Savaş travmasına karşı sosyal bağlantı

Uzmanlar kaygıyla başa çıkmak için çevredekilerle iletişim kurmayı öneriyor.

28 Ekim 2012 Pazar, 11:57
Abone Ol google-news

Savaş kaygısıyla baş edebilmek için aile bireyleri başta olmak üzere çevredeki insanlarla ilişkileri diri tutma çağrısı yapılıyor. Uzmanlar, anılan kaygıyla başa çıkabilmek için günlük yaşantının düzenli olarak sürdürülmesi ve sürekli savaş haberleri izlenilmemesi çağrısında bulundu. Boğaziçi Üniversitesi’nde görevli sosyal hizmet uzmanı Zeynep Türkmen, her insanın karşılaştığı tehdit edici durumla baş edebilmek için kanalları olduğunu ve bunların tümünü kullanma kapasitesine sahip olduğunu söyledi. Savaşların travmatik olduğuna dikkat çeken Türkmen, “Savaşlar diğer afetler gibi travmatik olmakla birlikte, savaşların diğer afetlerden en önemli farkı ne kadar süreceğinin bilinmemesidir. Savaşlar insan eliyle yaratılan afetlerdir. Afet hazırlığı olan, afetle karşılaştıklarında neler yapacaklarına ilişkin düşüncesi olan ve bunu zihninde sıklıkla tekrarlayan kişiler, psikolojik olarak daha az etkilenirler” dedi. Savaş travmasının, sadece sıcak bölgelerde, savaş hattında yaşayıp olaydan doğrudan etkilenenlerde değil, olan biteni yazılı ve görsel basından takip eden kilometrelerce uzaktaki bireyler üzerinde de görüldüğünü söyleyen Türkmen, “Savaşa uzaktan tanık olan kişiler de olaydan etkilenerek yoğun baskı ve gerginlik hissedebilir. Özellikle çocuklar zaman, coğrafi bölge ve yer, mekân kavramlarına tam hâkimiyetin olmadığı yaşlarda iseler, savaşı kendilerine ve sevdiklerine doğrudan yönelik bir tehdit olarak algılayabilirler” diye konuştu. Türkmen, “Diğer insanlarla bağlantılı olmak sosyal destek sağlar ve güçlüklerle başa çıkma becerisini çoğaltır. Yanı sıra sürekli savaş haberleri izlenilmemelidir. Birey kendisine, bu anlamda mola aralıkları yaratmalıdır. Savaş ve savaş haberlerine ayrılan zaman üzerinde kontrol sağlanmalıdır. Bu süre günde bir, bir buçuk saatten fazla olmamalıdır” diye konuştu.