TBMM Başkanı Şahin: Beni öldürtecek misiniz?

İlginç diyaloglara sahne olan Genel Kurul'da BDP'li Hasip Kaplan'ın hem Şahin hem de AKP'lileri hedef alan "Tepkimiz sert olur" sözlerine Şahin, "Ne olacak sert olunca, ne yapacaksın. Meclis Başkanını öldürtecek misiniz, vurdurtacak mısınız, ne kast ediyorsunuz" sözleriyle tepki gösterdi.

21 Nisan 2010 Çarşamba, 14:54
Abone Ol google-news

Meclis Genel Kurulu'nda Anayasa değişikliği teklifinin 6'nci maddesinin görüşülmesi sırasında birleşimi yöneten Meclis Başkanı Mehmet Ali Şahin'le BDP'liler arasında sert tartışmalar yaşandı. BDP'li Sebahat Tuncel'in dün "Bu ülkede savaş var" sözü üzerine yaşanan ve Meclis Başkanı Mehmet Ali Şahin'in de katıldığı sert tartışma bugüne de taşındı. BDP'li Özdal Üçer'in konuşması sırasında bazı AKP'lilerin laf atması üzerine Meclis Başkanı Şahin, Üçer'i uyardı. BDP ise Üçer'in konuşmasının ardından Şahin'in dün ve bugünkü tavrı nedeniyle usul tartışması açılmasını istedi. BDP Grup Başkanvekili Ayla Akat Ata yaptığı konuşmada, dün Genel Kurul'da Sebahat Tuncel'in sözleriyle başlayan tartışmayı hatırlatarak, Tuncel'in kadın olmasına rağmen ağır hakarete uğradığını söyledi. Meclis Başkanı'nın yönetimini eleştiren Ata, "Meclis Başkanı bunun için ayağa kaldırmalı" dedi. Ata'nın ardından Meclis Başkanı'nın tutumu nedeniyle açılan usul tartışmasında BDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan'ın konuşması ise gerginliğe neden oldu.
 

Kaplan'ın sözleri Genel Kurul'u gerdi

Kaplan, bütün milletvekillerinin Meclis'e seçilerek geldiğini, bir milletvekilinin aldığı oyun diğer bir milletvekilinin oyundan ne fazla ne eksik olduğunu belirterek "Bu kürsü halkın kürsüsüdür. Ben de vekiliyim. Bu kürsünün dokunulmazlığı var. Birileri bu kürsünün dokunulmazlığını hırsızlık için, yolsuzluk için, kredi almak için kullanabilir. Ama bizim gibiler bu kürsüden düşüncelerinden dolayı yargılandı. Orhan Doğan bu kürsüden 1994'deki konuşmasında 'ben halka ve tarihe hesap vermekten korkarım' demişti. Bu kürsüden konuştuğumuz zaman ne iktidarın ne bir başka partinin, ne postalların ne de darbecilerin ne de çetecilerin ne hırsızların hiçbirinin hesabına gelebilecek bir konuşmayı bizden beklemeyin. Sizin gibi de konuşmak zorunda değiliz. Farklı düşünceler olabilir, tüzüklerimiz farklı, programlarımız farklı ama başkanlık divanı bu kürsüde konuşan hatibin yasama dokunulmazlığını tarafsız koruyacak" dedi.
 

'Meral Hanım gibi objektif olacaksın'

Kaplan birleşimi yöneten Şahin'i kast ederek, "Bu kürsüde AK Parti'li değil artık o. Meral Hanım gibi objektif olacaksın. Bize hep sayın diye hitap etti. Siz de öyle olacaksınız, partinizin diğer başkanvekilleri de. Sakın ha bu kürsü halkındır, bu kürsü milletindir, biz vekiliyiz. Bu kürsüye söz söyletirsek, kendimize değil, halka söyletmiş oluruz. Biz halk uğruna ölüme gideriz ölüme. Özgürlük için, adalet için, eşitlik için, yeni bir Türkiye, barış, demokrasi için her şeyi söyleyeceğiz ve postallara selam durmayacağız. Darbecilere selam durmayacağız, kimse de burada onların avukatlığını yapmasın bu kürsülerde. Tarafsız olmaya davet ediyorum. Dün onurumuz kırıldı, halkımızın karşısında bizi susturmaya kalkışmak bu Meclis'te ne demek" diye konuştu.
 

