'Sivilleşmeyle ilgili atılmış çok önemli adımlar var'

Avrupa Birliği (AB) Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, Türkiye'de sivilleşmeyle ilgili atılmış çok önemli adımlar bulunduğunu belirterek, ''Bu yapılanlar anayasamız çerçevesinde atılan adımlar, kanunlarla gerçekleşen adımlar. Hükümetin kanun dışı veya anayasa dışında bir girişimi söz konusu değil'' dedi.

09 Ekim 2011 Pazar, 09:27
Abone Ol google-news

Avrupa Birliği (AB) Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, Bosna-Hersek'in başkenti Saraybosna'ya önceki gün gerçekleştirdiği ziyaret çerçevesinde mülakat verdi. AB Komisyonu'nun 12 Ekim'de yayımlayacağı raporun, medyaya yansıyan taslak metninde, ''Türkiye'nin sivil denetimde iyi mesafe aldığı, YAŞ toplantısı sırasında üst düzey komutanların atanmasında gecikme ve bir kriz yaşanmamasından da övgüyle bahsedilmesiyle'' ilgili görüşlerinin sorulduğu Bağış, AB ilerleme raporunun henüz yayımlanmadığını, taslak rapor çalışmalarını kendilerinin de takip ettiğini ifade etti.

Türkiye'de sivilleşmeyle ilgili atılmış çok önemli adımlar bulunduğuna işaret eden Bağış, bu yapılanların anayasa çerçevesinde atılan ve kanunlarla gerçekleşen adımlar olduğunu vurguladı. Türkiye'de sivilleşme adına sivil iktidarın, hükümetin kanun dışı veya anayasa dışında bir girişiminin söz konusu olmadığını dile getiren Bağış, ''Hükümet, anayasanın gereğini yerine getiriyor. Anayasa da sonuçta meclisimiz tarafından hazırlandıktan sonra halkımız tarafından kabul edilmiştir. Ama biz bugün hala daha da sivil bir anayasaya ihtiyaç duyduğumuzu söylüyoruz. Aslında sivilleşme çabalarının yeterli olmadığını da görüyoruz'' diye konuştu.

''Sivilleşme tabirini kullanırken bunu da ordumuza karşı veya sivil olmayan unsur olan Türk Silahlı Kuvvetlerimize karşı bir tutum olarak da değerlendirmemek gerekir'' diyen Bağış, Türkiye'nin gerçekten sivilleşmesinin, ordunun kışlasında güçlü olmasının herkesin ortak çıkarı olduğunu kaydetti.

Başmüzakereci Bağış, dünyada ordusuna ''peygamber ocağı'' kendi askerine ''peygamberin ismiyle'' (Mehmetçik) hitap eden başka da bir millet olmadığına dikkati çekerek, ''Onun için biz askeriyle, siviliyle hep birlikte daha güçlü bir Türkiye'yi hayal ediyoruz'' dedi.

Dünyada denetlenen devletlerin güçlü devletler olduğunun görüldüğünü, devletin her birimi gibi ülkenin güvenlik birimlerinin de denetlenmesi gerektiğini söyleyen Bağış, şöyle konuştu: ''Bu kuruluşların içeriği de denetlenmelidir, çalışmaları da denetlenmelidir. Denetlenme, onun daha etkin olmasını, daha rekabet edebilir hale gelmesini sağlar. Türkiye gerçekten önemli adımlar attı. Bu adımları atarken de bir kriz yaşanmadı. Bunların hepsi bildiğimiz gibi anayasal kurallar çerçevesinde, yasal kurallar çerçevesinde gerçekleşti.''

'AB Komisyonu, üye ülkelerle ilgili rapor yazmaya kalkarsa...'

''AB ilerleme raporu, bu yapılanları olumlu bir şekilde değerlendirirse ne ala, ama ilerleme raporlarının içerisinde beğenmediğimiz şeyler de olabilir''
diyen Bağış, bunların hepsine katılmak durumunda olmadıklarını ve zaten böyle bir zorunlulukları olmadığını ifade etti.

