Tekel direnişi Ankara Adliyesi'ndeydi

Tekel işçilerine destek veren 111 kişi hakkında açılan davada savunmasını yapan DİSK eski Genel Başkanı Süleyman Çelebi, Tekel işçilerine destek verenlerin değil onları bu noktaya düşürenlerin yargılanması gerektiğini belirterek milletvekili adayı olduğunu hatırlattı ve seçilirse bu davada yargılanmak için dokunulmazlık istemediğinin tutanaklara geçmesini istedi.

03 Haziran 2011 Cuma, 08:50
Abone Ol google-news

Tekel eylemine destek verdikleri için haklarında dava açılan DİSK, KESK, TMMOB, TKP ve Eğitim-Sen yöneticilerinin de aralarında bulunduğu 111 kişi hakkında açılan davanın ilk duruşması sona erdi.

19. Asliye Ceza Mahkemesi salonunun küçük olması ve sanık sayısının çok olması nedeniyle duruşma 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nin duruşma salonunda yapıldı. Mahkeme Başkanı ilk olarak sanıkların kimlik tespitini yaptıktan sonra ifadelerini almaya başladı.

Mahkemede ifade veren DİSK eski Genel Başkanı Süleyman Çelebi "Ben bu suçlamaları kabul etmiyorum. Olay tarihinde Disk Genel Başkanı'ydım. İşçilerin 4C uygulaması nedeniyle geleceği karartılmıştı. Bu uygulamaya maruz kalan işçilerin yanında olmamak suç olurdu" dedi. Söz konusu eylemlerle tekel işçileri ile dayanışma gösterdiklerini belirten Çelebi, yapılan dayanışmanın Anayasa'nın 90. Maddesi ile güvence altına alındığını ifade etti.

Çelebi "Hakkımızı kullandık diye yargılanıyoruz. Bu Anayasa'ya aykırıdır. Biz bu davanın sanığı değil bu sorunları yaşatanların tanığıyız. Esas şiddeti uygulayanlar güvenlik güçleridir" dedi. CHP'den Milletvekili adayı olduğunu da hatırlatan Çelebi "Kısmet olur seçilirsem dokunulmazlık istemiyorum. Bu davanın sanığı olmaktan onur duyarım" diye konuştu. Bu sırada mahkemede Çelebi'nin dokunulmazlıktan feragat etme isteği dokunulmazlıktan yararlanmak istiyormuş gibi algılanınca salonda gülüşmelere neden oldu. Ancak çelebinin talebi avukatı tarafından tutanaklara doğru geçmesi için "Müvekkilim dokunulmazlıktan yararlanmak istemiyor" şeklinde düzeltildi. Süleyman Çelebi duruşma salonundan seçim çalışmaları nedeniyle mahkeme başkanından izin alarak ayrıldı.


"Soğukta işçileri havuza atanlar cezalandırılmalı"


Sendika yöneticisi İsmail Yurtseven ise suçlamalara katılmadığını belirterek "Suç tarihinde 2 buçuk ay boyunca Ankara sokaklarında biber gazına maruz kalan tekel işçilerini yanında olmamak suç olurdu. İşçileri gaza boğan emniyet görevlileri bu duruşmada yargılanmalıydı" dedi. DİSK Genel Başkan Yardımcısı Ali Cancı ise tekel işçilerinin verdiği haklı mücadeleye karşı DİSK yöneticisi olarak destek verdiğini, verdiği destekten dolayı pişmanlığının bulunmadığını ifade etti. Cancı "Soğuk havada işçileri havuza atanlar, soğuk havada işçileri sokaklarda yaşatanlar cezalandırılmalıdır" dedi.

DİSK Genel Başkan Vekili Tayfun Görgülü ise tekel işçilerini meşru eylemlerinde desteklediğini ifade ederek eylemlerin Anayasa ve uluslararası sözleşmelerle güvence altına alındığını ve kendisine yöneltilen hiçbir suçlamayı kabul etmediğini belirtti. DİSK Yöneticisi Ali Rıza Küçükosmanoğlu ise bu davada yargılanması gerekenlerin IMF ve Dünya Bankası politikalarını uygulayan yöneticiler olması gerektiğini belirterek "20 yıl önce tekelde 100 bin kişi çalışıyordu. Yapılan uygulamalarla bu sayı çok azaltılmıştır. Ben bir sendikacı olarak görevimin gereğini yerine getirdim" dedi.


"Destek verdim, suç işlemedim"

BES Genel Başkanı Osman Biçer, sadece yapmaları gerekeni yaptıklarını belirtirken TMMOB Genel Sekreteri Nebil Hakan Genç "Destek için gittim. Suç işlemedim" dedi.