'Sizi uyarıyoruz tepkimiz sert olur'

Kaplan kürsüde, süresinin tamamlanmasının ardından da konuşmaya devam etti. Kaplan'ın Meclis Başkanı'na dönerek, "Bakın sizi uyarıyoruz tepkimiz sert olur sert olur sert olur" şeklindeki sözleri ise gerginliğe yol açtı. Meclis Başkanı Mehmet Ali Şahin, "Sizin gibi tecrübeli birine yakıştıramıyorum, oturun yerinize" diye tepki gösterirken, Kaplan'ın "sert olur" sözüne de "Ne yaparsınız, sert olunca ne yaparsınız. Meclis başkanını öldürtecek misiniz, vurdurtacak mısınız, neyi kast ediyorsunuz" sözleriyle karşılık verdi.
 

'Sözümün arkasındayım'

AKP milletvekilleri de Kaplan'ın sözüne "Bizi tehdit mi ediyorsun" diyerek tepki gösterdi. Kaplan AKP sıralarının önüne gelerek "Evet tehdit ediyoruz tepkimiz sert olur sert olur sert olur" diye bağırdı. CHP'li Algan Hacaloğlu da Kaplan'a tepki gösterdi. Hacaloğlu yerinden kalkarak "Bu ne biçim bir konuşma, ne diyor bu böyle bir seviyede konuşamazsın" diye bağırdı. Meclis Başkanı Şahin ise dün Genel Kurul'da Sebahat Tuncel'in "Bu ülkede savaş var" sözlerine yönelik "'Bu ülkede bir savaş var' derseniz Türkiye Cumhuriyeti güvenlik güçlerinin başka bir ülkenin güvenlik güçleriyle çarpıştığı anlamına gelir. Türkiye'de güvenlik güçlerimiz sadece terörle mücadele etmektedir ve halkımızın can güvenliğini sağlamaktadır. Şu çatı altında görev yapan hiç kimse terör örgütünü sanki Türk Silahlı Kuvvetleri ile çarpışan bir başka ülkenin silahlı gücüymüş gibi takdim edemez, buna hakkınız yoktur" şeklindeki sözlerini yeniden okudu ve "sözlerimin arkasındayım" dedi. BDP'li Özdal Üçer ise Şahin'e "Bunları Genel Kurul'a değil Genelkurmay'a söyle" diyerek tepki gösterdi.

 

"Hesap kitap yapmışsınızdır, hele onu ortaya koyun görelim"

Devlet Bakanı Hayati Yazıcı, Anayasa değişiklik teklifinin 6. maddesi üzerinde sorulara verdiği yanıtta, teklifle birlikte memurlarla masaya oturulacağını ve görüşme değe sözleşme şeklinde karşılıklı hak ve menfaatlerin imkanlar ölçüsünde tartılacağını ve bir noktaya varılacağını kaydetti.

Uzlaşma olmazsa hakem kurulunun karar vereceğini belirten Yazıcı, ''İşçilerle ilgili yüksek hakem kurulu kararları kesindir ve toplu iş sözlemesi hükmündedir. Memurlarla ilgili düzenlemede de ayın husus gözetilmiş ve paralel sözcükler kullanılmıştır'' şeklinde konuştu. ''Niçin grev hakkı yok'' şekilde eleştirilerin olduğunu anımsatan Yazıcı, ''Bu konuda hazırlığınız varsa koyun ortaya. Biz memurlarımıza toplu iş sözleşmesi yapma hakkı getirdik, bunun altını belirgin şekilde çiziyoruz. Grev hakkını öneriyorsanız elbette hesap kitap yapmışsınızdır, hele onu bir ortaya koyun görelim'' dedi.

BDP Van Milletvekili Özdal Üçer, grevsiz toplu iş sözleşmesinin bir anlam taşımadığını ifade etti.

CHP İstanbul Milletvekili Bayram Meral, ''12 Eylül hukukunu ortadan kaldıracağız derken tam tersi 12 Eylül hukukunun tahrip edemediklerini de ortadan kaldırmaya çalışıyorsunuz'' diye konuştu.

CHP Mersin Milletvekili İsa Gök, teklifin 6. maddesindeki düzenlemeyi eleştirirken ''şeker değil, zehir madde hince düzenlenmiştir'' dedi. Düzenlemeyle toplu sözleşmelerde uzlaşma sağlanamaması halinde Uzlaşma Kurulunun vereceği kararların geçerli olacağını anımsatan Gök, Kurulun çalışanların sağlık yardımlarının kesilmesi yönünde karar verme yetkisinin bulunduğunu, böylece özel sigorta şirketlerine pazar oluşturulacağını ileri sürdü. Gök, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın eşinin bir sigorta şirketinin olduğunu iddia etti.

Devlet Bakanı Hayati Yazıcı, CHP'li Gök'ün nesnel olmayan isnatlara dayanarak konuştuğunu ifade ederek, eğer varsa bu yöndeki dedikoduları konuşmasına mesnet yapmaya çalıştığını söyledi.