Bakan Bağış, sözlerini şöyle sürdürdü: ''Bazen yanlış bir tanımlama yapabilirler, bazen yanlış görebilirler, şu da bir gerçek ki; AB Komisyonu, üye ülkelerle ilgili bir rapor yazmaya kalksa birçok ülkenin raporu Türkiye'nin raporundan çok daha geri ve eleştirel raporlar olur. Türkiye, gerçekten şu son 10 yılda muazzam reformlar gerçekleştirdi. AB üyesi ülkelerin ekonomilerine bakıyoruz, AB üyesi ülkelerin iç huzuruna, istikrarına bakıyoruz, oradaki siyasi dengelere bakıyoruz, bir de Türkiye'ye bakıyoruz, göğsümüz kabarıyor. Gerçekten Türkiye'de iktidarıyla, muhalefetiyle, askeriyle genciyle, kadınıyla erkeğiyle çok farklı bir dönemi yaşıyoruz. İnşallah daha çok çalışacağız, daha çok üreteceğiz. Ülkemizi 2023 yılında Atatürk'ün bize hedef koyduğu, Cumhuriyetimizi dünyanın en güçlü 10 ekonomisinden biri haline getireceğiz. İşte o zaman muasır medeniyetlerin, yani çağdaş medeniyetlerin seviyesinin üstüne çıkmış bir ülke olacağız. Bize yakışan da budur.''

'Sivil bir anayasaya kavuşmamızın vakti geldi'

AB Komisyonu'nun Türkiye ilerleme raporunun taslak metninde ''yeni anayasa taleplerinin yer aldığı'' anımsatılarak, ''Türkiye yeni anayasaya kavuşacak mı?'' şeklindeki soru üzerine Bakan Bağış, ''Ben gerçekten Türkiye'nin 1 yıl içerisinde muazzam bir performans ortaya koyacağına inanıyorum'' dedi. ''AB ilerleme raporu bunu söylese de söylemese de Türkiye'deki bütün siyasi aktörler zaten bunu söylüyor'' diyen Bağış, Türkiye'nin iktidar partisinin, ana muhalefet ve diğer muhalefet partilerine de yeni bir anayasaya ihtiyaç duyduğunu çok açık ve net bir şekilde ortaya koyduğunu dile getirdi.

Bağış, yeni anayasa konusunda Türkiye'de bir uzlaşı olduğuna dikkati çekerek, konuşmasını şöyle sürdürdü: ''Sayın Başbakanımızın talimatıyla AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ömer Çelik'in başkanlığındaki heyetimiz partilerimizi ziyaret etti. Onların intibaları da diğer partilerimizin bu sürece olumlu yaklaşacakları şeklindedir. Meclis Başkanımız, Başbakanımızın çağrısı çerçevesinde yeni bir uzlaşı komisyonu kurdu. O uzlaşı komisyonunda siyasi partiler mecliste temsil edildikleri oranlarla değil, eşit temsilini sağlayacak bir çabayı ortaya koydu. Yani her parti üçer temsilciyle orada yeni bir anayasa uzlaşısı üzerinde çalışacak. Orada da herhangi bir şekilde yanlış algılama olmaması için eşitlik çok önemsendi. Bütün bu iyi niyetimize rağmen muhalefet partilerinin yapması gereken tek şey de destek vermektir. Ümit ederiz ki; ortak ifadeleri en azından tespit ederler ve Türkiye'nin hak ettiği, halkı tamamen kucaklayan, devleti halkın üzerinde bir varlık olarak değil, halkın hizmetinde, emrinde bir varlık olarak gören ve gösteren bir anayasaya kavuşmaktır. Bütün vatandaşlarımızı hiçbir ayrım yapmadan kucaklayan, herkesin benim diyebileceği bir anayasaya kavuşmamızın vakti geldi.''

 

'Kendimizi 'Türkiye'nin reform mutfağı' olarak görüyoruz'

Bakan Bağış, AB Komisyonu raporunun taslak metninde ''AB Bakanlığı kurulmasından ve kendisinin çalışmalarından da övgüyle bahsedilmesiyle'' ilgili görüşlerinin sorulması üzerine, ''Tabii rapor yayımlandığında, Türkiye'nin son dönemde çabaları, 12 Haziran seçimlerinden sonra artık müstakil bir AB Bakanlığını kurmuş olması, icracı bir bakanlık olarak konuyu önemsemiş olması takdirle anılırsa bu bizi memnun eder, çalışmalarımızda arkadaşlarımı ve beni daha da teşvik eder'' dedi. ''Başbakanımızın talimatıyla biz kendimizi 'Türkiye'nin reform mutfağı' olarak görüyoruz'' diyen Bakan Bağış, Türkiye'nin her alanda AB standartlarını yakalaması için çalışma yürüttüklerini vurguladı.

