TARGEV Başkanı Sami Doğan: Tarımda çok acil planlı döneme geçilmeli

Covid-19 sürecinde dünyada tarım ürünleri ve suyun stratejik ürünler olduğu gerçeğinin bir kez daha görüldüğüne dikkat çeken Sami Doğan, planlı tarım politikaları uygulandığı dönemde kendi kendine yeter durumda olan Türkiye’nin, Özal’la başlayan, üreticiyi terbiye eden ithalat serüveni nedeniyle dışa bağımlı hale geldiğini belirtti. TARGEV Başkanı Sami Doğan, AKP döneminde de tarım Kanunu’nda tarım desteklerinin GSMH’nin en az yüzde 1’ i oranında olması hükmü bulunmasına rağmen 13 yıldır kanun hükmünün uygulanmadığını belirtti. Doğan, “İklim değişikliği senaryoları da göz önüne alınarak kısa, orta ve uzun dönemde tarımsal üretimi artırma yönünde planlama politikaları belirlenmeli” dedi.

10 Temmuz 2020 Cuma, 06:00
Abone Ol google-news

Temelleri Cumhuriyetin kuruluş yıllarında atılan “Milli Tarım Politikası”nın Özallı yıllardan başlayarak terk edilmesinin sonucu olarak dışa bağımlı hale gelen ve tarımda kendi kendine yeten ülke konumunu kaybeden Türkiye’nin tarım politikasının yeniden revize edilmesi son günlerin en çok tartışılan konularından biri.

Dünyayı sarsan pandemi sürecinde pek çok ülkenin tarım ürünleri ihracatını kıstığı ve tarımda üretimi artırıcı politikaları masaya yatırdığı bu dönemde liberal ekenomiye geçiyle birlikte dışa bağımlı hale gelen Türk tarımının sorunlarını ve yeniden kendi kendine yeter duruma gelmesi konusunda atılması gereken adımları eski Ziraat Odası başkanlarından ve halen Tarımsal Gelişme Eğitim ve Sosyal Dayanışma Vakfı (TARGEV) Başkanı Sami Doğan’la konuştuk.

- Pandemi sonrasında tüm dünyada stratejik önemi haiz olduğu ortak kabul gören tarım bizde de tartışılıyor. Türkiye bir zamanlar kendi kendine yeten birkaç ülkeden biriydi. Hangi yanlış politikalar bizi bu hale getirdi?

Tarım, 83 milyon insanın beslenme gereksinmesini sağlaması, giderek payı azalmasına rağmen milli gelire, istihdama ve ihracata dolaylı ya da doğrudan katkı sağlaması ve sanayinin hammade ihtiyacını karşılaması gibi rolleri dikkate alındığında ülkemiz için çok önemli bir sektördür. Tahıl, tütün, pamuk ambarı olan Anadolu ne yazık ki artık bu ürünleri ithal eder hale gelmiştir.

Üretimin planlanması, yüksek girdi maliyetleri nedeniyle üretim yapmakta zorlanan çiftçinin tarımsal ürünleri üreticilerden satın alıp bir ölçüde pazar garantisi sağlayan kurum ve kuruluşlar Özal hükümetleri döneminde bilinçli olarak zarar ettirilerek, yok pahasına satılmıştır. Bu dönemde TSEK, YEM SANAYİ, EBK, plansız bir şekilde özelleştirilmiş, bunlara AKP hükümetleri döneminde de TZDK, Şeker Fabrikaları ve TEKEL eklenmiştir.

Diğer taraftan 5 Nisan 1994 Ekonomik tedbirleriyle, özellikle 90’ların ikinci yarısından sonra ürün alımlarında görevli Tariş, Antbirlik, Çukobirlik, Trakyabirlik, Fiskobirlik ve Taskobirlik gibi Tarım satış kooperatifleri birliklerine destekleme alım görevleri verilmediğinden devlet desteğinden yoksun kalmış ve piyasaları düzenleme görevlerini yapma olanakları ortadan kalkmıştır. Öte yandan kısmi özerkleşmeye karşın günümüzde olduğu gibi hükümetlerin yıllardır bu kooperatiflerin yönetimlerine müdahalesi sürmektedir.

