Sarsıcı bir dayanışma öyküsü

Kapakta “Rowling” imzasını görünce fantastik bir yapıt okuyacağımı düşündüm. Pencereme düşen ilk ışıklar, bildiğimiz klasik bir masaldan yükseliyordu. Çok geçmedi, sıkı bir öyküyle yan yana yürürken buldum kendimi. Ya da içtenlikle kaleme alınmış, eleştirel bir tarih kitabıydı elimden düşmeyen. Küçük dokunuşlarla ustaca biçimlendirilmiş fantastik öğeler de barındıran, şaşırtıcı, sarsıcı bir yolculuktu bu.

12 Şubat 2021 Cuma, 00:15
Abone Ol google-news

Fotoğraf: DEBRA HURFORD BROWN

Hangi türden kitaplar daha çok ilginizi çeker? Şimdi ne olacak hevesiyle elinizden düşürmedikleriniz mi? Sizi dünyanın dertlerinden çekip alanlar mı? Maceradan maceraya sürüklendikleriniz mi? Kahkahadan kırıldıklarınız, okurken eğlendikleriniz mi? Sorularınıza yanıt verenler mi? Yoksa sorularınızın yanıtlarını bulmak için sizi yollara düşürenler mi? Belki tedirgin olduklarınız ya da umudunuzu çoğaltan...

Soruları, seçenekleri çoğaltabiliriz. Seçimimi söylemek yerine bütün bunları yeniden düşünmeme, çocuk yazını alanında okuduklarımın nerdeyse tamamını anımsamamı sağlayan bir kitaptan açacağım sözü.

Ustaca hazırlanmış kapağı, bir masala beklendiğim izlenimi veriyor ancak kitabın ve yazarının adı bambaşka bir yerden sesleniyordu. Rowling’in anlatı boyunca ara ara yaptığı gibi, araya girip belirteyim:

Yazınsal türlerin iç içe geçtiği, yer yer öykü tadı alacağınız, küçük dokunuşlarla ustaca biçimlendirilmiş fantastik öğelerini kendi dünyanızın varlıkları arasına kolayca kabul edeceğiniz, çığlık çığlığa “Başka türlü olmalı! Başka türlüsü mümkün! Daha önce defalarca yaptık, yine yaparız!” diyen bir anlatının içinde bulacaksınız kendinizi.

Çizim: DENİZ KORKMAZ

VARLIKLI KORNUKOPYA VE BATAKLIK DİYARI

Öykümüz, yüzyıllardır sarışın krallar soyunun yönettiği, Kornukopya adında ve bir zamanlar var olan miniminnacık bir ülkede geçiyor. Beslenme, barınma, adalet, eğitim, sağlık vb. hiçbir sorunu olmayan halk, Kral Korkusuz Fred’in tahta çıkışını sevinçle karşılamıştır.

Yeni kral da herhangi bir sorun çıktığında danışmanlarının hemencecik çözüm bulduğu ülkeyi yönetmenin kolay olduğunu ilk günlerde fark edecektir. Hal böyle olunca Fred’e, arabasıyla halkın arasında dolaşıp onlara gülücükler saçmaktan ve haftanın beş günü yakın arkadaşları, iki lord, Tükrer ve Salyan’la ava çıkmaktan başka iş kalmayacaktır.

Kornukopya’nın başkenti Hamurhisar, tatlılarıyla ünlüdür. Peynirleriyle bilinen Yaylıkent ve onun ikizi, isli ballı salamları, pastırmaları, geyik etinden yapılmış turtaları dillere destan İslikent; üzümleri ve şarapları eşsiz Kocaşişe ülkenin öteki kentleridir. En kuzeydeyse Bataklık Diyarı diye anılan bir bölge vardır. Lastik gibi mantarlarla ince kuru otlardan başka bir şeyin bitmediği bu bölgenin sakinleri hem kendileri iyi beslenemez hem de koyunları para etmez.

Kornukopya’nın geri kalanının; kaba, kirli ve aksi bulduğu Bataklık Sakinlerinin kuşaktan kuşağa anlattıkları bir de Ickabog efsanesi vardır. Anlatıcının hikâyesine bağlı olarak türlü biçimlere girer canavar Ickabog, başka başka özelliklere sahip olur. Ülkenin başkentinde, çocukların oyunlarında bile adı geçer.

