Springsteen: Tozlu yollarda gece sürüşü

Muhalif rock müziğin orta yaşlı delikanlısı Bruce Springsteen sıradan insanların, işçilerin dertlerini, aşklarını, umutlarını, umutsuzluklarını anlatıyor yıllardır. Springsteen isyan, mizah, dram ve aşkın serzenişini anlatmayı iyi biliyor. “Nerede polis birini dövüyorsa, yeni doğmuş aç bir bebe ağlıyorsa, beni ara anne, nerede özgürlük için emek harcayanlar varsa, gözlerine bak, beni göreceksin” sözleriyle de Amerika’nın içinde bulunduğu sosyal çıkmaza gönderme yapıyor.

01 Kasım 2009 Pazar, 14:10
Abone Ol google-news

Bruce Springsteen‘i yazmak için bahaneye gerek yok. Çünkü o, her devrin adamı. Söz yazarlığı, duyarlılığı, rock müziğe kattıklarıyla Amerika’nın dünyaya kazandırdığı nadir işe yarayan insanlarından. Muhalif rock müziğin artık çok bıçkın olmasa da orta yaşlı delikanlısı Springsteen savaşa ve Amerikan emperyalizmine karşı yıkılmaz bir kale. Sıradan insanların, işçilerin dertlerini, hayat kavgalarını, aşklarını, umutlarını, umutsuzluklarını en önemlisi de iradelerini şarkılarına taşıyan Springsteen yıllardır Amerikan rüyasının ne menem bir şey olduğunu anlatıyor. Rock müziğin temellerine sağlam kazıklar çakan müzisyen, kuşaklardır kulaklarımızın pasını siliyor. İsyan, mizah, dram ve aşkın serzenişini anlatmayı gerçekten iyi biliyor. Bu ve pek çok nedenden daha fazla ilgiyi hak ettiği şüphesiz.

Springsteen, 1975’te “Born to Run” albümünü yayınladığında dünya değişiyordu. Dylan sahnedeydi ama hareket daha çok Springsteen’den yanaydı. New Jersey’li bu adam sefaleti ve yoksulluğu anlatmaya başladığında stadyumları dolduran yüz binlere konser vereceğini hayal etmiyordu. Coşkusu, heyecanı ve samimiyeti sahneden her yaşta insana kolayca geçiyordu. Müzikal yaşamının kırkıncı yılında bile sahnede hiç düşmeyen temposuyla on binlere konser vermesi o yüzden şaşırtıcı değil. Springsteen’in 50’den fazla albümü var, durmaya ise hiç niyeti yok. Türkiye’deki rock müzikseverlerin çoğu ona mesafeli. “Born in the USA” parçasını milliyetçi bir marş sanma yanılgısına düşenler de çok. Belki de çok sevilse bir sorun var demeli, kim bilir?

 

Gidiyorum tutunmaya

Springsteen dendiğinde 1970’li yılların müzikal rengini değiştiren “Born to Run” albümü şimşek gibi çakıyor. Bu gerçekten özel bir albüm. Her şarkısı başka bir dünya. Açılış parçası “Thunder Road” da öyle özel bir şarkıdır. Belki pek fazla bilinmiyor ama hem akustik hem de gürültülü haliyle dinlemeye değer. Sözleri derdini çok da iyi anlatır; “bak şu tozlu yola katil gibi yatıyor güneşin altında geciktik ama koşarsak yetişiriz aşarız bu tozlu yolları sen sıkı tutun yeter kaybeden dolu bu şehir ben ise gidiyorum tutunmaya.”

Sony Music de Springsteen’in kariyerinin 30. yılına özel bir set hazırlamış. İşte bu arşiv, müzisyenin tarihini öğrenmek, onu gerçekten tanımak için harika bir şans ve benim bu yazıyı yazma “bahanem”. Bruce Springsteen ve The E Street Band Hammersmith Odeon, Londra 1975 kaydı bile var bu albümde. Springsteen ve The E Street Band’in kariyerinin ilk 25 yılına ait daha önce yayınlanmış ilk uzun metraj konseri de cabası. Ayrıca “Born to Run”ın sözlerinin yazımı ve yapım aşaması bir buçuk saatlik bir belgeselle bu DVD’de. Hem nostaljik röportajlar da var. Görüntüler 1973 ve 1975 tarihli. Daha ne olsun? Springsteen iki ay önce altmış yaşının eşiğini kırdı. Bu yaşa rağmen turnelerde 18’lik delikanlılardan çok daha enerjik ve güçlü.

 

Sosyal çıkmaza gönderme

Dev konserler vermeye, popülerliğe mesafeli duran albümler çıkarmaya devam eden 19 Grammy’li ve Oscar ödüllü Springsteen, yalnızca Amerika’da 80 milyonluk satış ve buna eklenecek bitmeyen bir başarı öyküsünün kahramanı. Bu adamı şarkılarıyla anlatmak gerekli. Kelimeler akarken işte bir tanesi daha geliyor akıllara o da 1995’te yayımladığı, albüme ismini veren “The Ghost of Tom Joad”. Müzisyen şarkıda “nerede polis birini dövüyorsa yeni doğmuş aç bir bebe ağlıyorsa ortalıktaki nefrete ve kana karşı mücadele varsa beni ara anne, orada olacağım nerede yaşayacak bir yer nerede özgürlük için emek harcayanlar varsa gözlerine bak, beni göreceksin...” diyordu ve Amerika’nın içinde bulunduğu sosyal çıkmaza gönderme yapıyordu.

Springsteen son albümü “Working on a Dream”de kıyasıya eleştirilirken pop müziğe yaklaşan, hafif rock tavrı yüzünden bir dönem Bob Dylan’a yapılana benzer bir “rock’a ihanet” suçlamasıyla karşı karşıya kaldığında da bunu ciddiye almadı. Obama’ya seçim kampanyasında omuz verip desteklerken müziğine yeteri kadar özen göstermediği gözden kaçmamıştı. Şüphesiz, o da durumun farkındaydı. Yine de durup düşünmek lazım, “Born to Run” parçasını bir otomobil reklamında kullanmak için teklif edilen 14 milyon doları nasıl bir anda geri çevirdiğini. Belki de yandaşlarının ona “patron” lakabını takmasının nedenlerinin biri de budur. Son sözü de yine ona bırakmak gerekli, onlarca şarkıcı tarafından yorumlanan “Because the Night” ile; “Şimdi al beni bebeğim ben buradayken yakınına çek beni, dene ve anla çünkü gece âşıklara ait.”