'Takasta bir adım attık'

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Burak Özügergin, Türkiye'nin İran'la uranyum takası anlaşması yaparken ortaya nükleer dosyayı çözme iddiasıyla çıkmadığını, ancak nükleer dosyanın önemli bir unsurunu oluşturan takas meselesinde ileri bir adım attığını söyleyerek, "Şimdi karşı tarafın da iyi niyetle oturup bu atılan adıma uygun bir yanıt vermesini beklemek hakkımızdır, İran'ın da hakkı" dedi.

27 Mayıs 2010 Perşembe, 11:34
Abone Ol google-news

Dışişleri Bakanlığı'nın bilgilendirme toplantısında Türkiye ve Brezilya'nın İran'la birlikte yaptığı uranyum takası deklarasyonuna ilişkin soruları yanıtlayan Özügergin, bu anlaşmanın teknik açıdan gerçekleştirilmesinin mümkün olmadığına ilişkin eleştirileri değerlendirdi.

"Bizim Tahran'da aldığımız sonuç diplomasi açısından gerçekten önemli bir sonuçtur" diyen Özügergin, bunun diplomasinin bir başarısı olduğunu, ancak bir yıl içinde zenginleştirilmiş uranyumun yetişmeyeceğine yönelik teknik eleştirileri kendisinin de okuduğunu kaydetti. Özügergin, bu eleştirilere şöyle yanıt verdi:
"Peki biz yaklaşık 8-9 aydır İran'a gidip geliyoruz, İran Dışişleri Bakanı başta olmak üzere muhtelif yetkililer Türkiye'yi ziyaret ediyor, üçüncü taraflarla İran'la yürüttüğümüz müzakerelerin ana parametreleri paylaşılıyor. Şimdi mi ortaya çıktı bir sene içinde yetiştirilemeyeceği? Teknisyen olmadığım için bunu sorgulamıyorum ama biz İran'la parametreleri belli olan bir zeminde görüşmeleri sürdürdük. İran kabul ettiğini açıklamadan önce bu tür teknik açıklamaların yapılması için vakit de fırsat da vardı. Pek böyle bir ses çıkmadı."

Sözcü Özügergin, artık zamanın varılan anlaşmanın ileriye götürülmesi için uygun bir fırsat teşkil ettiğini belirterek, "Biz İran'ın nükleer dosyasını çözdük diye bir iddiayla ortaya çıkmadık ama nükleer dosyanın önemli bir unsurunu oluşturan takas meselesinde ileri bir adım attığımızı söylüyoruz. Şimdi karşı tarafın da iyi niyetle oturup bu atılan adıma uygun bir yanıt vermesini beklemek hakkımızdır, İran'ın da hakkı. Yoksa biz İran'ı 5 1'e, 5 1'i de İran'a karşı savunmuyoruz, biz ilkelerden hareket ettik" diye konuştu.

Bu süreç ve sonrasında ABD ile yapılan istişarelerin sorulması üzerine Özügergin, Türkiye'nin gerek deklarasyona varan süreçte gerekse deklarasyon sonrasında ilgili taraflarla görüşmelerini sürdürdüğünü, buna ABD'nin de dahil olduğunu söyleyerek, "Biz sorunun kökünden çözümünü sağladığımızı iddia etmiyoruz. Dolayısıyla evet, bardağın üst tarafı boş, ama o bardağı doldurma işlevini de beklemek hakkımızdır" dedi.

Özügergin, "bardağın yarısı doludur, boştur" tartışmasına girmeden önce bir ileri adım attıklarını, şimdi bu adımın ortaya çıkardığı yeni bir durum bulunduğunu belirterek, buradan hareket edilerek, müteakip adımların atılması gerektiğini kaydetti.

Uranyumun depolanması ile ilgili teknik hazırlıkların sorulmasına karşılık Özügergin, zaten teknik imkanları tespit etmeselerdi anlaşmaya imza atamayacaklarını belirterek, "Zaten depolama imkanınız yoksa biz sizin uranyumunuzu depolarız diye ortaya çıkamazsınız. Gerekli bütün temaslar teknik birimlerle yapılmıştır ve anlaşmanın içeriğinin hayata geçirilebilmesi için bütün imkanlar vardır ve peyderpey yürürlüğe konulabilecektir" diye konuştu.

Özügergin, bu anlaşmanın ABD ile yeni bir krize yol açacağı yönünde yapılan yorumların hatırlatılması üzerine, anlaşmanın böyle bir krize yol açmayacağını ifade ederek, şunları söyledi:
"Hayır, neden bir kriz olsun? Sonuçta biz gayet şeffaf bir biçimde, ilke bazında bir dış politika yürütüyoruz. Bu alanda da önce ilkeleri ortaya koyduk, her ülkenin barışçıl amaçlarla nükleer teknolojiye sahip olma hakkı olduğunu hep söylüyoruz. Bölgemizde kitlesel silahlara karşı olduğumuzu da söylüyoruz. Ortaya çıkacak bütün uyuşmazlıkların da görüşmeler yoluyla çözümlenmesi gerektiğini belirtiyoruz. Şimdi bu üç ilkeyi ortaya koyduktan sonra artık (siz şu ülkeye karşı bunu savunuyorsunuz) demek mümkün değil. Hiçbir şekilde bir kriz sözcüğünün, ABD ile ilişkilerimizi tarif eden paragrafta yer almaması gerekir, böyle bir şey beklemiyoruz."
 