 

6. madde kabul edildi

TBMM Genel Kurulundaki gizli oylamaya 408 milletvekili katıldı. Oylamada; 336 kabul, 70 ret oyu kullandı; 1 oy geçersiz sayıldı, 1 oy da boş çıktı.

 

Maddeyle, Anayasanın 53. maddesinin kenar başlığı ''Toplu İş Sözleşmesi ve Toplu Sözleşme'' şeklinde değiştiriliyor. Memurlar ve diğer kamu görevlileri, toplu sözleşme hakkına sahip olacak. Toplu sözleşme yapılması sırasında uyuşmazlık çıkması halinde taraflar Uzlaştırma Kuruluna başvurabilecek. Uzlaşma Kurulu kararları, kesin ve toplu sözleşme hükmünde olacak.

Toplu sözleşme hakkının kapsamı, istisnaları, toplu sözleşmeden yararlanacaklar, toplu sözleşmenin yapılma şekli, usulü ve yürürlüğü, toplu sözleşme hükümlerinin emeklilere yansıtılması, Uzlaştırma Kurulunun teşkili, çalışma usul ve esasları ile diğer hususlar kanunla düzenlenecek.

Oy kullanma işlemi sırasında muhalefet partileri milletvekilleri, bazı üyelerin kabinlerin ve katiplerin bulunduğu yerde durmalarından dolayı tepki gösterdiler. Bu nedenle zaman zaman tartışma çıktı. Bu sırada CHP Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk ile Devlet Bakanı Egemen Bağış ve AKP Grup Başkanvekili Ayşenur Bahçekapılı arasında tartışma yaşandığı görüldü.


7. madde kabul edildi

Anayasa değişikliği teklifinin 7. maddesine 335 kabul, 69 ret oyu verildi. TBMM Genel Kurulu'ndaki gizli oylamaya 408 milletvekili katıldı. 335 kabul, 69 ret, 3 çekimser oy kullanıldı, 1 oy da boş çıktı.

Maddeyle, Anayasa'nın ''Grev Hakkı ve Lokavt' başlıklı 54. maddesinde değişiklik yapılıyor. Grev esnasında greve katılan işçilerin ve sendikanın kasıtlı veya kusurlu hareketleri sonucu grev uygulanan iş yerinde sebep oldukları maddi zarardan sendika sorumlu tutulamayacak. Siyasi amaçlı grev ve lokavt, dayanışma grevi ve lokavtı, genel grev ve lokavt, iş yeri işgali, iş yavaşlatma, verim düşürme ve diğer direnişlere ilişkin yasaklar kaldırılıyor. Oylama sırasında CHP'li milletvekilleri, kabin perdeleri açıkken zarflara oy konulduğunu ileri sürerek itirazda bulundular. TBMM Başkanı Şahin, milletvekillerini uyardı.

 

TBMM Genel Kurulu'nda, Anayasa değişikliği teklifinin 7. maddesi üzerindeki görüşmeler sürüyor. MHP Grubu adına söz alan Yozgat Milletvekili Akif Ekici, insan haklarına ve demokrasiye dayalı bir Anayasa arzuladıklarını belirterek, görüşülen teklifin hazırlanış usulünün yanlış olduğunu söyledi.

Teklif metninin, uzlaşma yerine dayatmacı bir tavırla hazırlandığını ileri süren Ekici, ''Bu Anayasa teklifiyle Habur görüntüsünün önünü mü açıyorsunuz? Oluşturmak istediğiniz altyapı, açılımın süreciyse o zaman siz burada Anayasa değil, başka şeyler yapıyorsunuz. Bu ajandanın faili olmayacağız, ortağı olmayacağız. MHP, başkentin Ankara olduğu gerçeğiyle gündemini belirler. Türk halkının haklarına halel getirecek hiçbir eylemin içinde olamaz'' diye konuştu.

CHP grubunun görüşlerini açıklayan Kocaeli Milletvekili Cevdet Selvi de yasaların meclislerde tartışılıp kabul edildikten sonra raflara konulan metinler olmadığını, çıkarılan her yasanın milletin yaşam standardını yükseltmesi gerektiğini söyledi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın ''Türkiye'de işçiler sömürülüyor'' şeklinde yorumda bulunduğunu belirten Selvi, ''Doğru bir tespit... Türkiye, işçinin, emeğin sömürüldüğü bir ülke haline gelmiştir. İşçinin ve emeğin sömürülmesine zemin hazırlayan AKP'dir'' dedi.

