Televizyoncular günah çıkarırsa...

"Uykudan Önce" gösterisi, popüler kültürün içinden gelen, ona hizmet eden iki televizyoncunun günah çıkarması, itirafları ve vicdanı. Öykü Onur Tanyel ve Yiğit Alıcı'nın hazırladığı bu şov, ismine inat rahat uyutmuyor. Gösterilerinde kendileri de dahil herkes payına düşeni alıyor.

17 Nisan 2011 Pazar, 10:30
Abone Ol google-news

Öykü Onur Tanyel yönetmen. Popüler ve anti popüler pek çok işte imzası var. Yiğit Alıcı ise daha tanıdık. Bir dönem televizyonları meşgul eden pek çok popüler programın sunucusu. Bu ikiliyi Dream TV’den tanımak mümkün. İkili, Dream TV’de Öykü Onur Tanyel’in yönetmenliğini yaptığı “Hot Dog” programında popüler kültürü eleştiriyordu. Az ama öz izlendiler. Şimdi habere konu olmalarının nedeni ise aynı içerikte farklı projeleri. Çünkü Yiğit Alıcı ile Öykü Onur Tanyel’in oynadığı, popüler kültürün mizahi bir yaklaşımla eleştirildiği “Uykudan Önce”, sessiz sedasız geniş izleyici kitlelerine ulaşmaya başladı. Şehir efsanesi olarak başlayan bu sahne programı artık sürekli. Eğer bugün bir program yapmadıysanız “Uykudan Önce”nin yeni gösterisi saat 17.00’den itibaren Ortaköy Kültür Merkezi Afife Jale Sahnesi’nde.

Biz ise hikâyeyi baştan alalım. Popüler kültüre büyük hizmet veren ve daha sonra bindikleri dalı kesmenin keyfini yaşayan bu Don Kişotları tanıyalım. Ekibi bir araya getiren Aralık 2008’de başlanan “Sorun Farkı” adlı proje. Stand-up tadında sıradışı bir içeriği sahip bu gösteri, 2009 yılı boyunca Beyoğlu mekânlarında sahnelendi. Efes One Love festivalinde yapılan kapanışla son buldu. Bundan iki yıl önce de Öykü Onur Tanyel’in projesi olan ve uzun yıllardır gerçekleştirmek istediği “Uykudan Önce” için çalışmalara başlandı. Gösterinin ismi de yabancı değil. Adile Naşit’in 1980’li yıllarda TRT’de yayımlanan “Uykudan Önce” programına bir gönderme. Bunlar hazırladıkları bültenden bazı bilgiler… Gösterinin derdi medyanın “yarattığı gerçekliğin” dönüşümü. Yalanlar, pazarlama hileleri ve de “kuzuların nasıl uyutulduğu”. 1980’lerde televizyonda Adile Teyze’nin anlattığı masalları dinleyen Öykü Onur Tanyel ve Yiğit Alıcı, 1990 ve 2000’lere gelindiğinde bu kez kendileri o televizyonun içindeydi. Şimdi de televizyonculuktan gelen bu ikili, “izleyenlere göremedikleri şeyleri” göstermeyi deniyor. Diyeceksiniz bu ne perhiz bu ne lahana turşusu? Deyin, demelisiniz. Onlar da bunun farkında. Zaten beslendikleri de bu çelişki. “Geçinmek için” yaptıkları işleri gününde eleştirmeleri bu yüzden. Önce küfür edip ertesi gün onu övmek de buna dahil. Ama önemli olan bunu kendilerine rağmen yapabilmeleri. Arkadaş buluşmalarında başlayan kısa süreli şovları, benim de asker arkadaşım Kıvanç Dönmez’in ısrarı ile küçük barlarda devam ettikten sonra, bu ortaklık şimdi büyük salonlarda ve turnelerle devam ediyor. Tanyel süreci özetliyor: “Biz bu işi yapmaya başlayınca insanların kafası karıştı. Çünkü bu topraklarda kimse kendini eleştirmez. Ama biz kendi bindiğimiz dalı keyifle kesiyoruz. Belki de bir vicdan muhasebesi bu”. Alıcı devam ediyor: “Senin benimle yaptığın ilk röportajda ‘bu işin hayat kadını olmayı öğreniyorsunuz’ demiştim. Artık öğrendiklerimden iyice utanıyorum ve bu büyük bir yük. Onu anlatmam gerekiyor”.

