Tehciri protesto ettiler

İstanbul Sultanahmet ve İzmir'de bir grup, 1915 yılında Ermeniler'in öldürüldüğü iddiasıyla protesto gösterisi yaptı.

24 Nisan 2011 Pazar, 13:49
Abone Ol google-news

İslam Eserleri Müzesi önünde toplanan İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesine üye bir grup adına yapılan açıklamada, 24 Nisan 1915 yılında İstanbul'da kültür, sanat, edebiyat ve düşünce dünyasının temsilcisi 220 aydının gözaltına alındığı ve Anadolu'ya doğru yola çıkarıldığı savunuldu.

Açıklamada, Ayaş ve Çankırı'ya götürülen bu kişilerden 139'unun öldürüldüğü ileri sürülerek, ''Dönemin yöneticileri olan İttihat ve Terakki Partisi ve onun tetikçi örgütü Teşkilat-ı Mahsusa aracılığı ile Anadolu'daki Ermeni varlığına, tüm tarihsel, ekonomik ve sosyal dokusuyla birlikte son verildi. Ermenilerin sadece canlarına kast edilmedi, mallarına, mülklerine, paralarına, hatıralarına, tarihlerine el konuldu'' iddiasında bulunuldu.

Basın açıklamasının ardından, 24 Nisan 1915'de gözaltına alındığı ifade edilen Ermenilerin isimlerinin yazılı olduğu karanfilleri, İslam Eserleri Müzesi önündeki ağaca bırakan grup üyeleri olaysız dağıldı.
 

"Yüzleşmek ve gerçeğimizle hesaplaşmak zorundayız"

İzmir Dokuz Eylül Meydanında toplanan iki grup, aynı anda, 1915 olaylarına ilişkin iddialar konusunda karşıt açıklama yaptı.

Basmane'deki Dokuz Eylül Meydanı Kültürpark girişinde toplanan çeşitli siyasi parti, dernek ve platform temsilcilerinin oluşturduğu grup ''24 Nisan 1915'de ne oldu?'' yazılı pankart ve o dönemde yaşamını yitirdiği iddia edilen Ermenilerin fotoğraflarının bulunduğu dövizleri açtı. Yere karanfil bırakıp, mum yakan grup üyeleri, bir süre oturma eylemi yaptı.

Eylemin ardından grup adına açıklama yapan Rezzan Karabulut, İstanbul'da Ermeni toplumunun ileri gelenlerinden 230 kişinin gözaltına alınarak, trenle Ankara ve Diyarbakır'a götürüldüğünü, bu yolculuk sırasında çoğunun hayatını kaybettiğini söyledi.

Daha sonra çıkarılan ''Tehcir Kanunu'' ile Suriye'ye doğru göçe zorlanan Ermenilerden büyük bölümünün de hayatını kaybettiğini iddia eden Karabulut, ''Hatırladıkça, farkına vardıkça yaşanan bütün olaylar hepimizin yüreğini acıtıyor. Artık bu acıların bir daha asla yaşanmamasını diliyoruz. Ve biliyoruz ki, ancak geçmişimizle yüzleşerek, acılarımızı aşarak, yaralarımızı sararak bunu mümkün kılabiliriz. Şunu çok iyi anlamak gerekiyor ki, bu acı hepimizin'' dedi.