Suruç Katliamı'ndan sağ kurtulan Çağla Seven: Bu davanın bekçisi olacağız

Suruç'taki saldırının sembol fotoğraflarından biri, yerde yatan iki yaralı kadının el ele tutuşarak birbirlerine güç verdiği kareydi. Kadınlardan biri Gökçe Çetin, diğeri Dr. Çağla Seven'di. Seven, katıldığı bir televizyon programında, Suruç davasının bekçisi olacağını dile getirdi.

08 Mayıs 2017 Pazartesi, 18:10
Abone Ol google-news

20 Temmuz 2015'te Şanlıurfa Suruç Amara Kültür Merkezi'nde, Kobani'ye oyuncak, çocuk bezi gibi malzeme götürmek üzere toplananlar, terör örgütü IŞİD bağlantılı canlı bomba Abdurrahman Alagöz'ün hedefi oldu. Katliamda 34 kişi yaşamını yitirdi. Önce öldüğü sanılan Dr. Çağla Seven, yaralı kurtulan 103 kişiden biriydi.

Çağla Seven, Erdal Doğan'ın Artı TV'de sunduğu Hukuk ve Vicdan programında konuştu.

 Suruç davasına sonuna kadar sahip çıkacağını belirten Seven, Amara Kültür Mekezi'nde o gün yeterince güvenlik önlemi alınmadığını iddia etti ve şunları söyledi:

 Suruç otogarında üç gün önceden kapatılan güvenlik kameraları güvenlik gerekçesiyle ailelerin, yaralılarin ve bu toplumsal davayı takip etmek isteyenlerin burnuna sokulmuş; Amara bahçesinde yüzde biri alınsaydı katliamın önlenebileceği güvenlik önlemi bize karşı alınmıştır. Aylar sonra mahkeme salonu diye getirildigimiz yer bir cezaevidir. Yaralılar ve aileler 6 saat inşaat halindeki alanda taşlar üzerinde güneşin altında bekletilmiştir. İçeri alındığımızda duruşma salonunda üzerimizin aranması, telefonlarımıza el konulması, kameraya alınmak gibi tacizlere maruz bırakılıp salonda onlarca jandarma arasında oturtulmuş, boş sanık sandalyelerine karşı adalet bekledigimiz mahkeme tarafından acılı ailelere ve yaralılara sanık muamelesi yapılmıştır.

 Ve ne acıdır ki aileler toprak altına koydukları canlarının ne kadar iyi karakterli, cevrelerinde ne kadar iyi tanınan, duyarlı,iyi egitimli ve hümanist insanlar olduğunu anlatmak zorunda bırakılmıştır; çünkü çocuklarının eşlerinin kardeşlerinin canının hesabını sorması gereken savcı 18 ayda mahkemeye fiilen bir sanık dahi sunmamıştır. Gizlilik kararıyla ailelerden, yaralılardan, toplumdan ve evrensel kurumlardan kaçırılan davada soruşturma diye nitelendirilenler bundan ibarettir. Sanığın mahkemeye getirilmesi gibi en temel ve haklı talebimizle birlikte mudahil olmak isteyen tum kurumlarin talebi reddedilmiş, üstelik yaralılardan Ceren Çoban hakkında suç duyurusunda bulunulup, katliamın tanığı muhabirlerden Pınar Gayıp gözaltına alınmıştır. Ve dava, Temmuz 2017'ye bu haliyle ertelenmiştir. Biz yaralılar ve aileler olarak vesayet altındaki yargının tüm pratiklerine, bizlerin manevi ve fiziki olarak yıldırma çalışmalarına rağmen insanlığa karşı işlenen suçlar kapsamında olan bu davanın bekçisi olacağız ve mahkemeden de talebimiz önce cesaret sonra adalet.