Santiago'da karşıma çıkan Meze

Şili'nin başkenti Santiago'nun merkezi caddelerinden Avenida Providencia'yı kesen Manuel Montt sokağında kaybolurken karşıma çıktı Meze. Bir Türk restoranına, bir Türk'e rastlamasaydım şaşardım. Ancak daha Şili'de ilk günlerini geçiren biri olarak hem mezeyi, hem rakıyı, hem de Türk Kahvesi'ni şıp diye bulacağım aklımın ucundan geçmemişti.

09 Haziran 2015 Salı, 00:40
Abone Ol google-news

 

Hikaye mekanın bir rakı masasında başlamış ancak biz başa saralım. 25 Mart 1976 doğumlu Onur Erdemir, 1995'te babasının vefatı sonrası ailesini geçindirmek için 19 yaşında barmenliğe başlamış, ardından işletme müdürlüğüne kadar çıkmış. Aşçılık merakı baş gösterince 2001'de Zincirlikuyu'da ilk restoranını açmış. 2. dükkanı açtıktan hemen sonra ise ekonomik problemler nedeniyle ikisini de kapamak durumunda kalmış.  Bir anda işsiz kalan Onur, “Utanacağım hiçbir şeyim yoktu. Tekrar en alttan başlamaya karar verdim” diyor, Bodrum'daki garsonluk işini bulmadan önce yaşadığı kırılma anını anlatırken. Tecrübesi ve işin içinden gelen biri olmasının artısıyla basamakları hızlıca tırmanır. Bir kez daha kendi mekanını açmak için Taksim Tünel tarafında bir yere yatırım yapar ancak içki ruhsatını alamazlar. Evliliği de kötüye gider, canına tak eder.

Yakın bir arkadaşıyla Güney Amerika'ya gitmek üzere yaptıkları planlarının sonlarına yaklaşmışken bir başka arkadaşı, "Kız kardeşim Şili'de. Orada bir kafesi var. O size kalacak yer verir, siz de ona yardımcı olursunuz" der. Ertesi gün akşamdan kalma halde telefona cevap veren Onur, "Kardeşim telefon bekliyor sizden" cümlesinden ilk seferde bir anlam çıkaramaz. Yavaş yavaş hafızasının yerine gelmesiye gece konuşulanları hatırlar. Şili'ye telefon açar, 1 Ocak 2011 günü Santiago yolundadır.

 

Hele bir ayakları alışsın 

Şili'de bir doğumgünü partisinde tanıştığı bugünkü eşi Paula için Santiago'da kalmaya karar verir, Onur. Hayatını nasıl sürdüreceğine dair ise net bir planı yoktur. İspanyolcası yetersiz olduğu için de iş bulmakta zorlanır. Evde oturduğu bir gün eşi Paula'ya mezeler yapmaya başlar. Paula'nın “Neden bunları iş yerimdekilere satmıyoruz” teklifine Türk esnaf mantığıyla yaklaşır: “Önce bir tadına baksınlar. Beğenirlerse satmaya başlarız.” Plan tutar. Önceleri evden 5-10 paket taşıyan Paula, siparişleri taşımak konusunda zorlandığı günler yaşar. “Neden bir dükkan açmıyorsun?” sorularının artması Onur'u cesaretlendirir. Yemeğe olan tutkusu ve bu alandaki geçmişi nedeniyle “Bir kez daha risk almaya değer” diyerek Santiago'da dükkan aramaya başlarlar. Farklı kültürlerin yemeklerinin tadılabildiği restoranlar sokağı Manuel Montt üzerindeki 270 numaradaki yeri satın alırlar. 330 metre karelik alan hem barı, hem de meyhanesi olan, eski ve yeniyi bir arada barındıran bir Türk restoranına çevirilir, adı da Meze olur.

 

Şakşuka'yı Şilili yapıyor 

Menüde Türkiye'nin tüm mutfaklarına yer var. Ana yemek olarak Pazı Dolma, Bamya, Çentik Kebap söylemek ya da Çerkez Tavuğu, Humus, Şakşuka, Haydari yanına bir rakıyla Sezen Aksu, Müzeyyen Senar, Ahmet Kaya eşliğinde geceyi geçirmek mümkün. Balıklardaki farklılık nedeniyle  başta çekinmişler ama şimdi yeni menüde Balık Ekmek de olacakmış. Şili yemeklerinde yoğurt ve patlıcana pek yer yok. Ama mekanda en çok satılan yiyecek yoğurtlu Şakşuka ve Beğendili Kuzu. Menü tamamen Türk ama çalışanlar, Perulu, Kolombiyalı ve Şilili olduğundan Onur ne kadar titizlense de, meyhane adabı ve sunum konusunda sıkıntılar yaşanabiliyor.

 

Dizilerin katkısı büyük

Şililer'in Meze'ye olan en büyük ilgilerinden bir nedeni ise Türk dizileri. Binbir Gece'deki baş karakterin adının da Onur olması, işlerini bir hayli açmış Onur'un söylediğine göre. “Dizilerde gördükleri suyla karıştığında beyaza dönen rakıyı merak edip gelenlerin sayısı da bir hayli fazla” diyor. Türk kahvesine olan ilgileri de tabii ki fal kaynaklıymış: “Bakmayı bilmesem de gönülleri olsun diye masaya oturup fallarına bakıyorum zaman zaman” diyor Onur ve restoranın açılmasıyla Şili'deki Türklerin de ortaya çıktığını ekliyor.