“Uykudan Önce” maskotu bir koyun. “Hadi, boş verin gitsin” demek yerine, “koyun gitsin” diyorlar. Bu kelime oyunu manidar. Bir de bu ikilinin salonda program yapmaya geçişinde yaşadıkları sıkıntılar var. Bar ortamında dikkat dağıtıcı çok şey olduğu kesin. Bu yüzden hata ve tecrübesizlikler gözden kaçar. Ama konsantre olmuş ve beklentisi yüksek bir dinleyici kitlesi varsa işte asıl sınav orada başlar. Bu sınavı da Öykü Onur Tanyel anlatıyor: “Salonda bu şovu yapmak daha farklı, zor. Gerçek sahne orası. Barda özne siz değilsiniz. Mesela biz barda insanlara ‘shot’ alkol ikram ediyorduk ve gereksiz magazin bilgilerini soruyorduk. Elbette hepsini iyi biliyorlardı. ‘Biz de iç ve unut’ diyorduk. İlk salon sahnemiz 800 kişiydi ve şovu hakkıyla bitirdiğimizde bu işten gerçekten keyif aldığımızı anladık”. Bu ikili gerçekten çok sıkı popüler kültür düşmanları. Alıcı, “televizyonda izlediğimiz her şey yalan. Ya da bilmemiz gereken. İşte biz televizyoncular aslında yaptığı işte yalan söylemek zorunda değil. Neden mi? Çünkü işin temeli yalan üzerine kurulu. Farklı bir gerçeklik bu. Böylece hiç sırıtmıyor. Buradaki alkış da sevgi de nefret de yalan ve de geçici” diyor. Bu sahte dünyada kişinin kendini önemsemesi en tehlikelisi. Bu çok çılgın ve delice bir durum.

Fark ettiyseniz programın içeriğinden fazla bahsetmedik. Ama bu bir sır değil. “Uykudan Önce” güncel, değişken ve yaşayan bir içeriği sahip. Her sahne kendine özel ve farklı. Peki, “Uykudan Önce” bir televizyon programı olur mu? Öyle ya ikili aslen televizyoncu. Bu haliyle biraz zor. Ama gösteri büyürken duvarlara çarpıyor. Eleştiri kabiliyeti arttıkça da oklar üstlerine geliyor. Televizyon içinse teklifler daha önce de gelmiş. Tanyel, “televizyoncuyuz ama şu anki kabiliyetimizi kaybetmek istemiyoruz. Zamanla sahneye tutunmaya başladık. Eleştirilerimiz televizyon için fazla. Kendimizi törpüleyeceksek bu iş olmaz” diyor. Yiğit Alıcı da köyün delisi gibi konuştuklarını anlatıyor: “Bunu televizyonda bu kadar rahat şekilde yapamayız. Polis basar. Zaten hoşgörü sıfır, eleştiriye de geçit yok. Bir keresinde bir avukat izledi bizi. Her cümlemiz için ödeyeceğimiz tazminat tutarlarını not aldı. Fenaydı!”

Yiğit Alıcı ve Öykü Onur Tanyel… Derdi olan bir iş yapmaya çalışıyorlar. Öykü, “Yiğit hayatta hiçbir şeyi ciddiye almaz benden başka. Komik olan beni de hayatta ondan başka kimse ciddiye almıyor. Böyle tuhaf bir durum var” diye sonlandırıyor sohbetimizi. Bir de uyarı yapıyor bana; “Türkiye’de en çok röportajı yapılan ama yayımlanmayan gösteri bizimkisi. Bakalım senin ki yayımlanacak mı?” Alın bakalım… Başa dönelim bu programın adı “Uykudan Önce”. Ama izledikten sonra rahat uyuyamayacaksınız. Çünkü bu şov popüler kültürün içinden gelen iki televizyoncunun günah çıkarması, itiraflar ve vicdanı. Görünen o ki bu işten zamanla çok para da kazanabilirler. Şöhret de kapılarında. Ama dediklerine göre sistem önce onları içine alacak sonra hazmedemeyecek ve tükürecek. Göreceğiz…

www.uykudanonce.com

twitter.com/uykudanonce