TMO ve ÇAYKUR gibi kuruluşlar da özerk olmadıklarından popülist politikalardan ötürü verimli çalıştırılamamış ve tarımsal desteklemede günümüzde görevini yapamaz duruma getirilmişlerdir. Dolayısıyla ülkemizde ihmal edilen ve tutarlı tarım politikalarıyla desteklenmeyen tarım, en kötü durumda olan sektör haline gelmiştir. AKP döneminde de tarım kanununda tarım desteklerinin GSMH’nin en az yüzde 1’i oranında olması hükmü bulunmasına rağmen 13 yıldır kanun hükmü uygulanmıyor.

- Pandemi sonrasında bütün ülkeler gibi Türkiye de sanırım dersini aldı ve ithalatçı politikalara son verdi gibi. Bundan sonra ne yapmalı. Özellikle meyve sebze ve hububat üretiminde.

Risk ve belirsizliklere karşı üreticileri koruyacak daha rasyonel model olan Gelir Garanti Sistemi uygulamaya konmalı. Gıda arzının güvencesi için zorunlu buğday, bitkisel yağ, şekerpancarı et ve süt gibi ürünlerin üretimi artırılarak iç talep, yerli üretimle karşılanmalı ve zorunlu olmadıkça ithal edilmemeli. Dış piyasalarda rekabet üstünlüğümüz olan meyve, sebze ve kesme çiçek ile istihdama katkıda bulunacak katma değeri yüksek ürünlerin üretimi teşvik edilmeli. Sıfır faizli kredi desteği genişletilerek devam etmeli, sıfır kredi sağlayan Ziraat Bankası yanında Türkiye genelinde diğer ticari bankaların da sistem içerisine girmesi sağlanmalı.

Tarım sektörüne verilecek destek ve teşvikler 5 yıllık dönemleri kapsamalı, destek ve teşvik miktarları üreticinin planlama yapabilmesi için önceden açıklanmalı.

Tarım işletmelerinin büyük bir kısmı rasyonel üretim faaliyetlerine imkân tanımayacak şekilde küçük ve çok parçalı. İşletme ölçeklerinin geliştirilmesi için gerekli önlemlerin alınması gerekiyor. Arazi pazarı geliştirilerek Arazi Ofisi Birimi kurulmalı.

EŞGÜDÜM ŞART

Agroekolojik bölgelere bağlı ürün desenlerinin belirlenmesi. Demokratik üretici örgütlenmesi desteklenmelidir. Tarımsal sanayilerin gelişmesi için uygun hammadde ve finansman imkânları sağlanmalı.

- Tarım sektöründe uzun vadeli politika ve stratejilerin belirlenerek sürdürülebilir üretimin yapılabilmesi için başta parsel tanıtım bilgileri olmak üzere, toprakların verim kabiliyetlerini, hangi ürünlerin ekildiğini, kullanılan girdileri ve diğer bilgilerin bulunduğu ve kayıt altına alındığı Tarım Bilgi Sistemi oluşturulmalı.

- Tarım ve Bakanlığı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Ziraat Mühendisleri Odası, STK lar ve belediyeler eşgüdüm içinde çalışarak Arazi Kullanım Planları hazırlamalı. Şehir ve çevre planları, Arazi kullanım Planlarına göre yapılmalı.

ETİ HER KESİMİN SOFRASINA GETİRMEK MÜMKÜN

- Meralar azaldı ve bir de üstüne vergi geldi. Ucuz ete ulaşmak artık imkânsız mı ?

- Hayvancılığın geliştirilmesinde engel teşkil eden ve meraların yok olmasına neden olacak Büyükşehir Belediye Kanunu mutlaka yeniden düzenlenmeli.

- Hayvancılık işletmelerinin geçimlik düzeyden kurtarılarak, ekonomik işletmeler haline getirilmesi gerekmektedir. Bu bağlamda işletmelerin damızlık üretim yapmaları desteklenmeli. 4 Sığır popülasyonundaki kültür ve melez hayvan oranlarının en az yüzde 90 düzeyine getirilmesi gerekmektedir.

- Çiftçi ve yetiştiricilerin ihtiyaç duydukları krediyi yeterli miktarda ve istediği zamanda alabilmesini sağlayacak çiftçi bankası veya tarım bankası kurulmalı.