Eğitim-Sen Genel Sekreteri Mehmet Boşgeyik 4C uygulamasına karşı çıkan işçilere Eğitim-Sen olarak destek verdiklerini belirtirken eski Eğitim-Sen Genel Başkanı Zübeyde Kılıç ifadesinde şunları kaydetti:

"İddia konusu eylem bir basın açıklamasıdır. Gerekçesi de tekel işçilerinin özelleştirme sonrası karşı karşıya bırakıldıkları duruma karşı desteklemektir. Bir sendika yönetiminde bulunmam nedeniyle böylesi haklı bir eyleme destek vermem birincil görevlerim arasındadır. İddianamede yer aldığı gibi ana yolları kapatan, trafiği kapatan, basın açıklamasını gerçekleştirmeye çalışan emekçiler değil, onlara gaz bombası ve copla müdahalede bulunan güvenlik güçleri ile onlara bu emirleri veren amirleridir."

TKP Genel Başkanı Erkan Baş ise partisinin politikasının emekçilerden yoksullardan ve işçilerden yana olmak olduğunu belirterek, destek vermek için söz konusu eyleme gittiklerini, işçilerin hakları için mücadele ettiklerini belirtti. Baş "Görevimizi yerine getirdiğimizi düşünüyorum" dedi.

 

"Mağdur olan biziz, yargılanan da biziz"

Tek Gıda-İş'in Genel Başkanı Mustafa Türkel, "12 Eylül döneminde, olağanüstü durumlarda dahi böyle bir şey olmamıştı. İşin garibi mağdur olan biziz, yargılanan da biziz" dedi.

2009'da TEKEL'in yaprak ve tütün işletmeleri bölümünün kapatıldığını ifade eden Türkel, çalışanlarının ise 4-C'ye geçirilmek istendiğini ifade etti.

4-B statüsündeki yaklaşık 12 bin işçinin bin 800-2 bin 100 TL arası maaş aldığını anımsatan Türkel, aynı işçinin 4-C'ye geçmesi durumunda maaşının aylık 705 lira düştüğünü; yıllık izin, kıdem tazminatı ve fazla mesai gibi sosyal hakların olmadığını vurguladı.

Türkel, hükümet ile yapılan görüşmelerden sonuç alınamadığını, bu nedenle 15 Aralık 2010'da başlayan ve 78 gün süren eylem yapıldığını anımsattı. Danıştay'ın 4-C'ye geçişle ilgili süre sınırlandırmasını kaldıran kararının ardından eyleme son verdiklerinin altını çizen Türkel, ayrılırken 1 Nisan 2010'da tekrar Türk-İş'te toplanarak yeni kararlar almayı ve bunu basın açıklamasıyla duyurmayı kararlaştırdıklarını belirtti. Polisin kendisini arayarak eylemin yasal olmadığını, yürüyüş ve toplantı yapamayacaklarını söylediğini aktaran Türkel, kendisinin ise amaçlarının yürüyüş olmadığını sadece açıklama yapacaklarını sonra da dağılacaklarını belirttiğini söyledi. Olay günü 10 bin polisin Türk-İş çevresini kuşattığını dile getiren Türkel, şehir dışından gelen işçilere Ankara'ya girişlerin kapatılarak seyahat özgürlüğünün engellendiğini belirtti. Türkel, polisin Türk-İş yöneticilerinin dahi genel merkez binasına girmesine izin vermediğini ifade ederek, "12 Eylül döneminde, olağanüstü durumlarda dahi böyle bir şey olmamıştı. İşin garibi mağdur olan biziz, yargılanan da biziz" dedi.
 

Polisin şiddetini gördüm

KESK eski Genel Başkanı İsmail Hakkı Tombul ise kamu emekçilerinin yanında olduklarını belirterek, "1 Nisan'da açıklamanın yapılacağı alana gitmek istedim ancak polis bütün yolları kapatmıştı. Türk-İş Genel Merkezi'ne ulaşamadım ancak çevre caddelerde ve Sakarya Meydanı civarında polisin şiddet uyguladığını gördüm. İşçiler sadece meşru haklarını arıyorlardı" dedi.

Sanık Ramazan Kahraman'ın ise duruşma salonunda kimlik tespiti sırasında "4-C'liyim ve maaşım 850 Liradır" demesi dikkat çekti. Sanık Gürsel Köse ise o olay zamanında Tek Gıda-İş Genel Başkan Danışmanı olduğunu belirterek, "78 gün boyunca canımız yandı. Polisin uyguladığı şiddetten sakat kalan arkadaşlarım var. Arkadaşlarım sadece çocuklarının ve ailelerinin geleceğine yönelik haklarını korumaya çalıştılar" dedi.

Mahkeme, ifadesi alınamayan sanıkların, bir sonraki celse ifadelerinin alınması için mahkemeye zorla getirilmelerine karar vererek, dava dosyasındaki eksikliklerin giderilmesi için duruşmayı erteledi.