"Biz Tahran'a nükleer dosyayı çözmeye gitmedik"

İran'ın uranyum zenginleştirmeye devam etme kararının hatırlatılmasına karşılık Özügergin, takas ile zenginleştirme konularının ayrı konular olduğuna işaret ederek, şöyle konuştu:
"Biz Tahran'a nükleer dosyayı çözmeye gitmedik. Biz Tahran'a takas ile görüşmeleri yapmaya gittik. O deklarasyonu bir tarafa koyduktan sonra bizim istediğimiz zenginleştirme konusu masada ise, ki öyle, o zaman ilgili taraflar otururlar istiyorlarsa biz de otururuz ama en azından İran ve 5 1 otururlar ve zenginleştirmeyi konuşurlar. Topyekün reddetmek makul değil. Diğer taraftan da Türkiye'nin İran'ın zenginleştirme faaliyetinin iki taraf arasındaki güveni etkileyici bir unsur olduğunu da söylediğini de aktarmak isterim. Yani biz Tahran'a gittiğimizde söylüyoruz, eğer zenginleştirme faaliyetleri konusunda bir şüphe varsa Batı tarafında, oturun konuşun bunu. İki tarafa da telkin ediyoruz bunu, alın anlaşmayı cebinize koyun, sonra devam edin diye."

Sözcü Özügergin, ülkelerin barışçıl amaçlarla nükleer enerjiye sahip olma hakkının bulunduğunu hatırlatarak, ancak ortada bir şüphe olması durumunda bunun taraflarca oturulup konuşulması gerektiğini vurguladı. Eğer İran'ın amaçlarından şüphe ediliyorsa o zaman oturulup konuşulması gerektiğini tekrarlayan Özügergin, Türkiye'nin çabalarına aktif olarak devam edeceğini belirtti.

Özügergin, İran'a ambargo uygulanması durumunda Türkiye'nin buna uyup uymayacağının sorulmasına karşılık da henüz bu aşamada olunduğunu düşünmediklerini kaydederek, "Müzakerelere hala fırsat verilmesi için gerekli zemini yakaladığımızı düşünüyoruz" dedi.

Türkiye'nin BM Güvenlik Konseyi'ne üyeliği ilk belli olduğunda sarf ettiği sözleri hatırlatan Özügergin, şöyle konuştu:
"Hatırlar mısınız ilk seçildiğimizde, nasıl bir üye olacağımızı sormuştunuz. (Başkalarının eline bakarak el kaldıran ülke olmayacağız) demiştim. Biz konuları kendi girişimimizle anlamaya, yönlendirmeye ve bir karara bağlamaya çalışıyoruz. Dolayısıyla Konsey'deki gelişmeleri doğal olarak takip ediyoruz, ama bir yazım çalışması için erken olduğunu düşünüyoruz."

Güvenlik Konseyi'ne bir tasarı sunulması ile bunun kabulünün farklı şeyler olduğuna dikkati çeken Özügergin, tasarının ilk sunulduğu halinden kabul edileceği haline kadar geçirdiği evreye, nasıl bir transformasyona uğradığına da bakmak gerektiğini kaydetti. "Dolayısıyla bu bir tarafta ilerlerken, deklarasyonu (takas anlaşması) hiçe saymak aslında taraflara manevi bir sorumluluk getirir" diyen Özügergin, ikisini birlikte yürütmek istediklerini söyleyenler varsa o zaman önce İran'ın önerisine bir yanıt vermesi gerektiğini, olumsuz olacaksa ve tasarıya ivme verilecekse o zaman ortaya başka bir sorun çıkacağını bildirdi.

Özügergin, Batı ile İran'ın anlaşması durumunda 1200 kilogram olan miktarın artırılmasının mümkün olup olmadığının sorulmasına karşılık da şu yanıtı verdi:
"Batı ile İran anlaşırsa her şey olabilir tabii. Fakat biz Eylül, Ekim'de başlattık bu bir dizi görüşmeyi. O zaman ortaya koyduğumuz öneriler kabul edilseydi, bugün karşı karşıya olduğumuz paradoks yaşanmayacaktı. Şimdi değil de bir sene sonra yine bu konuyu konuşuyor olursak, bu paradoks önümüzde katlanarak duruyor olacaktır. Dolayısıyla tarafların bir an önce, adım adım anlaşma üzerinde mutabakata varması lazım. Yani ya hep ya hiç değil, adım adım."

Sözcü Özügergin, ortaya "Türkiye neden diplomasi yolunu tercih ediyor" gibi "absürt" bir durumun ortaya çıktığını da sözlerine ekledi.