BDP grubu adına söz alan Bitlis Milletvekili Nezir Karabaş, ilgili taraflarla görüşüldükten sonra teklif metninin hazırlandığının ileri sürüldüğünü ifade ederek, ''Hangi işçi temsilcisi grev hakkı istemez. Tarafların görüşüyle hazırlanmış bir metin değildir'' görüşünü dile getirdi.


''Oy pusulası istendiği" iddiası

AKP Grubu adına söz alan Çorum Milletvekili Agah Kafkas ise hiçbir çalışanın grev hakkının elinden alınmadığını, Anayasa değiştirildikten sonra ilgili kanunlarda yeni düzenlemeler yapılacağını, bunun için de taraflarla çalışma sürdürdüklerini bildirdi.
AKP'li milletvekillerin, Başbakan Erdoğan'ın talimatıyla iş yaptığı yönünde eleştiriler bulunduğuna değinen Kafkas, şunları söyledi:
''30 yıldır ilk defa bu kadar kapsamlı, olağan bir ortamda Anayasa değiştiriyoruz. Bu, milletvekillerinin onur duyacakları bir iş. Biz milletvekili olarak oy pusulamızı alıp, kapalı kabinlerde vicdanımızla özgür bir şekilde oyumuzu kullanıyoruz. Ama bazı arkadaşlar kürsünün burada durarak partilerine mensup milletvekillerin girip oy kullanmasına engel oluyor. Eğer oy kabinine girerlerse, yanlışlıkla kabul oy vermelerinden korkunuz var. Grubu bulunan iki parti oylamaya katılmıyor. Oy kullanan partinin ise milletvekillerinden kabul oyu kullanmadıklarından emin olmak için beyaz oy pusulasını istediği yönünde duyumlarımız var. Eğer bu anlayış varsa üzülecek bir şey. Bu zemin, milletin iradesinin özgürce kullanılacağı yerdir.''

TBMM Genel Kurulunda, Anayasa değişiklik teklifinin 7. maddesi üzerindeki görüşmeler sırasında şahsı adına söz alan CHP İstanbul Milletvekili Fatma Nur Serter, genel grev yasağı kaldırılırken, lokavt yasağının da kaldırıldığını öne sürdü. Serter, ''Böylece lokavtı hak haline getiriyorsunuz. Bunu 1982 anayasası bile hak olarak tanımıyordu'' diye konuştu.

Türkiye'nin ILO'da ''kara listeye'' alındığını da iddia eden Serter, ''Tekel işçileri için sayın Başbakan 'bunlar ideolojik' demişti. Bu, AKP'nin emekçi hareketine nasıl baktığını gösteriyor. Yapılması öngörülen değişiklikler bunu örtemeyecektir'' diye konuştu.

Sorulara cevap veren Çalışma Bakanı Dinçer, yapılan konuşmalarda, kavram kargaşası ve saptırmalar olduğunu belirterek, öncelikle bununla ilgili birkaç söz söylemek istediğini ifade etti. Grevin anayasal bir hak olduğunu, lokavtın ise greve bağlı olarak kullanılabildiğini söyleyen Dinçer, ''Grev kararı olmadan işveren lokavta başvuramaz. Bizim sistemimizde bugüne kadar olmadı, bundan sonra da olmayacak. Yapılan düzenlemelerle grev olmadan kullanılabilecek lokavt düzenlemesi yapılmamıştır'' dedi.
Konuya ilişkin maddeler düzenlenirken işçi sendikaları ile görüşüldüğünü bildiren Dinçer, ''Grev varsa lokavt vardır. Onun dışındaki değerlendirmeler kafa karıştırmayla ilgilidir'' diye konuştu.

Türkiye'nin ILO'da ''kara listeye'' alındığı iddiasının tümüyle yanlış olduğunu belirten Dinçer, ''Diyelim ki Türkiye özel listeye konuldu. Tam da bu nedenle sizin bu Anayasa değişikliğini teşvik etmeniz gerekmez mi? Kendi içimizde tutarlı olmalıyız. Herhangi bir siyasetçi zamana ve yere göre konuşabilir. Ama bilim adamı söylememelidir. Özellikle hocalara söylemek istiyorum; biraz farklılığımızın olması gerekir'' dedi.

CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu'nun Dinçer'in sorulara cevap vermediğini belirtmesi üzerine TBMM Başkanı Şahin, ''Bırakın da sayın Bakan sorulara nasıl cevap vereceğine kendisi karar versin. Biz mi tayin edeceğiz nasıl cevap vereceğine? Eline yazılı metin mi vereceğiz şöyle cevap verin diye. Böyle bir şey olabilir mi?'' karşılığını verdi.
 

MECLİS'TE SAVAŞ GERGİNLİĞİ