Bağış, Bakanlık çalışanlarının hepsinin farklı alanlarda çalışmalar ortaya koyduğunu belirterek, şöyle konuştu: ''Arkadaşlarımız, analizler çıkartıyor, raporlar ortaya koyuyorlar. Bakanlar Kurulumuza her toplantıda bir dosya sunuyoruz. Her dosyamızda farklı farklı konularda Türkiye'nin bugünkü standartlarıyla, AB üyesi ülkelerin standartlarını mukayese eden tablolar ortaya koyuyoruz. Ve Türkiye'nin standartlarını onların standartlarına çıkarmamız konusunda ne gibi adımlar atmamız yönünde öneriler sunuyoruz. Bütün Bakanlıklarımız da sağ olsunlar bütün bunları değerlendiriyorlar. Artık Türkiye'nin her bakanlığında, Türkiye'nin AB'den sorumlu bir müsteşar yardımcısı, her ilinde AB'den sorumlu bir vali yardımcımız var.''

AB süreci kapsamında Türkiye'deki sivil toplum örgütlerini de bir araya getirdiklerini, onların da bu süreç içerisinde paydaş olmalarını, aktif olmalarını sağladıklarını ifade eden Bağış, ''Her vatandaşımızın yarınlarının daha aydınlık olması için, daha huzurlu olması için, AB platformunu bir ortak payda olarak görüyoruz. O payda üzerinde de birlikte çalışmak istiyoruz'' dedi.

 

Avrupa'daki ekonomik kriz

Bakan Bağış, ''Şu anda ekonomik kriz yaşayan, kendi içinde çeşitli problemleri bulunan AB'nin geleceğini nasıl görüyorsunuz?'' şeklindeki soru üzerine, kendisinin AB'yi Türkiye'nin bir diyetisyeni olarak gördüğünü söyledi. Her insanın sağlıklı bir yaşam için yemesine içmesine dikkat etmesi ve spor yapması gerektiğini bildiğini, ancak bunu tek başına yapamadığı örneğini veren Bağış, ''Ne zamanki bir diyetisyenin ve doktorun yardımına ihtiyaç duyar, bir reçete alır, rejim yapmaya başlar, düzenli spor yaparız, o zaman sağlıklı oluruz'' diye konuştu.

Bugün AB üyesi ülkelerin geçmişlerine bakıldığı zaman müktesebatı uygulama konusunda, yani ''o diyetisyenin reçetesini uygulama konusunda'' çok önemli mesafeler aldıklarının görüldüğüne işaret eden Bağış, şunları kaydetti: ''Bugün AB'nin yani 'diyetisyenin' sağlığının bozulması, kalp damarlarının birkaçının tıkalı olması, reçetesinin kötü olduğu anlamına gelmez. Bugün AB üyesi 27 ülkenin 16'sı kendi kurallarına uymadıkları için belki tarihlerinin en ağır krizlerini geçiriyor. Ama Türkiye bu kuralları onlardan daha iyi uyguladığı için AB'nin en hızlı büyüyen ülkesi haline geldi. Onun için biz Sayın Başbakanımızın defalarca söylediği gibi bu kriterlerin adına 'Ankara' deriz, 'İstanbul kriterleri' der yine de atmamız gereken adımları atarız, çünkü o adımlar doğru adımlardır. Biz gerçekten Türkiye'nin güçlü bir ülke olmasını istiyorsak, o zaman o mali disipline, o hassasiyete, insan haklarına gereken önemi vereceğiz ve Türkiye'nin ilerlemesi için atması gereken adımları ve yapması gereken reformları yapacağız.''
 

'Hırvatistan ile Türkiye'nin mukayese edilmesi yanlış'

Bakan Bağış, ''Türkiye ile birlikte müzakerelere başlayan Hırvatistan'ın şu anda AB'ye girmek üzere olduğu, ancak Türkiye'nin bu konuda çok yavaş hareket ettiği'' şeklinde eleştirilerin anımsatılması üzerine, Türkiye ile Hırvatistan'ı mukayese etmenin çok doğru olmadığını söyledi. Türkiye'nin nüfusunun ve gücünün Hırvatistan'la bir olmadığına dikkati çeken Bağış, ''Belki de Türkiye'nin bu nüfusu, bu gücü, bu dinamizmi Avrupa'daki bazı ülkeleri tedirgin ediyor olabilir'' dedi.

