"Taşeron demokrasiye karşı direneceğiz"

DİSK Yönetim Kurulu, AKP Hükümeti'nin alt yapıda sınırsız bir piyasacılığa, üst yapıda ise otoriter ve baskıcı karakterle inşa etmeye çalıştığı yeni rejimin, devleti de yukarıdan aşağıya yeniden biçimlendirdiği vurgulandı. DİSK, "Taşeron demokrasisinin", Türkiye'de adaletsizliği, güvencesizliği ve sefaleti kural haline getirmesine karşı direneceklerini açıkladı.

04 Kasım 2011 Cuma, 16:28
Abone Ol google-news

DİSK Yönetim Kurulu, Türkiye'deki son gündem konularını değerlendirmek üzere dün DİSK Genel Merkezi'nde toplandı. Ekonomik yapılanış, demokratik hak ve özgürlükler konusunda ülkemizdeki gelişmelerin endişe verici boyutlara ulaştığı görüşüne sahip olan DİSK Yönetim Kurulu, değerlendirme ve kaygılarını yazılı bir açıklamayla duyurdu. AKP hükümetinin alt yapıda sınırsız bir piyasacılığa, üst yapıda ise otoriter ve baskıcı karakterle inşa etmeye çalıştığı "yeni rejim"in, devleti de yukarıdan aşağıya yeniden biçimlendirdiğine dikkat çekilen açıklamada, "Bu süreçte, demokrasinin temel ilkesi olan kuvvetler ayrılığı, halkın özgür iradesi, hukukun üstünlüğü gibi tüm kavramların içi boşaltılmış; demokrasi ve hukuk gibi en önemli değerler hızla eritilmiş; sermayeye, finans sektörüne, iktidarın kendisine lazım olan yasalar gece yarısı meclis mesaileriyle çıkarılırken, demokratikleşmenin, sendikal alanın gereği olan düzenlemeler meclisin tozlu raflarında, komisyonlarda yıllarca savsaklanmıştır" denildi.

AKP hükümeti iktidarını sağlamlaştırdıkça siyasal ve ekonomik saldırılarını genişleterek yoğunlaştırmayı tercih ettiğinin dile getirildiği açıklamada, çalışan emekçi kesimleri hedef alan neoliberal politikaların yeni yoksullar ve yeni güvencesizler üretirken, AKP'nin siyasal yönelimleri de, muhalif kesimleri bir tür "güvencesizliğe" sürüklediğinin altı çizildi.

Siyasi iktidarın, genel seçimlerden aldığı çoğunluk iradesini, devlet ve toplum üzerinde tam bir tahakküm kurma gerekçesi olarak kullanarak toplumu ve devleti kuşattığının dile getirildiği açıklamada, "Kendi medyasını, polisini, yargısını yaratarak herkesi dinleyen ve izleyen büyük bir gözaltı düzeni, kendisine biat eden bir toplumsal sistem oluşturmaya çalışmaktadır. Dokunanın, itiraz edenin, konuşanın 'yandığı' bir tür korku rejiminin göstergesidir bunlar" ifadeleri kullanıldı.

Siyasal alandaki en son örneklerinden birinin Prof. Dr. Emine Büşra Ersanlı, yayıncı Ragıp Zarakolu ve KESK eski Genel Sekreteri Mustafa Avcı'nın aralarında bulunduğu akademisyenler, insan hakları savunucuları ve öğrencilerden oluşan 47 kişinin gözaltına alınması olduğunu vurgulayan DİSK konuya ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:
"Ekonomi alanında da güvencesizliği bir kural haline getirmek için köşe taşlarından biri durumundaki Kıdem Tazminatı ortadan kaldırılmaya çalışılmakta; 'Üçlü Görüşme'lerde, örgütlenme özgürlüğü, toplu sözleşme ve grev hakkına ilişkin başta ILO'nun 87 ve 98 sayılı sözleşmeleri olmak üzere Avrupa Sosyal Şartı, 'BM Ekonomik, Sosyal Kültürel Haklar Sözleşmesi' gibi birçok sözleşmeyle birlikte Anayasa'nın 90. Maddesine de aykırılıklar taşıyan 'Sendikalar Kanunu' ve 'Toplu Sözleşme Kanunu'nun DİSK'in bütün itirazlarına karşın tasarı haline getirmek üzere Hükümete gönderilmektedir. Bunlar göstermektedir ki; önümüzdeki dönem aynı zamanda piyasacılığın derinleştirilmesi süreci olacaktır. Ama şunu çok iyi biliyoruz ki; işsizlik ve güvencesizliğin yaygınlaştırıldığı, kamu hizmetlerinin sermayeye devredildiği, yer altı ve yer üstü kaynaklarının talan alanına dönüştürüldüğü neoliberal sömürü dalgasının sürdürülmesi ise ancak daha otoriter-baskıcı bir yönetimle mümkün olacaktır."

AKP'nin bu nedenle toplumsal muhalefeti sindirmeye ve gelişme potansiyelini bastırmaya çalıştığına yer verilen açıklamada, değişik davalarla ilişkilendirilen yüzlerce tutuklu adil yargılanma hakkını kullanamadığı, birçoğu hakkında yazılı bir iddianame bulunmadığı veya dava dosyası hakkında gizlilik kararı olduğundan savunmanları dahi suçlamalar hakkında bilgi alamadığına dikkat çekildi.

Hukuksuz bir biçimde tutuklananların şiddet olaylarıyla bağlantılarını ispatlayan hiçbir delil bulunmadığı halde terörist oldukları iddia edilmekte ve kamuoyunda suçlu ilan edilerek hedef gösterildiğine işaret edilen açıklamada, "Haklarında hiçbir somut delil bulunmayan, şiddet olaylarına karışmamış muhalif insanların adil yargılanma hakkından mahrum bir şekilde özgürlüklerinin gasp edilmeleri; basın yoluyla ve hükümet sözcüleri tarafından itibarsızlaştırılmaya çalışılarak, suçlu gibi gösterilmeleri kabul edilemez" ifadeleri kullanıldı.

"Bu gidişata dur denilmezse, kısa süre içerisinde demokrasiyi, özgürlükleri, insan ve işçi haklarını savunacak kimse kalmayacak" uyarısında bulunan DİSK, tek parti rejiminin otorite kurduğu karanlık bir Türkiye'de insanlığın, uzun yıllar üzerinden atamayacağı derin travmalarla sarsılacağını ileri sürdü. DİSK, "Bütün bu olumsuz gelişmelere karşın mücadele azmimizi diri tutup umudumuzu koruyarak, halkımızın bayramını kutluyor, "Taşeron demokrasisi"nin adaletsizliği, güvencesizliği ve sefaleti bu ülkede kural haline getirmesine karşı var gücümüzle direneceğimizi bir kez daha yineliyoruz" dedi.