Tanzimat oyunlarına dikkat!

AKP iktidarı 19. yüzyıla damgasını vurmuş oyunları da ‘sakıncalı’ bulabilir.

Yayınlanma: 01.12.2014 - 09:40
Abone Ol google-news

Sonunda doğrudan ve açık biçimde saldırıya uğrayan kültür ve sanat ortamımızın kirli havası içinde, trajikomik bir gerekçe silsilesi altında kalan “Macbeth” oyununun kasım ayı DT programından kaldırılması olayı bana bundan sonraki olası tiyatro repertuvarını düşündürttü.

Kralların, sultanların iktidar zehirlenmesi, ulusal ve dinsel değerlerimiz filan derken bizden ve Batı’dan ciddi sayıda metin elendi. Derken bir çağ geriye gittim: Tanzimat dönemine damgasını vurmuş ve çoğu padişah düzenini destekleyen yazarların yapıtlarını taradım. Onların da büyük bölümü “sakıncalı” çıktı.

Şimdi, oyun izleyip raporlayan bakanlık yetkililerini, taslak TÜSAK figüranlarını uyarmak ve işlerini kolaylaştırmak istiyorum! Aman, Tanzimat yazarlarına dikkat edin! Oyunları sıkı denetleyin, biraz zahmet olacak ama mümkünse tiyatroya gitmeden önce okuyun metinleri! İşte size birkaç “ibretlik” örnek.

 

‘Gülnihal’

Madem “Macbeth”ten açtık konuyu, Shakespeare etkisi izlenen Namık Kemal’in “Gülnihal” adlı oyunundan başlayalım. Rastlantıya bakın ki sansür, bir halk ayaklanmasının söz konusu edildiği bu yapıtta yazarın en önemli saydığı parçaları çıkarmış. Oyunun bir başka “sakıncası” da taciz etme, tecavüze yeltenme durumudur: Zalim, dediğim dedik, mal hırsıyla kin belasına batmış, kimseyi çekemeyen ve elindekini yitirme korkusuyla saldıran muktedir Kaplan Paşa kıskandığı rakibini çıldırtmak için onun sevdiği kızla zorla gerdeğe girmeye kalkışır.

 

‘Kara Bela’

Ancak sayın yetkililer, bu, “Kara Bela”daki tecavüzün yanında hiç kalır. Yine N. Kemal’e ait söz konusu oyunda -affedersiniz- siyahi lala Ahşid, sevgilisiyle buluşturacağına inandırdığı saf ve temiz Behrever’e tecavüz eder. Siz şimdi, haklı olarak, kızın da bunu hak ettiğini, ne diye sevgili peşinde koştuğunu söyleyeceksiniz; doğrudur, ama yine de... bunu böyle sahneye taşımak...

 

Ahmet Mithat’ın oyunları

Ayrıca, Tanzimat dönemi Türk tiyatrosunda bir sürü evli ve “ahlaksız” kadın gösterilir. Ahmet Mithat’ı ele alalım. “Ahz-ı Sâr yahut Avrupa’nın Eski Medeniyeti”nde şehvet düşkünü bir kadın vardır. Erkeğe açıkça kur yapar, aşkını yüksek sesle dile getirir, geri çevrildiğinde ise öç peşinde koşar.

Mithat bu kahramanıyla da yetinmez; “Fürs-i Kadimde Bir Facia Yahut Siyavuş”ta üvey oğluna âşık Sûdabe’yi anlatır. N. Kemal’in bir haftada iki kocaya varan Dilrûba’sı ise (“Akif Bey”) çevresindeki erkeklerin aklını çeldiği gibi herkesi birbirine düşürmüştür. Ve nefret ettiği, özverili, kahraman kocası savaşa gider gitmez bir aile dostuyla nikâhlanır.

 

‘Seydi Yahya’

Şemsettin Sami’nin özellikle “Seydi Yahya” adlı oyunu daha da titizlikle incelenmelidir! Her şeyden önce söz konusu yapıtta vatanın yerine ailenin geçtiğine tanık oluruz. Bir başka deyişle, insan ya da birey değeri devlet ve din çıkarının önüne geçer ve savaşmaktan çok evlenmek, aile kurmak önem kazanır.

Dahası; Ş. Sami düzen eleştirisi yapar: Zindanların doluluğundan, halkın yoksulluğundan söz eder. İnsanlar haksız yere hapsedilmişlerdir çünkü “zaruret” yüzünden suç işlemişler ve önce dışarıda sonra içeride “gaddarlık” görmektedirler.

 

Çıkarcı hocalarla alay

Ne var ki asıl tehlikeli oyunu şimdi açıklayacağım pek sayın yetkililer! Asıl tehlikeli olanı, çünkü bu ötekiler gibi melodram değil, bir komedi, yani gülme yoluyla insanı canevinden vurur. Bozguncudur. Özgürleştiricidir. Yüzeydeki maskeyi düşürüverir. Shakespeare’in 17. yüzyılda kaleme aldığı yapıt günümüz iktidarını bu denli rahatsız ediyorsa, A. Mithat’ın 19. yüzyılda yazdığı ve sahte, çıkarcı hocalarla alay eden ve gazetecilere sevecenlikle yaklaşan “Açıkbaş”ın nelere neden olabileceğini varın siz düşünün!

 

‘Gazeteye yazarlar!’

Molière izleri taşıyan oyunda yalnız din tüccarlığı yapan, ödenen paraya göre iş çıkartan düzenbazlar eleştirilmez; onlara inanan, varını yoğunu veren halkın cahilliği de gözler önüne serilir edilir. Gazeteci tipi ise şen, zeki, esprili ve şakacı olarak çizilir. Sevgilisinin yaşlı biriyle evlendirilmesini engellemek için din adamı kılığına giren baş kahraman Fettan oyunun bir yerinde, sahteliği ortaya çıkarsa ne yapacağı sorusuna şu yanıtı verir: “Çıkarsa ne yapalım? Gazeteye yazarlar, belki tiyatroya dahi koyarlar.”

Gazete ve tiyatro. Kimi anlamların paylaşıldığı toplumun ortak alanları. İlkinde insan tek başınadır ve kendiyle yüzleşir; ötekinde ise M. Esslin’in belirttiği gibi, bir ulustur birlikte düşünen ve kendiyle yüzleşen.

AKP iktidarı tam da bunu engellemeye çalışıyor.


Cumhuriyet Tatil Otel Rezervasyon

En Çok Okunan Haberler