Bağış, sözlerini şöyle sürdürdü: ''Bugün AB'yi kuran ülkelerin Türkiye'nin üyeliğiyle standartlarında bir değişiklik olacağı, parlamentodaki gücünün azalacağı şeklinde endişeler taşıdıkları da olasılıklar içerisindedir. Bu yüzden biz kendi reformlarımızı yapalım, kendi standartlarımızı yükseltelim, vakti zamanı geldiğinde bu kararı veririz 'üye olacağız mı olmayacağımız mı'. Ama Hırvatistan'ın veya Balkanlar'daki düğer ülkelerin belki AB dışında bir alternatifleri olmayabilir. Ama bugün Türkiye bir AB üyesi ülke olmadan da AB üyesi birçok ülkeden daha fazla yatırım yapıyor. AB üyesi ülkelerin hemen hepsinden daha güçlü bir orduya sahip, AB üyesi ülkelerin hepsinden daha iyi ekonomik büyüme ortaya koyuyor. OECD raporlarına göre, 2050 yılında Avrupa'nın en güçlü iki ekonomisinden biri olacağız. Demek ki Türkiye AB üyesi olmadan da bunları yapabiliyor. AB'nin gerçekten küresel bir barış platformu haline gelmesi için Türkiye'ye çok ihtiyacı var.''
 

Türk vatandaşlarına vize serbestliği

''Türk vatandaşları ne zaman vizesiz olarak AB üyesi ülkelere girebilecekler?''
şeklindeki soru üzerine Bakan Bağış, Berlin duvarının yıkıldığını, ancak bazı zihinlerdeki duvarları henüz yıkamadıklarını söyledi. ''Hala bazı vizyonsuz zihinlerde Türkiye'ye karşı maalesef bir duvar örme çabaları var'' diyen Bağış, şöyle konuştu: ''Türkiye'yi hala AB'ye ilk başvuru yaptığı 1950'lerdeki Türkiye zanneden zihniyetler var. O günün Türkiye'si kişi başına düşen milli geliri 400 dolar seviyesindeyken, bugün Türkiye'nin kişi başına düşen milli geliri 11 bin doların üzerinde. O zaman 14 tane üniversitemiz varken bugün 200'ün üzerinde üniversitemiz var. O zamanlar yıllık turizm gelirimiz 30 milyon dolarken bugün 30 milyar doları bulan turizm gelirimiz var. Ama bunu görmek istemeyen birtakım dar vizyonlu siyasiler olabilir, ama biz şuna inanıyoruz; haklı olmak yetmiyor, güçlü olmak lazım. Biz güçlendikçe gücümüzün farkına vardıkça başkalarının da bizim gücümüzün farkına varmalarını sağlayacağız. Şimdi kısa dönemde 2-3 aylık vize alımlarına birtakım kolaylıkları hiçbir ödün vermeden, hiçbir tavizde bulunmadan sağladık. İnşallah onların neticelerini 2-3 ay içerisinde göreceğiz. Uzun vadede bizim hedefimiz Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına vizesiz AB ülkelerine seyahat yapmalarını sağlamaktır, bu konuda çabalarımızı sürdürmeye devam edeceğiz.''

Terör saldırıları

Bakan Bağış, ''Türkiye'de yaşanan terör olaylarına AB yetkililerinin tepkisiyle'' ilgili soru üzerine de hafta içi Fransa'nın Dışişleri Bakanı ile Ankara'da görüştüğünü ve terör konusunun gündeme geldiğini ifade ederek, şunları söyledi: ''Fransa'nın Dışişleri Bakanı'na, 'terör örgütü bizim insanlarımızı öldürüyor, ancak sizin insanlarınızı da öldürüyor' dedim. Nasıl mı öldürüyor? Uyuşturucuyla öldürüyor, bizimkileri belki mermiyle, ama sizinkileri de Avrupa'nın en geniş uyuşturucu ağına sahip bir çete olarak, rant şebekesi olarak öldürüyor. Bu nedenle bu mücadeleyi birlikte yapmamız lazım. Paris'in, Berlin'in, Amsterdam'ın güvenliği Şırnak'ta başlar, Siirt'te başlar, Hakkari'de başlar. Hepimiz güvende olmadığımız müddetçe aslında hiçbirimiz güvende değiliz. Onun için duyarlı olmamız lazım. AB üyesi bazı ülkeler 'bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın' zihniyetine kendilerini kaptırmış olabilirler. Ama o yılan eninde sonunda onları da sokar. Önümüzdeki dönem AB ülkelerine, bu sorunun sadece Türkiye'nin değil onların da sorunu olduğunu kabul etmelerini sağlamak için ne gerekiyorsa yapacağız, bıkmadan usanmadan gidip anlatacağız.''

Bakan Bağış, AB Komisyonu'nun taslak metninde ''Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün görev süresiyle ilgili bir belirsizlik olduğunun yer aldığı'' anımsatılarak, ''bu görüşe katılıp katılmadığı'' şeklindeki soruya, ''Ben bir belirsizlik görmüyorum. Yüksek Seçim Kurulumuz, TBMM bu konularda gerekli kararları verir'' yanıtını verdi.