Çizim: BEGÜM KOÇAK

KORKUSUZ KRAL FRED’İN BÜYÜK SEFERİ

Gün gelir, Kral Fred, Kornukopya’yı ziyaret edecek olan komşu ülke Pluritanya’nın kralını yeni bir elbiseyle karşılamak ister. Başterzisini bunun için zorlar. Zaten rahatsız olan başterzi Dora Kırlangıçkuyruğu, bu çalışma sırasında ölünce kızı Daisy, büyük bir cesaretle, Kral Fred’i, “Bencil, kendini beğenmiş, acımasız!” olmakla suçlar. Halk arasında da yayılan bu sözler içine işler Fred’in.

Tam da o günlerde, Kral’ın Dilek Günü’nde, Bataklık Diyarından bir çoban gelir saraya. Köpeği Yama’yı Ickabog kaçırmıştır. Kral Fred, aklından bir türlü çıkaramadığı “bencil, kendini beğenmiş, acımasız” suçlamalarından kurtulmak için Bataklık Diyarı’na yalınkılıç bir sefere çıkmaya, Ickabog efsanesini açığa çıkarmaya, varsa böyle bir canavar onu atalar yadigârı kılıcıyla yok etmeye karar verir ve hemen kuzeye doğru yola çıkılır.

HER GÜN YENİ BİR YALAN

Kral ve beraberindekiler oraya ulaştığında ansızın sis çöken Bataklık’ta işler hiç de iyi gitmeyecek, Lord Salyan, Kral Fred’in Muhafız Birliği Komutanı Binbaşı Pürneşe’yi öldürecek, Lord Tükrer de bunu var olup olmadığı bile bilinmeyen Ickabog’un yaptığını söyleyerek cinayeti örtbas edecektir.

Kornukopya sarayında, çıkar uğruna uydurulmuş yalanlara her gün hızla yenileri eklenir. Öyle ki Ickabog’un varlığını reddetmek, olup bitenler hakkında soru sormak, itiraz etmek, krala ve artık kendini kralın başdanışmanı atayan Tükrer’e karşı çıkmak vatan hainliği sayılacaktır. Oysa yaklaşan tehlikeyi görememek o tehlikeden daha büyük bir tehlikedir. Ülkenin hızla yoksulluğa, yıkıma sürüklendiğini nerdeyse kimse fark etmeyecektir.

Çizim: ELVİN ÇEVLİK

ÇOCUKLAR DAHA AKILLI

Ne var ki gerçeğin de bir gün ortaya çıkmak gibi kötü bir huyu vardır. Herkesi belirli bir hizaya soktuğunu, korkutup yıldırdığını sananlar bir gün biri çıkıp da bütün planları bozduğunda yok olup giderler. Kornukopya’da da böyle olacaktır. Çünkü çocuklar daha akıllıdır. Ve biri bir gün “Kral çıplak!” diyecektir. Çünkü herkesin korkup sindiği yerde, birkaç kişi bile olsa cesaret gösterip gerçeği arayacaktır. Çünkü sevgi ve kararlılık dayanışmayı ortaya çıkaracaktır.

TUHAF BENZERLİK

Ickabog’un hemen her tümcesinde, insanlığın tarih sayfalarına sığmayan büyük dayanışma ve direniş öykülerini anımsarken bütün bu anlatılanların bugünün dünyasında yaşananlarla tuhaf benzerliğini de ister istemez sorguluyor ve şu soruların da kulağınızda çınladığınızı duyumsuyorsunuz:

Kötülüğün bir insanı ya da ülkeyi ele geçirmesi nasıl mümkün olabilir ve onu yenmek için neleri feda etmek gerekir? İnsanlar neden yetersiz hatta var olmayan kanıtlara rağmen yalanlara inanmayı seçerler? İnsan, yarattığı canavarın kendisinin gerçek yüzünü ortaya çıkardığını nasıl fark etmez?..

Kornukopya’nın hızla içine yuvarlandığı yokluk ve yoksulluk döneminin sonunda, ortaya çıkan fotoğrafın taşıdığı umudu anımsatarak koyalım noktayı.

Ickabog / J.K. Rowling / Çev.: Hazel Bilgen / YKY Doğan Kardeş / 282 s. / 14+ / 2020.