- Bitkisel ve hayvansal ürünlerde fiyatların etkileyen en önemli kalem üretim girdileridir. Özellikle kimyevi gübre ve karma yemde tedarik ve fiyatlandırılmasında devlet müdahalesinin gerekli olduğu anlaşılıyor.

- Aile çiftçiliği özendirilerek, ailelerin üretime katılması sağlanmalı. Otuz beş yaş altı insanların tarımsal üretime katılması için gereklidir. Ayrıca 35 yaş altında olup tarım sektöründe çalışan kadın ve erkeklerin sosyal güvenlik - sağlık ve emeklilik- primleri devlet tarafından ödenmeli.

- Bunlar uzun dönem içen yapılması gerekenler. Acil eylem planı olarak yapılması gerekenler neler?

- Covid -19 salgınının dolar kurunu yükseltmesi nedeniyle, üretim açığı olan ürünlerin, sanayi yemi girdileri ve gübre başta olmak üzere ithalata bağımlı girdilerin teminini sağlamak için, bu ürünlerde maliyet düşürücü etkin ticaret politikalarının uygunması.

- 2020 yılı mart ayı başından itibaren hızla artan döviz fiyatları dikkate alınarak, tarımsal girdi fiyatlarındaki KDV’nin yüzde 1’e düşürülerek girdi fiyatlarının sabit tutulmasına özen gösterip ürün maliyetlerinin makul bir seviyede tutulmasının sağlanması şart.

- 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı kanununda da gerekli değişiklikleri yapılarak amacı ne olursa olsun kesinlikle Mutlak Tarım Arazilerinin amaç dışı kullanımına izin verilmeyerek tarım arazilerinin korunması ve Covid -19 salgınını fırsat bilerek, Türkiye genelinde arazi kullanım planlaması yapılarak, ürün çeşitliliği ve üretimin sürekliliğini sağlayan tarımsal üretim planlamasına geçişi sağlayacak Tarım Parselleri oluşturacak toplulaştırma çalışmalarına ivedilikle geçilmesi gerekiyor.

- Mevcut tarım alanlarında kuraklığa dayanıklı bitki tür ve çeşitlerinin geliştirilmesi, ekim teknikleri ve toprak kullanım yönetimine yönelik araştırma çalışmalarına hemen başlanılmalı ve üniversite ve Tarım Bakanlığı’nda iklim değişikliği ile ilgili bağımsız birim oluşturulmalı.

- Bitki su tüketim ilişkileri dikkate alınarak sulamanın yapılması ve bilinçsiz su tüketiminin önüne geçilmesi gerekmektedir. Su havzaları ve su kaynakları korunarak, doğal yaşamı tehdit eden HES’ler durdurulmalı ve suyun ticarileştirilmesi engellenmeli.

TARIM, 35 YAŞ ALTI İÇİN CAZİP HALE GETİRİLMELİ

Tarımsal pazarlama ve piyasa mekanizmalarının güçlendirilmesi gerekmektedir. Bu bağlamda yasa çıkmasına rağmen bugüne kadar hiçbir faaliyeti olmayan vadeli işlemler piyasasının yani lisanslı depoculuğun mutlaka yaşama geçirilmesi gerekiyor.

AB ve DTÖ politika ve kriterleri dikkate alınarak destekleme araçlarının yeniden belirlenmesi ve müdahale ve destekleme işlevlerini yapabilecek şekilde Tarımsal Destekleme Kurumunun oluşturması. Tarım satış kooperatif birliklerine geçmişte olduğu gibi yeniden destekleme alım görevleri verilmelidir, TMO, ET ve SÜT Kurumu bu amaca uygun olarak geliştirilmeli.

Özellikle 2002 yılından sonra uygulanan destekleme politikalarında düzensizlik ve politikasızlık hâkim olduğu için üretici geleceğe yönelik plan yapamıyor. Sürekli değişiklikler üreticiyi üretimden koparıyor ve yapılan ödemelerde hem miktar az hem de zamansız. Bu nedenle tarımsal üretimi teşvik ve yönlendirici olamıyor. Aile çiftçiliği özendirilerek, ailelerin üretime katılması sağlanmalı. Bu özellikle 35 yaş altı insanların tarımsal üretime katılması için gerekli. Ayrıca 35 yaş altında olup tarım sektöründe çalışan kadın ve erkeklerin sosyal güvenlik primleri devlet tarafından ödenmeli.