sunum şeklinin gerçekten büyüleyici göründüğünü düşündüm. Dolayısıyla ben de, en azından kendim için, bunun tekrarlanmasına odaklandım. Başta sadece 12 fotoğraf olsun istedim; hangi kızın hangi ayda olacağı benim için önemli değildi.